14 Mart 2007  Boru Hatları

 

Yaklaşık 14 yıldır devam eden boru hatları mücadelesi Periembe günü (15 Mart 2007) tarihinde Başkan Putin'in koyacağı imza ile neticeleniyor. Zira Başkan Putin 14-15 Mart tarihlerinde Atina'ya resmi bir çalışma ziyaretinde bulunacaktır. Aslında bu proje 4 Eylül 2006 tarihinde Rusya Federasyonu Devlet Başkan Vladimir Putin’in Atina ziyareti sırasında Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Bulgaristan Devlet Başkanı Georgi Pırvanov ile imzaladıkları bir anlaşmayla neticelenmişti. Ancak tarafların o dönemde yaptığı açıklamaalardan bu hat üzerinde kesin anlaşmaya varılamadığı neticesi çıkmaktaydı. Bu gün gelinen noktada Türkiye önemli bir stratejik oyunu kaybederken Rus gazetelerinin de ifade ettiği gibi Ortadoks ittifakı bu mücadeleyi kazanmıştır. Maalesef ki, Enerji Bakanlığımızın gerekli stratejilerden yoksun politikaları Ankara’nın stratejik bir yenilgiyle karşı karşıya kalmasına sebep olmuştur. Yıllarca bu konuda yazdığımız onlarca makale, radyo ve tv mülakatlarında yaptığımız uyarılar bir işe yaramamıştır.

 

Boğazlarda artan tanker trafiği yükü karşısında Rus tankerlerinin zaman zaman günlerce sırada beklemesi ve bu sebeple artan masraflar sebebiyle uzun süredir Kremlin tarafından arayışlar sürdürülmekteydi. Rusya Yakıt ve Enerji Bakanlığı’nda yapılan çalışmalarda Boğazları by-pass eden 12 farklı proje çıkarılmıştı. Ancak bu projelerden uygulanabilir olanları sırasıyla aşağıdakilerdi

 

1) Burgaz (Bulgaristan) – Dedeağaç (Yunanistan) (Burgas-Aleksandropolis) Boru Hattı

2) Samsun – Ceyhan Boru Hattı

3) Köstence (Romanya) – Omisajl (Hırvatistan) Boru Hattı

4) Burgaz (Bulgaristan) – Vlore (Arnavutluk) Boru Hattı

5) Kıyıköy – İbrikbaba / Kilyos – Saros Boru Hattı

 

Ancak bu hatlar içerisinde en şanslısı 4 Eylül’de atılan imzayla Burgaz – Dedeağaç hattı oldu. Burgaz – Dedeağaç Petrol Boru Hattı Projesi fikri ilk defa 1994 yılında ortaya atıldı. Daha sonra her üç ülke arasında 2003 yılı Ocak ayında da bir mutabakat zaptı imzalandı. Projeye göre Rus petrolü gemilerle Bulgaristan’ın Burgaz limanına getirilecek, oradan inşa edilecek boru hattı yoluyla Yunanistan’ın Ege Denizi’nde bulunan Aleksandropolis linanına pompalanacak. Daha sonra ise gemilerle istenen yere nakledilecek. Böylece Boğazlar by-pass edilmiş olacaktı. Daha sonra çeşitli düzeylerde bu konuda görüşmeler sürdürüldü. Putin en son bundan yaklaşık bir yıl önce 8 Eylül 2005 tarihinde Yunanistan’a gitmiş ve boru hatlarını görüşmüştü. Başkan Putin, Yunanistan ziyareti öncesinde 6 Eylül 2005 tarihinde Tuapse’de (Krasnadorski Kray) Rusya’nın Devlet Petrol ve Boru Hatları Şirketi Rosneft'in Başkanı Sergey Bogdançikov ile görüşmüştür. Görüşme sonrasında Bogdançikov yaptığı açıklamada, Rosneft’in Burgaz-Dedeağaç Projesi’ne katılma kararı aldığını söylemiştir. Bogdançikov ayrıca bir soru üzerine yaptığı açıklamada da, Türk Boğazlarının yıllık 86 milyon tonluk kapasitesinin aşılarak talebin 100 milyon tona ulaştığını ve bu nedenle petrol trafiğinde Rusya açısından dezavantajlı bir durumun oluştuğunu ifade etmiştir. Çünkü sıkışan trafik Rus petrol tankerlerinin günlerce Karadeniz'de beklemesine ve dolayısıyla ulaşım giderlerinin artmasına sebep olmaktadır.

 

Burgaz-Dedeağaç (Aleksandrupolis) petrol boru hattının 300 kilometrelik hattın kapasitesinin 15 ile 35 milyon ton/yıl olması planlanmaktadır. Rusya'nın çiçeği burnunda Başbakan Yardımcısı Sergey Narişkin'in açıklamalarından 2008 yılında bu projenin inşaasına başlanacağı anlaşılmaktadır. Rusya’nın bu projede iştirak edecek firması Rosneft Başkanı Bogdançik’e göre proje 2010 yılına kadar tamamlanacak ve projenin kontrol paketi (çoğunluk hissesi) Rusya’da olacaktır. Rusya projede yüzde 51 paya sahip olarak, 'Burgaz-Aleksandrapol Boru Hattı Konsorsiyumu şahsında temsil edilecek. Bu konsorsiyumun kurucuları arasında 'RosNeft', 'GazpromNevt' ve 'TransNeft' yer almaktalar. Bulgaristan ve Yunanistan Projede her ikisi de yüzde 24,5 pay alacaklardır. Hattın toplam maliyetinin yaklaşık 800 milyon Avro olması beklenmektedir. Putin anlaşmayı imzaladıktan Bulgaristan ve Yunanistan’ı geleneksel müttefikler olarak adlandırmış ve projenin her üç ülkenin de milli çıkarlarına uygun olduğunu açıklamıştır.

 

Türkiye’nin uzun süre boru hatlarına ilişkin olarak net bir politikanın belirlenememesi sebebiyle, öncelikle ulusal kapsamda bir rekabet yaşanmıştır. Başlangıçta Trans-Trakya boru hattı ileri sürülmüş ve daha sonra bundan vazgeçilerek,  “Samsun-Ceyhan” hattına destek verilmiştir. Ancak, uzun süre net bir politikanın belirlenememesi ve belirlenen bu hatlara hükûmet çevrelerince gerekli siyasi desteğin verilememesi, Boğazları by-pass edecek boru hatlarında Yunanistan seçeneğini öne çıkarmıştır. Hatta basınımızda Enerji Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı çevrelerine dayanılarak yapılan değerlendirmelerde “Samsun-Ceyhan hattının yapılmasının Bakü-Tiflis-Ceyhan’ın önemini azaltacağı” gibi hiçbir temeli olmayan değerlendirmeler dahi yapılmıştır. Samsun-Ceyhan'ı rakip olarak görme zaafına düşülmüş ve şimdi ise Burgaz-Dedeağaç ile ciddi bir rekabet ortamı yaratılmıştır.

 

Ancak SSCB’nin dağılması sonrası artık bir süper güç statüsünde olmadığını anlayan Rusya’nın belirlediği “Enerji Süper Gücü” politikasında Rusya her geçen gün daha fazla yol almakta bunun için ciddi bir enerji diplomasisi uygulamaktaydı. Moskova bu anlamda çok yönlü politikalar uygulamakta Türkiye’nin de dahil olduğu bölge ülkeleri arasında bir rekabet yaratmaktaydı. Özellikle boğazları by-pass eden hatlarda bu rekabet daha da belirginleşmekteydi. Rusya pazarlığı kızıştırmak ve boru hatlarında çoğunluk hissesini ele geçirmek için sürekli Türk ve Yunan hatlarını gündemde tuttu. Türkiye ile pazarlıklarda ATAK Helikopter ihalesi de dahil bir çok etkenler devreye sokuldu. Ancak Rusya’nın hem bu ihaleden elenmesi ve hem de istediği hisse oranına erişememesi Türk hatlarının şansını giderek azalttı. Diğer yandan Türkiye ile son zamanlarda Mavi Akım konusunda ilerletilen anlaşmalar Rusya’yı boru hatlarında giderek Türkiye’ye daha fazla bağımlı hale getirmekteydi ve Rusya Ankara’ya daha fazla bağımlı kalmak istemiyordu. Bu sebeplerle beraber Türkiye’nin dış politik tutarsızlığı ve ABD’nin Rusya ile enerji alanında işbirliği yapmayın yönündeki tavsiyelerinin de etkisiyle yeterince bu projeye önem vermemesi boğazlar ve Türkiye'nin by-pass edilmesi ile neticelenmiştir. Ancak düşük bir ihtimal olmakla beraber bölgedeki enerji kaynaklarının giderek artması orta vadede Samsun-Ceyhan’a yeniden ihtiyacı doğurabilir.

 

Türksam Başkanı Sinan OĞAN'ın BBC Londra Türkçe Servisinin 2006 yılında boru hatlarına ilişkin sorularına verdiği yanıtları dinlemek için aşağıdaki linki tıklayınız.

 

http://www.bbc.co.uk/turkish/indepth/cluster/2006/08/060815_audio_packages.shtml