Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 16 Mayıs Pazar akşamı Azerbaycan, Gürcistan ve İspanya’yı kapsayan yoğun gezi programına İran’a ziyaret ile başlamıştır.

 

Başbakan Erdoğan bu ziyaretinde 1989 yılında Belgrad’da kurulan ve G-15 olarak adlandırılan grubun dokuzuncu Toplantısına katılmak üzere İran’da bulunan Brezilya Devlet Başkanı LuizInacio Lula da Silva ve İran Cumhurbaşkanı MahmudAhmedinejad ile görüşecektir. Bilindiği gibi Brezilya ve Türkiye BM Güvenlik Konseyi’nin iki geçici üyesi olarak bu dönem görev almışlardır. Her iki ülke İran’a nükleer zenginleştirilmiş madde takası sorunundan dolayı uygulanmak istenilen yaptırımlar öncesi bir çözüm bulacaklarına dair fikir birliğine varmış ve bunu Dünya kamuoyuna açıklamışlardır. Brezilya Devlet Başkanı Lula, G-15 toplantısı münasebetiyle bulunduğu Tahran’ı nükleer programı konusunda uluslar arası kamuoyu ile anlaşması için ikna etmeye çalışacaktır. Daha evvel Devlet Başkanı Lula’nın  Rusya’yı ziyareti sırasında Rusya Devlet Başkanı Medvedev Lula’ya bu konuda yüzde otuz şans tanımış, fakat Lula on üzerinden 9,9 oranında başarı beklediğini ifade etmiştir.

 

Bu arada Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu da halen Tahran'da bulunmaktadır. Davutoğlu ile İran Dışişleri Bakanı MenuçehrMutteki ve Brezilya Dışişleri Bakanı CelsoAmorim arasında görüşmeler sürmektedir. Sürdürülen bu görüşmelerden olumlu bir sonuç elde edilmiş olmalı ki Başbakan Erdoğan ziyaret programına İran’ı da dahil etmiştir. Erdoğan yaptığı açıklamada, İran'da en üst düzeyde temaslarının olduğunu, bunun ardından takas ile ilgili süreci başlatma fırsat bulacaklarını ifade etmiştir. Erdoğan, "Takas Türkiye'de olacak" ibaresi metne eklendiği için İran'a gidiyorum, şeklinde gelinen noktayı vurgulamıştır. Bu ifade ile İran’ın nükleer madde zenginleştirilmesini kendisi yapması konusundaki tavrından taviz vereceği izlenimi edinilebilir. Ancak, bunun şartlarının ne olduğu önümüzdeki birkaç gün içinde açıklığa kavuşabilecektir.

 

Bu arada arabuluculuk görevini üslenen ve şu anda İran’da bulunan Brezilya ile İran’ın ekonomik ilişkilerini en üst düzeye çıkartmak için bir takım anlaşmalar yaptığı belirtilmektedir. Bunlardan en dikkat çekeni, Brezilya’nın İran’a yiyecek ihracatı için bir milyar dolarlık finansman sağlayacağı ve bu suretle iki ülkeye de yabancı bankalardan bağımsız serbest ticaret olanağı sağlanacağıdır. İran’la Brezilya arasında yapılan ticaretin ilerideki dönemlerde beş kat artarak, 10 milyar dolar seviyesi yükseltilmesinin hedeflendiği İranlı yetkililer tarafından açıklanmıştır. Her iki ülke İran petrol tesislerinin modernizasyonu için bir memorandum imzalamışlardır.

 

İran’ın bu girişimi yeni bir stratejiyi uygulamaya koyduğuna şahit olmaktayız. Kendisini Latin Amerika ile derin ekonomik ilişkiler kurmak suretiyle kendisini ABD ve Batıya karşı güven altına alma çabası içine girmiştir. Bilindiği gibi, BM Güvenlik Konseyi ABD ve Batı’nın baskısıyla daha önce başarısız olan üç yaptırımı uygulamaya koymuştur. Dördüncüsü ise gündemdedir. Eğer İran yeni bir uzlaşmaya evet demez ise, BM Güvenlik Konseyi’nde yeni yaptırımların uygulanması kaçınılmaz olacaktır. Bununla beraber, Başkan Obama İran’a yaptırım uygulanmasından önce, Batılı firmaların İran ile ticaret yapmaktan imtina etmesini sağlama konusunda Avrupa ülkeleri ikna etmenin yollarını aramaktadır. Bu gerçekleşirse İran oldukça zor duruma düşecek anlamına gelmektedir. Ancak, Rus Dışişleri Bakanı Lavrov bu konunun adil bir yaklaşım olmayacağını, İran halkının zarar görmesine Rusya’nın seyirci kalmayacağını ifade etmiş ve BM Güvenlik Konseyi kararları dışında bir yaptırım uygulanmasına karşı olduklarını açıklamıştır.

 

Kanaatimizce, İran ABD’nin hamlesine karşı tedbir olarak, yeni bir hamle ile ABD ve Batının oyununu boşa çıkartmaya çalışmaktadır. Brezilya ile ilişkilerde Batı bankalarının kredi baskısından bağımsız bir şekilde yapılacak ticaret potansiyeli, İran’ı Avrupa ve Kuzey Amerika kaynaklı ekonomik ilişkilerden bağımsız hale getirecektir. Bu şekilde, Güvenlik Konseyi’nin alacağı kararlarda bankalar yoluyla uygulanmak istenilen yaptırımların bir getirisi olmayan girişimler olarak kalması hedeflenmektedir. Diğer taraftan, ABD’nin gayri resmi olarak, ABD ve Avrupa firmaları tarafından uygulamasını istediği İran’la ticari ilişkilerin kesilmesi meselesinin uygulansa bile, Brezilya gibi yeni seçeneğin İran ile ticari ve ekonomik ilişkileri tesis etmesi sonunda etkisiz kalacağı söylenebilir. Bu şekilde İran bir taşla iki kuş vurmuş olacaktır.

 

İran Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nın (NPT) gereği olan nükleer enerjinin barışçı amaçlarla kullanılması hakkından bir milim dahi geri adım atmayacağını ısrarla tekrarlamaktadır. İran’ın en yakın destekçisi olan başta Çin ve Rusya’ya ilave olarak, bundan sonra Brezilya’nın da İran’a karşı katı yaptırımların uygulanmasına karşı tavır aldığını görebiliriz.

 

İran’ın ABD ve Batı’nın bütün karşı çıkışına rağmen nükleer programına ait tavrından asla taviz vermediğini görmekteyiz. İran’ın en güçlü lideri durumunda olan Ayetullah Ali Hameney’in Brezilya Devlet Başkanı ile görüşmesi sırasında, “ABD’nin İran ve Brezilya arasında olduğu gibi, bağımsız ülkeler arasındaki kan bağına karşı bir öfkesi vardır. Bu nedenle sizin gelişinizden rahatsız bir tavır göstermiştir” şeklinde bir ifadede bulunmuştur. Bu ifade ile bundan sonra İran’ın Batı ile olan ilişkilerinde uygulamaya konulacak her türlü yaptırıma karşı bağlantısızlara ve G-15 grubuna üye ülkelerle kuracağı ilişkilerle yeni alternatifler arama yoluna gideceği değerlendirilebilir.