Bu gün Afganistan sorunun çözümü ABD ve gelecekteki dünya düzeni için örnek teşkil edecek son derece önemli bir mesele olarak yer işgal etmektedir. Sonunda varılan nokta yalnız Afgan halkını derinden etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda küresel terörizm, aşırı uçlarla mücadele, Ortadoğu ve Asya bölgesinde istikrarın sağlanması açısından ABD ve NATO’nun başarısı ve güvenilirliği konusunda değiştirilmesi son derece güç yargıların ve olumsuz algılamaların yerleşmesine neden olabilecektir. Başarı, demokratik bir yapı içinde istikrarlı ve halkın merkezi yönetime güvendiği ve bölgede işbirliği için köprü vazifesi gören barışçı bir Afgan Devleti’nin oluşumunu gerçekleştirebilecektir. Başarısızlık ise, 30 yıldır sürmekte olan savaş ve kargaşanın Afgan halkı üzerinde muhtelif grupların bir arada barış içinde yaşama arzusunu yok etmesi bir yana, Afgan toprakları terörizm, aşırı dini gruplar, Pakistan, Hindistan ve İran’ın kendi menfaatleri uğruna mücadele ettikleri bir alan olacaktır. Bu duruma belirli bir zaman içinde Türkiye, Rusya ve ABD’nin de müdahil olabileceği değerlendirilirse Afganistan’ın o zaman patlamaya hazır bir bomba olacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu açıdan bakıldığında ABD ve NATO’nun Afganistan’da başarılı olmaktan başka bir seçeneği yoktur gibi gözükmektedir.

 

Başkan Obama’nın bu ay içinde açıklamış olduğu Afgan raporu da bu doğrultudadır. ABD uygulamakta olduğu yeni stratejisi doğrultusunda 2011 Temmuz ayında sorumluluklarını merkezi Afgan hükümetine bırakarak çekilmeye başlayacak ve 2014’e kadar tamamen ülkeyi terk edecektir. Bu şu anlama gelmektedir. Afganistan’da halen mevcut Taliban etkisi ortadan kaldırılarak halkın merkezi hükümete olan güveni ve bağlılığı tesis 2011 Temmuz ayına kadar sağlanması gerekmektedir. Gerçekte bu amaca yönelik olarak ortaya konulan yeni strateji doğrultusunda,  Taliban’ın etkin olduğu bölgelerde Pakistan ile işbirliği yapılarak, Kandahar ve Helmand bölgelerinde yapılan askeri harekatlarla bir kısım başarıların kazanıldığı görülmektedir. Ancak, Başkan Obama’nın vermiş olduğu ayrılış tarihine kadar Taliban unsurlarının pasif duruma geçerek, batılıların çekilmesini müteakip ülkenin kendi başına kalmasıyla tekrar etkin hale geçmesi akılcı bir yaklaşım tarzı olacaktır. ABD tarafından belirtilen başarılarda Taliban’ın bu stratejisinin etkisinin olabileceğini değerlendirmemek doğru bir sonuca götüremeyebilir. Taliban istediği yerde istediği gücü toplayabildiğini bu hafta içinde 150 kişilik bir kuvvetle Pakistan sınır karakollarına yapmış olduğu saldırılarla göstermiştir ve bu saldırının Başkan Obama’nın başarı dolu raporunun ardından yapılmasının bir tesadüf olduğunu söylemek pek akla uygun gelmemektedir.

 

Bunun dışında Wikileaks sızıntılarından açığa çıkan istihbarat bilgilerine göre, Pakistan ve Afganistan hükümet ve silahlı kuvvetleri yetkililerinin Taliban’a bilgi sızdırması gerçeği ne kadar güçlü bir örgütlenme içinde olduklarını göstermesi açısından önemli ipuçları vermektedir. İddiaların doğru veya yanlış olduğuna bakılmaksızın ciddi bir şekilde araştırılarak, başarıların pekiştirilmesi için bu kanalların mutlaka tıkanması gerçeğini gözler önüne sermektedir.

 

Türkiye’nin şekillenmeye başlayan gücü kalıcı Afganistan’da barışın idamesi için katkı sağlayacaktır.

 

ABD’nin çekilmesi sonrası bölgede etkin ülkenin kim olacağı konusu yavaş, yavaş şekillenmeye başlamaktadır. Ülkede zaten bir NATO üyesi ülke olarak etkin rol oynayan Türkiye, edinmiş olduğu tecrübe, din birliği ve ortak kültür değerlerinin verdiği stratejik avantajlarla Afganistan ve Pakistan ile ilişkilerini daha da öteye götürerek, gelecekte bölge dengeleri üzerinde kilit bir rol oynayacak konuma gelmek için gerekli ortamı sağlamış görünmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla Türkiye konusunda hem Afganistan ve hem de Pakistan ortak bir mutabakat içindedir.

 

Bugün Pakistan ve Afganistan Cumhurbaşkanları ile yapılan zirve bunun en önemli göstergesidir. Yapılacak altı anlaşma dışında özel bir kırmızı hattın çekilmesi ve en üst düzeyde istişare imkanı yaratılması Türkiye’nin o bölge coğrafyasında oynayacağı rolün habercisi niteliğindedir. Türkiye bir taraftan İran ile ilişkilerini geliştirirken, diğer taraftan İran’ın arka kapısındaki önemli komşusu olan Afganistan’da ve kadim dostu Pakistan’da etkin bir işbirliği içinde olacak anlamına gelmektedir. Halen Afganistan’da hatırı sayılır bir güvenilirlik tesis etmiş olan Türkiye’nin Afgan güçlerinin eğitiminde daha da etkin rol oynaması, Taliban ile ilişki tesis ederek merkezi hükümetle ile her ikisinin uyumunun sağlanması için arabuluculuk yapması kalıcı barışın tesisinde ciddi artık değerler yaratabilir. Gerçekte de Kuzey bölgelerinde Türklere olan olumlu sevgi ve güvenin ülke sathına yayılması için çaba gösterilmesi olumlu sonuçlar doğuracağına kimsenin itirazı olamaz.

 

Her üç ülke başkanlarının İstanbul’da yaptıkları zirve konusunda ABD’nin tepkisinin ne olduğu henüz açıklık kazanmamıştır. Ancak, akılcı bir değerlendirme ile ABD’nin Türkiye’yi alkışlaması gerektiği değerlendirilmektedir. ABD’nin Afgan Cumhurbaşkanı Karzai ile yolsuzluk konusundaki sıkıntıları, Pakistan topraklarında bilgi vermeden giriştiği askeri harekatların yarattığı sıkıntılar karşılıklı ilişkilerde sorunlar yarattığı her kesin malumudur. Bu durumda Türkiye’nin Afganistan’da sorunun çözümüne katkısı aşağıda değerlendirilmeye çalışılan iki safhada gerçekleşebilir.

 

·ABD’nin 2011 Temmuz ayında çekilmesinin başlamasına kadar olan safha: Türkiye bu gün her iki ülke nezdinde elde ettiği konum ile Afganistan ve Pakistan hükümet yetkilileri arasında koordinasyonu ve işbirliğini sağlayabilecek ve arada kalan birçok sorunun çözümüne katkıda bulunmasına yardımcı olunabilecektir. Bu safhada eğitim konusunda almış olduğu sorumluluğun kapsamını genişleterek, hem Türkiye’de, hem de Afganistan’da Afgan güçlerinin yetiştirilmesinde etkin bir rol oynamasının yanı sıra, Türkiye Pakistan ile işbirliği yaparak, burada yurt edinmiş ancak, Afganistan’da etkin olan Taliban unsurları ile ilişkiye geçerek merkezi hükümet ile müzakereye katılmalarına ikna edebilir. Bu suretle Taliban’ın da hükümette yer alarak mücadelenin siyasi platformda yapılmasına ön ayak olabilir. Bu suretle Pakistan’dan gelecek terörist faaliyetlerin önlenmesinde etkin bir görev yüklenilmiş olur. Bu ise Afganistan Pakistan sınır bölgelerinde güvenliğin, barış ve istikrarın sağlanmasında etkili bir sonuç doğurur. Dolayısıyla merkezi hükümetin konumu daha da güçlenir ve ABD’nin çekilmesine uygun ortam hazırlanabilir.

·ABD’nin çekilmesi sırasında ve sonrasında ise, yukarıda belirtmiş olduğum komşu ülkelerin müdahalelerine karşı ABD stratejisi doğrultusunda kararlı bir karşı destek sergileyebilir. Bu da hem Taliban’ın geri dönüşüne, hem de ülkede tesis edilmek istenilen istikrar ve barış ortamına üçüncü ülkelerin yaratacağı kargaşalarla müdahale edilmesine karşı Afgan hükümetinin gerekli tedbirlerin alınmasına yardımcı olabilir. Bu şekilde Pakistan ile sağlanan sınır güvenliği, içeride hükümetle uyumu sağlanan Taliban unsurlarının işbirliği ile demokratik bir Afgan hükümetinin oluşmasına ortam hazırlar ve istikrara katkıda bulunabilir.

Sonuç olarak; Böyle bir zirveyi gerçekleştiren Türkiye, Afganistan ve Pakistan ile el ele vererek bölgeyi çatışma ortamından barış ortamına taşımaya katkıda bulunabilir. Önemli olan Batının ve ABD’nin bu girişimi “Türkiye şimdi nereden çıktı” demeyip ve en önemlisi eksen kayması gibi doğru olamayan varsayımlarla itham etmekten imtina ederek desteklemesi gerçeğidir.