Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve ABD’li mevkidaşı Mike Pompeo, 4 Haziran’daki görüşmelerinde, ilçede güvenlik ve istikrarın sağlanmasını içerecek bir yol haritasını onaylamıştı. Plan, Türk ve ABD tarafının askeri ve istihbari unsurlarla ilçede ortak denetime başlamasını da öngörüyor. Mutabakat ayrıca Menbiç’te YPG’nin çıkmasından sonra ilçede “yerel unsurlarından bir yönetim” kurulmasını hedefliyor. TSK ile ABD Silahlı Kuvvetleri unsurlarınca, Fırat Kalkanı Harekat alanı ile Menbiç arasında kalan hatta sekizinci devriye faaliyeti icra edildi. TÜRKSAM Genel Sekreteri A. Gencehan Babiş, TRT Radyo Haber’de Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki Menbiç meselesini değerlendirdi.

A. Gencehan Babiş’in Elif Yeriğ, Erhan Yardımcı, Fatih Dağdelen ve Bahadır Şerif Onaran’ın hazırladığı Radyo Ajandası programındaki değerlendirmelerinden öne çıkan başlıklar şöyle….

Menbiç Uzlaşısı Türk – Amerikan İlişkilerinde Kopuşu Engelledi

Menbiç konusuna son süreçte Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo arasında gerçekleşen görüşme sonrası yürütülen diyalog mekanizması sonuçlarını büyük ölçüde verdi diyebiliriz. Tam olarak içeriğini ve sonuçlarının ne olacağını ilerleyen süreçte anlayacağız ama ilk olarak iki ülke ilişkileri açısından olumlu bir durumun ortaya çıktığını görüyoruz. Neden bu böyle? Çünkü Menbiç küçük bir yerleşim birimi olmasına rağmen Türk-Amerikan ilişkilerinde neredeyse ilişkilerini neredeyse kopma noktasına kadar götürmüştü. Taraflar arasındaki karşılıklı söylem düzeyi iyice gergin bir hal almıştı. Bunun bir savaşa, sıcak bir çatışmaya dönüşmeyeceği belliydi ama Menbiç ciddi bir gerginlik kaynağıydı. Dolayısıyla, özellikle Suriye konusunda Türkiye’nin bir taraftan İran ve Rusya’yla birlikte Astana Süreci’ni yürüttüğünü diğer taraftan da Esad yönetiminin karşısında Batı’yla birlikte farklı bir süreci devam ettirdiğini biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye burada iki tarafta da bulunan tek devlet konumunda duruyor. Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerde Menbiç noktasındaki uzlaşma, aslında bir kopuşu engelledi diyebiliriz. Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgede güvenebileceği Türkiye’den başka herhangi bir ülke yok. Dolayısıyla Türkiye’yi tamamen karşısına alan bir Amerika Birleşik Devletleri’nin, Menbiç özelinde de Suriye genelinde de büyük sıkıntılar yaşayacağı aşikârdır. Dolayısıyla ABD – Türkiye arasındaki bu tansiyon özellikle ABD’nin bir öneki Dışişleri Bakanı Tillerson’ın Türkiye ziyaretindeki görüş alışverişi sonrası yavaş yavaş azalarak bu noktaya kadar geldi ve şu an Türkiye hem de Amerikan askerlerinin bulunduğu devriyeler Menbiç’in kontrolünü sağlamak için çalışmalarına devam ediyor.

Menbiç Konusunda 4 Önemli Nokta

Şu anki durumu değerlendirirken Menbiç konusunda Türkiye açısında aslında dört tane nokta çok önemli. Birincisi, Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlama meselesidir. Buradaki terör gruplarının Türkiye tarafından frenlenmesi konusunda önemli bir merhaledir. Türkiye’nin özellikle burada Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarındaki kararlı tutumunun ben çok önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Kandil Operasyonu’nun da devam ettiği düşünülürse uzun vadede Türkiye lehine sonuçların ortaya çıkacağını belirtmek gerekir.

İkinci nokta Suriyelilerin kendi anavatanlarına dönüşü ve buradaki etnik yapının orijinaliyle tekrar tesis edilmesidir. Bir diğer nokta yine Menbiç’in Fırat’ın doğusunda nasıl bir çerçeve çizileceği ile alakalı belki iki taraf arasında bir model teşkil edebileceğidir. Son olarak, belki en önemli nokta ise Türkiye’nin kırmızı çizgilerinin korunması noktasındaki geri adım atmamasıdır. Suriye politikasını incelediğinizde, Türkiye ortaya bir prensip koydu. Türkiye “Benim bir kırmızı hattım var; Fırat Nehri’nin batısına geçilmesini istemiyorum” demişti. Membiç’teki terör gruplarından temizlenmesi ile Türkiye’nin bu kırmızı çizgilerinin korunduğu bir şekilde ispatlandı.

Menbiç Süreci CENTCOM ile Değil EUCOM ile Yürütüldü

Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri ile yürüttüğü bu karşılıklı diyalog mekanizmasında bir şey dikkati çekiyor; süreç Stuttgart’da yürütüldü. Çavuşoğlu – Pompeo görüşmelerinden sonra, Stuttgart’taki ABD Avrupa Kuvvetler Komutanlığı (EUCOM) ile sürdürüldü ama Suriye’de Amerika Birleşik Devletileri’nin Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) faaliyet gösteriyor ve bu komutanlığın başında bulunan isimlerden Joseph Votel’in yaptığı açıklamalara baktığımız zaman, açıklamaların neredeyse hepsinin ilişkileri gerebilecek tonda olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla sürecin EUCOM ile yürütülmesinin bu bağlamda gerginliğin iki taraf arasında yeniden üst düzeye çıkarılmaması için önemli bir ayrıntı olduğunu düşünüyorum.

Suriye’de ABD – Rusya Arasındaki Mesafe Kapanıyor

Bu sürecin Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye arasında Membiç’te olumlu bir sonuç vermesi ilerleyen süreçte burada Fırat’ın doğusundaki terör gruplarının temizlenmesinden açısından da önemli bir adım olacağı fikrindeyim. Kandil’de Türk ordusunun operasyonları devam ediyor. Irak’tan Suriye’ye geçişin engellenmesi, Fırat’ın doğusunun temizlenmesi ve Suriye’nin kuzeyindeki yapının biraz daha kontrol altına alınabileceği ve uzun vadede artık buraya yönelik Türkiye’nin hamlelerinin daha başarılı gerçekleşmesi noktasında bir alt yapının şu an yavaş yavaş oluşturulduğunun sinyallerini alıyoruz. Artık ne Rusya ne ABD önceki dönemlere nazaran bölgede çok büyük gerginlikler ve büyük çatışmalar istemiyorlar. Trump’ın yaptığı açıklamaların alt metnini okuduğunuz zaman hep bunu görüyorsunuz, Amerika Birleşik Devletleri’nin buradan çıkarılmasına ilişkin demeçlerini hatırlıyoruz. Suriye’deki bu sonuçsuzluk iki tarafı da yordu ve iki taraf için de belli mesafeler kat edildi, Rusya Esad’ı belli bir noktada tuttu, rejimin tamamen gitmesini engelledi. Amerika Birleşik Devletleri, Suriye içerisinde etkinlik noktasında önemli bir aşama kaydetti. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri de Rusya da kendi acısından değerlendirdiğimizde bir yol aldı. İki taraf açısından bakıldığında artık Amerika Birleşik Devletleri’nin Esad’ın gidişini öncelemediğini görüyorsunuz. Eskiden Amerika Birleşik Devletleri’nin politikalarına baktığınızda Beşar Esad’ın bir şekilde gitmesi gerektiğini üzerine basa basa ifade ediyordu. Ama artık Esad’dan veya yavaş yavaş bitme noktasına gelen IŞİD’den ziyade Amerika Birleşik Devletleri’ni İran’ın oradaki varlığı daha çok ilgilendirir. Dolayısıyla bunları hep beraber değerlendirdiğinizde iki taraf arasındaki o mesafe yavaş yavaş kapanıyor da diyebiliriz.