TÜRKSAM Analisti A. Gencehan Babiş, 26 Ocak 2018 tarihinde KRT ekranlarında yayınlanan Gün İzi programda Aslı Kurtuluş’a Zeytin Dalı Operasyonu’nun 7. gününde Afrin’deki terör örgütlerine yönelik devam eden harekâtı ve Türkiye – Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasın yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi.

 

Gencehan Babiş’in değerlendirmelerinden satır başları şöyle…

 

“Akdeniz’e Bağlantıyı Kesmek, Türkiye’nin Sınır Güvenliği ve Varlığını Suriye’deki Aktörlere Göstermek”

 

2011’de Esad’a karşı ayaklanmaları çıktığı zamandan bu yana Afrin’de yavaş yavaş terör örgütlerinin kök salmaya başladığı bir süreç de başladı. Afrin’in önemli özelliği, terör koridorunun Akdeniz’e ulaşmasında önemli bir bağlantı noktası olmasıdır. Türkiye’nin Afrin’e operasyonunda amacı hem bu bağlantı noktasını koparmak hem sınır güvenliğini sağlamak hem de Suriye’de bulunan diğer ülkelere karşı bölgedeki varlığını meşru bir şekilde göstermek olarak özetlenebilir.

 

“Bölgeye Girişte Büyük Bir Askeri Başarı Mevcut”

 

Operasyonu özellikle Türkiye’den yapılan hava operasyonlarının terör örgütünde ciddi bir çözülmeye yol açtığına dair bilgiler var ve öte yandan terör örgütlerinin dünyaya yansıttığının tam tersi bir şekilde aslında sivillere çok özen gösterilerek devam edildiğini biliyoruz. Operasyonun ne kadar uzun süreceğini kestirmek için erken bir süreç; ama bölgeye giriş etabında Türk ordusunun büyük bir askeri başarıya imza attığına ilişkin değerlendirmeler mevcut. Operasyon Afrin’in iç bölgelerine yöneldikten sonra sokak sokak belki ev ev devam edecektir. Şu andan daha da yavaş gidebilir. Hem askeri hem de diplomatik anlamda başarılı bir şekilde bölgeye girilmiştir.

 

“Türkiye’nin Kararlığı ’30 Bin Kişilik Ordu’yu ’30 Kilometrelik Güvenli Hat’a Çevirdi”

 

Terör örgütlerinden başka ABD, Rusya ve Suriye ile irtibatların kurulduğunu da görüyoruz. ABD, en başta Türkiye sınırından “30 bin kişilik ordu”nun kurulacağını söylemişti, sonra “30 kilometrelik bir güvenli hat” oluşturulacağına ilişkin açıklamaların geldiğini biliyoruz. Türkiye’nin operasyondaki kararlılığı bu “30 kişilik ordu”dan “30 kilometrelik güvenli hat”ta çevirmiştir. Yalnız ABD’nin açıklamları son derece çelişkili ve ilişkilere bakıldığında bir güven bunalımının olduğunu görüyoruz. Anlaşılan odur ki, Türkiye bölgede kendi göbeğini kendi kesecektir. Türkiye’nin kararlılığı Suriye’deki bütün aktörlere limitlerinin ne kadar yüksek olduğunu, gücünün ve bölgedeki olaylara meşru şekilde müdahil olmasının ne kadar önemli olduğunu gösterecektir. Bu da ilerleyen süreçte diplomatik alanda Türkiye’nin elini rahatlatacaktır.

 

“ABD’nin Maskesi Düştü”

 

Terör örgütlerinin adına ne derseniz deyin, bölgedeki bu yapılanmanın belki de en çok ABD farkında; ama bunu dünyaya aktarırken zaman zaman Suriye Demokratik Güçleri olarak maskeleyerek lanse ediyordu. Geçtiğimiz günlerde ABD’nin üst düzey bir yetkilinin açıklamasında bölgedeki terör gruplarının tarif ederken “PKK” ifadesinin kullanmasıyla ABD’nin maskesi düşmüştür.

 

“Büyük İhtimalle Trump Verilen Metinlere Uymadı”

 

İlişkilerin çetrefilli boyutu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasındaki telefon görüşmesine de yansıdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’ye silah verilmesinin durdurulmasıyla ilgili çağrısı telefon görüşmesinde tam olarak karşılık bulmadı. ABD’nin yazılı açıklaması büyük ihtimalle Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinin belirlediği prensipler çerçevesinde şekillendi; ama Trump’ın ikili görüşmede bu noktaların dışına çıktığını varsayabilir. Bizim itimat edeceğimiz bizim Cumhurbaşkanlığımızın kaynakları olmalıdır. Bu durum ilişkilerin karmaşık bir boyutta olduğunu da ortaya koyuyor. ABD’nin YPG’ye silah desteği hem ikili ilişkiler, hem NATO bünyesinde hem de diğer uluslararası kuruluşlardaki tavra bakıldığında dostlukla ve işbirliğiyle açıklanamayacak bir olgu.

 

“Fırat’ın Doğusunda Yüzlerce Kilometre Terör Örgütü ile Sınır ve Onlarca ABD Üssü Var”

 

Süreç, El Bab Operasyonu ile başladı, Afrin aslında bunun ikinci aşaması inşallah sorunsuz tamamlanacak. Üçüncü aşama ve Afrin Operasyonu’nun doğal devamı Menbiç olacaktır. Menbiç’teki operasyon terör örgütünün Fırat’ın doğusuna çekilmesi bakımından önemlidir. Yalnız burada meselenin Afrin ve Menbiç ile sınırlı kalmaması gerekmektedir. Türkiye’nin yüzlerce kilometrelik sınırında terör örgütü YPG ve onlarca Amerikan üssü vardır. Daha sonrasında Fırat’ın doğusundaki hatta da muhtemelen Türkiye’nin operasyonlarını göreceğiz ki böyle de olması gerekiyor.

 

“Dörtlü Mekanizma ABD’yi Yalnız Bırakır”

 

Astana ve Soçi’de Rusya – İran ile bir ortak hareketin benimsendiğini görüyoruz. ABD ise uzun süredir YPG ile devam eden temasını bu süreçte yalnız kalınca pekiştirdi. Suriye’nin Rusya ve İran üzerinden bu sürece dahil olma ihtimali yüksek. Zeytin Dalı Operasyonu’nun ilerleyen safhaları belki de Türkiye’nin Esad rejimiyle doğrudan diyaloğunu karşımıza çıkarabilecektir çünkü bölgede uzlaşıyı merkezi hükümetlerle sağlarsanız bölgede terör yapılanmalarını barındırmazsınız. Evet, Esad’ın elinde kan olduğunu biliyoruz; ama şu anda Türkiye için bir büyük sınır güvenliği meselesi ve beka sorunu varsa terör hattını kurutmak için Birleşmiş Milletler nezdinde tanınan Suriye merkezi hükümeti ile bir şekilde iletişime geçmemiz gerekmektedir. Türkiye – İran – Irak – Suriye olarak dörtlü bir mekanizmanın kurulması ABD’yi yalnız bırakacak ve eli kolu biraz daha bağlayacaktır.