PKK’yı, PKK yapan unsurların başında yerel-bölgesel sorunlardan yararlanmak ve büyük güçlerin taşeronluğunu yapmaktaki yeteneği gelmektedir. İlk aşamada devletin elinin uzağında kalan köylerin halkı arasındaki su paylaşımından aşiretler arası kan davasına kadar her anlaşmazlık PKK’nın o bölgeye girip, yerleşmesini kolaylaştırdı. Arap-İsrail kavgasından, Ermeni teröründen yararlanarak Bekaa’da üslendi. Barzani-Talabani çatışması K.Irak’a yerleşmesinin yolunu açtı. İran-Irak savaşından doğan fırsatı kaçırmayarak küresel taşeronluğunun ilk adımlarını attı. Körfez Savaşıyla ve SSCB’nin dağılması SAM-7 füzesi elde edebileceği pazarların kapılarını açtı. Kıbrıs Türkünün kurtarılmasından doğan ve 12 Eylül’le zirve yapan batıdaki Türkiye husumetinden diplomasi ve örgütlenmeyi öğrendi. Can vermek üzereyken Irak’ın işgali sayesinde tekrar ayağa kalktı.

 

Bu yeteneği onu bugün başka atılımlar gerçekleştirmesinin eşiğine kadar getirmiştir. Artık geçmişte izlediği yol çok daha geniş ve az zahmetli bir güzergâha dönüşmek üzeredir. Türkiye bir an önce nihai ve son adımı atmanın planlaması içerisindeki PKK’ya son vermek zorundadır. Çünkü:

 

– Örgütün beyin takımı PKK’yı 21. yüzyılın örgütüne dönüştürecek girişimleri başlatmanın arifesinde. Bölgede ve Türkiye’de artık hukuki bir temel üzerine oturmuş güç haline gelmenin projeleri üzerinde çalışmaktadır. Yeni bir anayasada Kürtlerin sözde temsilcisi görevini üstlenmek arzusundadır. Silah bırakacağı, teröre son vereceği yanılgısı içindekilerin PKK’nın demokratik bir çözümle siyasete çekilmesi çalışmalarını büyük bir iştahla izlemektedir. Pek çoklarının terörle mücadelede başarılı olacağına inandıkları bu projenin 21. Yüzyılda da varlığını sürdürmesini kolaylaştıracağından hiç kuşku duymamaktadır.

 

– Yurt içinde egemenliği altında bir bölgenin sınırlarını belirlediğine inanmaktadır. Geniş tabanlı halk örgütlenmesi yapmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin mahkemesini, güvenlik güçlerini, eğitimini, maliyesini ret etmektedir. Bunların yerine kendi sistemini kurmaya çalışmaktadır. Duyduğu güven sayesinde yedi katlı sığınaklarda sayıları elli-altmışı bulan teröristleri barındırmaktadır. Buralardaki standartları yükselterek gaz lambasından jeneratörlere, güneş panellerinin kullanımına geçmiş bulunmaktadır. Kırsal hayatını güzelleştirerek banyo yapılacak yerler inşa etmekte, eskiden olduğu gibi barınaklardaki teröristlerin kış boyunca bitlenmelerinin önüne geçmektedir.

 

– 2012’yi topyekûn direniş yılı ilan etmektedir. Önce yurt içinde halkı devletiyle çatıştırmaya çalışacak sonra batıyla sıkı ilişkileri ve işbirliği bulunan kuruluşlarını harekete geçirerek bölgeye müdahale edilmesini sağlamak için çaba gösterecektir. Anayasada kendisine mutlak surette yer açma hedefinin peşini hiç bırakmayacaktır.

 

– Marksist-Leninist terör örgütünden, etnik Kürtçü terör örgütüne dönüşümü gerçekleştiren PKK, içeriden ve dışarıdan gelen zorlamaların etkisi altında son bir dönüşümle Kürt halkının meşru temsilcisi olmaya ve bu sahipliliğini yeni anayasaya dikte ettirmeye hazırlanıyor. Bunda başarılı olursa terör, zaman zaman başvurulacak iç çatışmaya dönüştürülecek, siyaset belki silahın önüne geçirilecektir. Değişmeyecek tek husus; PKK’nın etnik bölücü faaliyeti olacaktır. Anayasada etnik Kürtçülüğe yer verilmesi terör faaliyetlerinin nihai hedefi olduğu için yaratacağı sonuç çok daha tehlikeli olacaktır.

 

– Büyük bir hızla etnik ve mezhep çatışmasının içine sürüklenen Irak ve Suriye’deki hiçbir gelişmenin dışında kalmamaktadır. K. Irak’taki üslendiği alanı, doğu ve güneydoğumuzdaki alanlarla birleştirmeye çalışmaktadır. Her Kürtçünün rüyası olan “Kürdistan”ın büyük bölümüne sahip olmak için Suriye’deki Kürtleri de ele geçirmek üzere faaliyet yürütmektedir. BARZANİ ile PKK arasındaki çekişme Suriye Kürtleri yüzünden biraz daha alevlenmektedir. İkisi de Akdeniz’de kıyı elde etmenin hayaliyle zihinsel sarhoşluk geçirmektedir.

 

– Kavganın büyüklüğü nedeniyle etnik Kürtçü-Şii ittifakı hiç şaşırtıcı olmayacaktır. Böyle bir ittifakın başımıza ne dertler açacağı uykularımızı kaçırmak için yeterli olmalıdır. Çaresi kalmayacak BARZANİ’nin Türkiye’ye yanaşması bile bölgedeki ateşten kaçışımızın olmadığını ortaya koyacaktır.

 

– Körfez Savaşı’ndan önce Turgut ÖZAL’ın, Irak’tan kazançlı çıkacağımızı öne sürdüğü “bir koyup üç alacağız” sözleriyle sokak argosuyla dalga geçen PKK’ya, Suriye’de aynı fırsatı vermemek zorundayız. ESAD’lı veya ESAD’sız yeni bir Suriye için hazırlıklarımızın eksiksiz olması gereklidir.

 

– Bölgemizin altının üstüne gelmesine yol açacak gelişmelere uygun bir tavır almanın hazırlıkları içerisindeki batı, Kürtlerin dil-kültür-vatan birliğini sağlamanın girişimlerini gerçekleştirmektedir. Kaçınılmaz bir sonla önümüzdeki birkaç yıldan sonra ortak tarih, vatan, dil ve kültür çevresine toplanmış, Kürt milleti yaratılacaktır. Irak ve Suriye’nin parçalanmış olması nedeniyle bu ülkelerin engel olma rolleri ortadan kalkacağı için hedef Türkiye olacaktır.

 

– Almanya yıllardır yürüttüğü Alevi araştırmalarını sonuçlandırarak, soykırım çıkışının zeminini hazırladı. Fransa ortak dil-kültür konusuna ağırlık vermektedir. Türkiye ile K. Irak arasında işbirliği gerçekleştirmeye çalışan ABD, diğer yandan Ermeni soykırım yalancılarıyla Kürtçüleri bir araya getirerek yeni soykırım yalanları icat etmektedir. Soykırım, Zazalık, Alevilik konularına dört elle sarılan Ermeni diasporası, bunları kullanarak “Batı Ermenistan”ı hayalini gerçeğe dönüştürmenin projelerini hazırlamaktadır.

 

– Ermeni, PKK ve Kürtçü soykırımcılarıyla onların batılı destekçileri bugünkü çabalarının nihayetinde Lozan’ın ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuki varlığını ortadan kaldırmayı hedeflemektedirler. Bunu başarmaları halinde; Atatürk’ü çeteci, Kurtuluş Savaşı’nı da çete harbi olarak niteleyeceklerdir. Dillerine doladıkları “Mütemadiyen Soykırım” dayanağıyla Ruanda ve Yugoslavya’daki etnik kırımla bizim terörle, bölücülükle mücadelemizi eş tutacaklar ve suçladıkları herkesin uluslararası mahkemelerde yargılanmasını sağlamaya çaba göstereceklerdir.