Iraklı yetkililer tarafından, terör örgütü IŞİD’in (DEAŞ) elinde tuttuğu Türk Telafer kentinin geri alınması için başlatılacak operasyona yaklaşık 40 bin güvenlik gücünün katılacağı belirtilmiştir. Bu güçlere Haşdi Şaabi adı verilen Şii unsurların katılıp katılmayacağı henüz netlik kazanmamıştır. Bu operasyonla gündeme gelen Telafer neresidir, neden önemlidir konusuna açıklık getirmeye çalışalım.

 

Telafer, Türk ve dünya kamuoyu tarafından yeteri kadar bilinmemekte ya da bilinmek istememektedir. 11’inci yüzyıldan bu yana bir Türk kenti olan Telafer’in nüfusunun tamamı Türklerden oluşmaktadır. İlçe merkezinde 350.000, köylerinde 100.000 olmak üzere 450.000 Türkmenin yaşadığı Telafer, Musul iline bağlı ve dünyanın en büyük ilçelerinden biridir. Nüfusunun büyük bölümü Sünni, kalanı Şii ve Bektaşi’dir. 200’den fazla köyü bulunan Telafer, Musul’dan 70 km, Türkiye’den 85 km, Suriye sınırından 70 km. uzaklıktadır. Nüfus bakımından ülkedeki 18 vilayetin 10’undan daha büyüktür. Buna rağmen Irak’ta yönetimdeki Arap ve BAAS rejimleri tarafından nüfusunun tamamı Türkmen olduğu için ilçe statüsünde tutulmuştur. Bu statüsü halen de devam etmektedir. 

 

1920’de İngilizlere karşı ayaklanma başlattığı için cezalandırılmaya başlanan Telafer’de Arap yönetimleri tarafından çok boyutlu baskılar inanılmaz ölçülere ulaşmıştır. Kentte yeni bir ev yapmak, yıkık bir evi onarmak ve ağaç dikmek dahi yasaklanmıştır. Su ve kanalizasyon şebekesi yapılmamış, ilçe halkı susuzluk ve salgın hastalıklara maruz bırakılmıştır.

 

Kerkük’ün kentli dokusundan farklı olarak Telafer aşiret bağlarını güçlü olarak yaşatan bir ilçeydi. Telafer Türk aşiretlerinin hemen hemen hepsi çok güçlü bir Türk milli kimliğine sahiptiler. Telafer’de 82 büyük aşiret bulunmaktaydı. Ancak 2003 yılında işgal süreciyle birlikte bu yapı, özellikle çoğunluğu teşkil eden Sünni aşiretlerde oldukça zarar görmüştür.

 

Temmuz 2003’den itibaren Barzani peşmergeleriyle Amerikan ordusu, stratejik bir planlama çerçevesinde Telafer kentinin etnik yapısını dağıtarak, kentte peşmerge-Kürt hakimiyeti kurma planını uygulamaya başlamıştır. Bu güçler tarafından Şii-Sünni çatışması yaratılmıştır. Bunlara İran destekli Şii Bedir güçleri ve başka ülkelerin unsurları da katılmıştır. 2004-2008 arası Şii-Sünni çatışmasının yaratıldığı süreçte Telafer, değişik ülkelerin ve örgütlerin üzerinde yoğunlaştığı bir merkez olmuştur. 2014 yılına kadar da bu operasyonlar devam etmiştir.

 

2014 yılında IŞİD tarafından işgal edilen kentte 350 bin Türkmen göç etmek zorunda kalmıştır. Bunlardan tespit edilebilenleri; 60.000 kadarı Türkiye’ye, 13.000’i Suriye’ye, 120-150 bin civarında Türkmen Kerbela-Necef-Bağdat bölgesine, 3000’i aşkın aile Erbil-Dohuk-Süleymaniye bölgesinde oluşturulan kamplara, 3000 aile Kerkük ve civarına yerleşmiştir. Yüzlercesi hayatını kaybetmiştir. Türkiye’ye göç edebilenler şanslıdır. Ancak diğer bölgelere gidenler, çok güç şartlarda var oluş mücadesi vermekte, ikinci sınıf insan muamelesi görmekte, uyum sorunu yaşamaktadırlar. Peşmergeler, Telafer Türkmenlerine potansiyel terörist gözüyle bakmaktadırlar. Birçok Telaferli Türk, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi(IKBY) hapishanelerinde tutuklu bulunmaktadır.

 

IŞİD terör örgütü sayesinde Irak’ta Peşmergeler ve Şiiler oldukça etkin duruma gelmişlerdir. Özellikle Kürtler, tartışmalı bölgelerde kontrolü ele geçirmişler, nüfuz bölgelerini yüzde 30 oranında genişletmişlerdir.

 

Muhtemel “Telafer’i Kurtarma Operasyonu” öncesinde ilçe merkezinde 2000 civarında IŞİD militanının 18 bin civarında ilçe sakini ve 500 DAEŞ’li ailenin kaldığı değerlendirilmektedir. İlçede açlık, sefalet ve zulüm kol gezmektedir. IŞİD tarafından daha geçtiğimiz Temmuz ayında kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan 200 Türkmen katledilmiştir. ABD ve koalisyon güçleri, Musul operasyonunun tamamlanmasından sonra  ilçede 50 civarında hedefe hava operasyonu düzenlemiştir. Telafer, 2003 yılından beri gerçekleştirilen planlı operasyonlarla adeta harabeye dönmüştür.

 

Telafer operasyonundan sonra şehrin demografik yapısının değiştirilmeye çalışılacağı, bölgenin peşmerge veya Şii unsurların kontrolüne gireceği değerlendirilmektedir. Türkiye-Suriye-Irak üçgeninde adeta bir düğüm noktası konumunda bulunan Telafer, suya ve petrole hâkim olmak isteyen güçler için kesinlikle göz önünde bulundurması gereken hayati öneme haiz bir bölgedir. Irak’ın tahıl ambarı niteliğini hiçbir zaman kaybetmeyen Telafer, ayrıca dikkate değer yer altı zenginliğine de sahiptir.

 

Telafer; Türkiye, Irak, Suriye ile İran topraklarında oluşturulmaya çalışılan sözde “Büyük Kürdistan” projesinin gerçekleşmesinin önündeki en önemli jeopolitik ve jeodemografik engellerden birisidir. Öncelikle Kürt hakimiyetine karşı etkin bir direniş merkezidir. Telafer engeli ortadan kaldırılmadan Irak ve Suriye Kürtlerinin birleşmesi mümkün değildir.

 

Türkiye’nin Ovaköy mevkiinde açmayı planladığı, Telafer- Kerkük hattından geçmesi planlanan sınır kapısı, ABD, İsrail ve Barzani tarafından engellenmiştir. Türkmenler, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini etkileyebilecek bir faktördür. Telafer-Kerkük hattının kaybedilmesi, Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecektir. Türkmenlerin ayakta kalabilmesi için de Telafer-Kerkük başta olmak üzere, bütün Türkmen şehirlerinin Türklüğünün korunması, ekonomik, siyasi, sosyal ve askeri yönden desteklenmesi gerekmektedir.