Tunus’ta 23 Ekim 2011’de gerçekleşen Ulusal Kurucu Meclis seçimlerinin temel amacı, 14 Ocak Devrimi sonrası halkın oyu ile seçilmiş ve anayasal düzeni kuracak meşru bir siyasal otoritenin oluşturulmasıdır. Bu kapsamda seçimlerin ardından sonuçların resmi olarak ilan edilmesinin ardından Geçici Yönetime ait tüm yetkileri devralarak Tunus’taki tek seçilmiş otorite haline gelecek olan Kurucu Meclisin en fazla bir yıl içinde yeni anayasa taslağı hazırlaması gerekmektedir. Kurucu Meclis tarafından hazırlanan anayasa taslağı, belirtilen süre içerisinde tamamlandıktan sonra referanduma sunulacaktır. Dolayısıyla Kurucu Meclis, hazırlayacağı anayasa taslağı ile Tunus’un demokratikleşme ve demokrasiyi kurumsallaştırma mücadelesinde hayati bir rol oynayacaktır[1].

 

Kurucu Meclis cumhuriyetin kuruluşunu gerçekleştirecektir. Basın özgürlüğü, bağımsız yargı ve bölgeler arasında ekonomik refah ve gelişme dengesinin sağlanması açısında gelecek kuşakların beklentilerini gerçekleştirecek bir sisteme ait kurumların tesisi sağlanacaktır. Bu suretle sağlanan ekonomik gelişme, istikrar ve bölgeler arası refah dengesi ile özellikle eğitimli işsizler arasında istihdam yaratılması mümkün hale gelebilecektir.

 

Ülkede Kurucu Meclis seçimlerine katılmak için 11 parti ve 12 blok(seçim ittifakı) başvuruda bulunmuştur. Bunların bazıları Modern Demokratik Bloğu, Demokratik Birliği, Bağımsız Demokratik İttifakı, Ulusal Refah ve Barış İttifakı’dır[2]. Seçime katılan adaylar, ilk kez kampanya için devlet yardımı alacak. 24 Temmuz'da devlet bütçesinden eşit oranda pay alacak adaylar, bundan sonraki seçimlerde oy oranına göre pay alacaktır.

 

Tunus’taki Kurucu Meclisin toplam 217 seçilmiş milletvekilinden oluşmasına karar verilmiştir. Kurucu Meclis üyeleri 27’si ülke içinde ve 6’sı da ülke dışındaki seçim bölgeleri olmak üzere toplam 33 seçim bölgesinden seçileceklerdir. 3 büyük vilayet kendi içinde iki ayrı seçim bölgesine bölünürken, diğerleri de nüfusları oranında Kurucu Meclise temsilci göndereceklerdir. Ülke dışındaki Tunuslular Fransa’dan 2, İtalya’dan 1, Almanya’dan 1 ve Arap ülkelerinden de 1 seçim bölgesi kapsamında temsilci seçeceklerdir. 18 yaşından büyük olan ve yasal olarak oy kullanması önünde herhangi bir engel olmayan tüm Tunusluların seçmen olarak oy kullanması için yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda seçmen kütüğüne yazılanların dışında seçmen kütüğünde kaydı olmayan vatandaşların da geçerli kimlik kartlarını göstermek koşuluyla oy kullanmaları için gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Bununla birlikte aktif güvenlik güçleri, hâkimler ve 14 Ocak Devrimi sonrasında 6 aydan fazla ceza almış tutukluların oy kullanması yasaklanmıştır.

 

Başlangıçta kurulan 100’e yakın politik partinin halk tarafından tanınmaması, daha da önemlisi bu tür kurumlara aşina olmadığından halkın anlamakta zorluk çektiği çok parti kaosu ile karşılaşması başlangıçta bir takım zorluklar yarattığı söylense de orta vadede bu partilerin büyük kısmının büyük kesiminin yarışmadan çekilmek zorunda kalacağı değerlendirilebilir. Halkın en büyük korkusu eski rejime bağlı olan partilerin ortaya çıkması ve sistemde üstünlük kazanması olarak algılanmaktadır.

 

Diğer taraftan tam olarak ortadan kaldırılamayan siyasi polis örgütünün el altından istemedikleri bazı partiler için manipülasyonda bulunması bir sorun olarak görülmekteydi. Ancak, bütün bu endişelerin yersiz olduğu bir ortamda gerçekleşti seçimler.

Adaylık konusuna gelince, seçimlerde öncelikli olarak 23 yaşından gün almış olan vatandaşların aday olmasına izin verilmiştir. Bin Ali döneminde kurulan hükümetlerde yer alan kişiler ile yasaklanmış olan eski Anayasal Demokratik İttifak Partisi üst düzey yetkililerinin aday olmalarına izin verilmemiştir. Cumhurbaşkanı Vekili tarafından yayınlanan 1089 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile parti içindeki sorumluluklar tanımlanmış ve ardından da Devrimin Hedeflerinin Gerçekleştirilmesi, Siyasi Reform ve Demokratik Geçiş Yüksek Komisyonu Başkanı Yadh Bin Achour tarafından yasaklılar listesi hazırlanarak Bağımsız Yüksek Seçim Kurumu’na verilmiştir. Yasaklılar listenin içinde Bin Ali’nin 2014 seçimlerinde tekrar aday olmasının yolunu açan Anayasal değişikliğini onaylayan temsilcilerin de adları bulunmaktadır[3].

 

Tunus’ta ki İslami kesimin inancı, kurucu meclisin oluşturulmasında dini partinin Arap Dünyası’nın ilk modern devrimine çoğunluk oyları alarak şekil vereceği yolundadır[4]. Kökleri Müslüman Kardeşler’e dayanan El Nahda[5] partisinin 218 sandalyeli kurucu meclisin en az dörtte birini kazanacağı şeklinde değerlendirilmekteydi[6]. El Nahda Partisi’nin Başkanı olan Rachid al-Ghannouchi çoğulculuk, İslam ve demokrasinin uyum içinde olduğunu İstanbul’u ziyareti sırasında verdiği basın toplantısında belirtmiştir[7]. Kurucu Meclis’in sorumluluklarını yerine getirmede partisinin diğer partilerle işbirliği içinde olarak, yükü paylaşması gerektiğinin altını çizmiştir. Özellikle Batı’da krizler sürerken Türkiye’de İslami eğilimli Ak partinin kendisine örnek olduğunu ifade etmiştir. Ancak, partiye bağlı aşırı uçların peçe ve başörtüsü konusunda ortaya koyduğu tavırlar, bu partinin yaklaşımı konusunda güven eksikliğini beraberinde getirmiştir[8].

Yapılan seçimde Raşid Gannuşi liderliğindeki Ennahda partisinin oyların yüzde 41’inden fazlasını alarak 217 üyeli Tunus parlamentosunda 90 sandalyeyi garantilemiştir. İkinci sırayı merkez sol parti, Cumhuriyet İçin Kongre Partisi 30 sandalye, daha soldaki Ettekatul 21 sandalye ve Bin Ali destekçilerinin de içinde bulunduğu bağımsızlar bloku ise, 19 sandalye aldılar[9]. Bu durumda koalisyon kaçınılmaz olarak durmaktadır. Seçimlerin olaysız geçmesi ve muhtelif partilerin oy alması demokratik parlamenter sisteme Tunusluların yatkınlığını göstermesi açısından önemlidir.

 

Hürriyet Daily News gazetesinde 7 Ekim’de yayımlanan mülakatında Gannuşi seçilmesi halinde Tunus’ta özellikle de kadın meselesinde katı Şeriat hükümleri uygulamayacakları sözü veriyordu. Gannuşi bunu Başbakan Tayyip Erdoğan’ın eylül ayındaki Mısır ve Tunus temaslarında Müslümanlığın demokrasiyle çelişmediği ve kendisi gibi laik olmayan bir Müslümanın Türkiye gibi laik bir ülkeyi pekâlâ yönetebileceği örneğini vermesine atfen söylüyordu. Seçim sonrası verdiği ilk demeçlerinden birinde Gannuşi sözlerinin arkasında duran bir kişi olduğunu gösterdi. Ennahda iktidarının Tunusluların hayat tarzlarını değiştirmeye, kadınlara başarını örtme zorunluluğu ya da yasağı getirmeye kalkmayacağını söyledi. Bunun gerekçesini de şöyle açıkladı: “Arap ülkelerinde hicabı (İslami örtünmeyi) zorlayan bütün girişimler başarısızlıkla sonuçlanmış ve tam aksi sonuç vermiştir”[10],[11].

Tunus’ta ki devrim Arap Dünya’sı için bir kıvılcım olmuştur. Tunuslular Libya ve Suriye’deki halk gibi büyük bir bedel ödememişlerdir. Yapılan seçimler sonunda girilen süreçteki başarılarıyla Tunus diğer Arap ülkelerinin demokrasi yolunda atacakları adıma örnek teşkil edecektir. Yapılan Kurucu Meclis seçimi ile söz verilen reformları bekleyen genç işsizlerin sabrının denendiği ekonomik durgunluk, istikrarsızlık ve enflasyon gibi olumsuzlukların simgesi olan, yedi aylık geçiş süreci sona ermiş bulunmaktadır.

 

Tunus Libya, Yemen, Bahreyn ve Suriye gibi ülkelerle mukayese edildiğinde, Tunus Devriminin iki karakteristik vurgusuyla öne çıktığını görmekteyiz[12]. Birincisi, Tunus bölgede devrimin gerçek bir değişim getirdiği tek ve örnek bir ülke olmaktadır. Bu değişim 4 haftadan kısa bir zamanda, 17 Aralık- 14 Ocak arasında gerçekleşmiştir. Her ne kadar ölümler olduysa da ülke örneğin; Libya ve Suriye’de ki gibi kan gölüne dönmemiştir. Kısacası, Bin Ali iktidarını ayakta tutan ekonomi, iç ve dış politikalardaki dengelerin kendi aleyhine dönmesi ve halk arasında taban bulan muhalefetin devletin kurumlarında da taraftar kazanması ve dış politik desteğini de yitirmesi iktidarının sonlanmasına neden olmuştur[13]. Sonuçta, gerçekleştirdikleri Kurucu Meclis seçimi ile devrim amacı doğrultusunda işlevini sürdürmüş ve tarihte yeni bir sayfa açarak, demokrasi yolunda ilk adımı atan ilk Arap ülkesi olmuştur. Bu suretle, eski yöneticilerin tamamını değiştirerek, otoriter Başkanlık rejimine son vermiştir.

Anayasal ve demokratik kurumların tesisi ve işletilmesinde laik İslam sentezini 88 yıldır tecrübe ederek, geliştiren Türkiye örneğinden istifade etmek Tunus için akılcı bir yaklaşım olabilecektir. Böylece, bilinmeyenleri yeniden keşfetme sancısından kurtulma imkanları olacaktır. Bin Ali döneminde tesis edilmiş olan sosyal refaha dayalı kurumları revize ederek, demokratik hak ve özgürlüklerle uyumlu hale getirebilirlerse, Tunus yine Arap Dünya’sında kadın ve erkek eşitliği, sosyal adalet ve refah devleti olarak örnek alınabilecek bir ülke konumunu devam ettirebilecektir

 

Her şeye rağmen Tunus Arap Dünya’sında bir ilki başarmanın gururu ile başarı ile gerçekleştirmeye Muaffak olduğu devrimi bir ileri safhaya taşıyarak gerçek bir seçimi yapmakla yine bütün Dünya’ya ve özellikle Arap Dünyasına yapılabileceği, başarılabileceği mesajını vermektedir.

 

Dipnotlar

 

[1] Veysel Ayhan, Tunus “Yasemin Seçimleri”nden Gözlemler–2, http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=2803

[2] Yaklaşan Seçim Öncesi Tunus’ta Siyasal Denklemler, ORSAM Rapor No: 79, Ekim 2011

[3] Age. 54

[4] Borzou Daragahi, Islamic party set to win Tunisian election, October 19, 2011 http://www.ft.com/intl/cms/s/0/ef5f08e0-fa6d-11e0-8fe7-00144feab49a.html#axzz1bDxol1jd

[5] 1987 seçim başarısının ardından Nahda Partisinin birçok üyesi tutuklanmış, liderleri Raşid Gannuşi aynı yıl sürgüne gitmiştir. Siyasi faaliyetlerini bu güne kadar sürgüne gittiği Londra’dan sürdüren Gannuşi, 30 Ocak 2011 tarihinde Tunus’a geri dönmüştür. Nahda Partisi her ne kadar İslami bir yaşam tarzının yayılması için ortaya çıkmışsa da Burgiba ve Bin Ali döneminde yaşadığı siyasi baskılar nedeniyle bugün temsil ettiği değerler “Batı tarzı muhafazakâr parti” çizgisindedir. Raşid Gannuşi’nin özellikle AKP’ye yaptığı atıflar ile sol ve seküler gruplarla oluşturduğu siyasi ittifaklar bu çizgiyi güçlendirmektedir. Ayrıca tarihine bakıldığında da yöntem olarak şiddete başvurmamış olması bu bakımdan göz önünde bulundurulmalıdır.Nahda EMRHOD’un yaptığı çalışmada nus’ta en çok bilinen üç oluşumdan biridir. Yaklaşan Seçim Öncesi Tunus’ta Siyasal Denklemler, ORSAM Rapor No: 79, Ekim 2011

 

[6] Borzou Daragahi, Islamic party set to win Tunisian election, October 19, 2011

http://www.ft.com/intl/cms/s/0/ef5f08e0-fa6d-11e0-8fe7-00144feab49a.html#axzz1bDxol1jd

[7] Anthony Shadid, Islamist Imagines a Democratic Future for Tunisia, October 19, 2011, http://www.nytimes.com/2011/10/20/world/africa/rachid-al-ghannouchi-imagines-democratic-future-for-tunisia.html?_r=1&ref=todayspaper&pagewanted=print

[8] Tunus'ta "Persepolis" gerginliği, CNNTürk, 09.10.2011, http://www.cnnturk.com/2011/dunya/10/09/tunusta.persepolis.gerginligi/632471.0/index.html

[9] Murat Tetkin, Bravo Gannuşi, yaşasın Cumhuriyet, Radikal, 29.10.2011,

[10] Age. 69

[11] Anthony Shadid, Islamist Imagines a Democratic Future for Tunisia, October 19, 2011, http://www.nytimes.com/2011/10/20/world/africa/rachid-al-ghannouchi-imagines-democratic-future-for-tunisia.html?_r=1&ref=todayspaper&pagewanted=print

[12] Age. 5, S.15

[13] Nebahat Tanrıverdi O, Tunus’ta İktidarın Devrilmesi: Nedenleri ve Etkileri, 19 Ocak 2011, http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=1397