Petrol fiyatları II. Irak savaşı öncesi 25 $ seviyelerinde iken günümüzde 68 $ seviyesini görmüştür. Bu % 150’den fazla artışa karşılık gelmekte olup, yeni bir petrol şokudur. Petrol fiyatlarının yükselmesi temelde 3 nedenden kaynaklanmaktadır. a) Dünyanın en zengin petrol sahalarına sahip Orta Doğu’da başta Irak savaşı, ABD-İran çekişmesi, terörist hareketler, petrol laneti problemleri, petrol pazarının etkili yönetilememesi gibi sebeplerle yeterli üretimin yapılamaması (Orta Doğu dünya kanıtlanmış petrol rezervlerinin %70’ne sahipken sadece %20’sini üretmektedir) ve iletim hatlarının güvenliğinin sağlanamaması.
b) Orta Doğu’da üretim ve iletimin kesilmesine katkı sağlayacak alternatif petrol bölgeleri olan Kafkasya-Orta Asya ile Batı Afrika’dan üretim ve iletimin etnik, yönetim ve petrol laneti gibi sorunlarla kolaylıkla yapılamaması.
c) Dünya petrol ihtiyacının özellikle Çin ve Hindistan’da olmak üzere beklenen den fazla artmasıdır. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre Çin 2003 yılında 1.664 milyon varil/gün ithalat yaparken günümüzde 2.703 milyon varil/gün petrol ithal etmektedir. Hindistan ise 1.863 milyon varil/gün ithalat yaparken günümüzde 2.017 milyon varil/gün ithalat yapmaktadır.
Petrol fiyatlarını yüksek olması petrol ithalatının %95’ni ithal eden Türkiye’yi oldukça etkilemektedir. Türkiye Tüpraş verilerine göre 2005 yılında 22.8 milyon ton/yıl (yaklaşık 500.000 varil/gün petrol) ithalat yapmayı planlamaktadır. Dolayısı ile Türkiye petrol fiyatının 25 $ olması durumunda yılda 4,5 milyar $ ödemesi gerekirken, petrol fiyatının 60 $ olması durumunda yılda 10.9 milyar $ ödeyecektir. Kaybı 10.9-4.5 = 5.4 milyar $’dır.
Türkiye’nin petrol ithalatını yapan Tüpraş 2004’de petrol fiyatlarının 26.6 $ olacağını analiz ederek planlamalar yapmış, fakat ortalama fiyatlar 42.6 $ olarak gerçekleşmiş olduğu için %75 yanılmıştır. Maalesef Tüpraş’ın 2005 yılı petrol fiyatları planı 32.5 $ olarak! belirlenmiştir. Bu yüzden Tüpraş’ın petrol fiyatları kestirimi yanılgısı inanılmaz bir başarısızlık olup, bu yanılgıyı 2 kez tekrarlayan sistem derhal değiştirilmelidir. Zaten sadece petrol rafinajı yapmakta olan Tüpraş’ın petrol ithalatı yapması doğru değildir. Petrol fiyatları kestirimi yanılgısı çok önemlidir; çünkü petrol fiyatları siyasi ve ekonomik adımları etkiler. Özellikle büyüme üzerinde, dış ticaret üzerinde ve dünya ekonomisi-siyaseti üzerinde çok etkilidir. Petrol fiyatları yükselmesinden üretici ülkeler ile petrol şirketleri kar sağlar ve petrol sahaları üzerinde rekabet-üstünlük mücadelesi olduğu için bu paralar genelde silah sanayine gider. Silahlarda savaşı- kaosu getirir ve petrol fiyatları arttıkça artar.
Petrol fiyatları kestirimi, “Enerji Sağlama Güvenliği” kavramının ayrıntılı bilinmesini gerekli kılar. Enerji Sağlama Güvenliği uygun fiyata yeterli enerji (petrol) sağlama olarak tanımlanır. Bunun politik (üretici ülkelerin yönetim sorunları), ekonomik (petrol pazar sorunları, petrol laneti), teknik (arama, üretim, iletim teknolojileri), güvenlik (savaşlar, terörist hareketler, etnik çatışmalar, dini çatışmalar) ve jeopolitik (petrol gelirinden yaralanma rekabeti, sınır sorunları) yönleri bulunmaktadır. Tüm bunları ayrıntılı değerlendirmeden petrol fiyatları tahmini yapmak imkânsızdır. Dolayısı ile ABD’nin yaptığı gibi (Cheney raporu örneği) bir Başbakan Yardımcısı yönetiminde (spordan sorumlu değil Enerji Sağlama Güvenliğinden sorumlu olmalıdır) Dış İşleri Bakanlığı, Enerji Bakanlığı (TPAO, Botaş) ve Savunma Bakanlığı’nın (Genel Kurmay ve MİT) birlikte çalışarak Türkiye için Enerji Sağlama Güvenliği Stratejisi oluşturması, petrol fiyatları tahmini yapması ve buna bağlı olarak uygulama planı oluşturması zaruridir.
“Yeni Dünya Petrol Düzeni ve Körfez Savaşları” kitabımda ve çok sayıda yazmış olduğum Internette bulanan makalelerimde görülebileceği gibi Enerji Sağlama Güvenliği odaklı yapmış olduğum petrol fiyatları kestirimleri birebir tahmin edilmiştir. Gelinen noktada petrol fiyatları İran-ABD gerilimine odaklanmış olup, 80 dolara doğru gidecektir.
Petrol fiyatları dünya ölçeğindeki sadece arz ve talep arasındaki ilişki tarafından belirlenmez enerji güvenliği sınırları içindeki ilişkilerle belirlenir. Bunun için fiyatların yükselmesine Türkiye tek başına müdahale edemez. Fakat fiyatların doğru tahmini ile kendisi için daha az maliyetle nasıl petrol sağlayabileceği üzerine yapabileceği çok şey vardır. Ne yazık ki bu “biz petrol fiyatları artıyor kömürden petrol üreteceğiz” ya da “her ne kadar Türkiye’de yeterli petrol olmadığını söyleyen uzmanlar olsa da biz olduğuna inanıyoruz!” diyen enerji bakanı ve “çok az kuyu açılıyor, çok açarsak petrol buluruz” diyen petrol aramacılığından bihaber yaklaşımlarla (dünya nerede ne kadar petrol olduğu açık kaynaklarda variline kadar bellidir, bakınız Amerikan Jeoloji Dairesi çalışmalarına) ve “stratejik önemdeki petrol işlerini uzmanlara değil siyasi yandaşlara emanet etmekle” olamaz. Yapılacak doğru yaklaşım; yukarıdaki anlayış ve şişkin kadrosu ile Türkiye’nin kullanımın %5’ini üretemeyen TPAO’un yeni bir yönetim anlayışı ve Dış İşleri Bakanlığı, Genel Kurmay ve MİT’in yardımları ile BOTAŞ’la ortak çalışarak, yurt dışında petrol faaliyetlerine daha fazla yönelerek- ithalat yaparak değil- kendi petrolünü-doğal gazını yurt dışında araması bulmaması ve getirmesidir.
Sınır komşusu Orta Doğu’da hiçbir üretim işine giremeyen Türkiye, Orta Asya’da Azerbaycan hariç başarılı olamamış Türkiye petrol şoku ile uyanmalıdır. İlk iş olarak Türkiye’nin tükettiği petrolün 2-3 katını üretebilecek kapasitede petrol zengini olan, Misak’ı Milli sınırları içinde yer alan Kerkük’te, yeniden yapılandırılacak olan Orta Doğu ve Orta Asya’da petrol faaliyetleri için oyunun kuralı olan Enerji Sağlama Güvenliği kavramı çerçevesinde çalışmalara bir an önce başlamalıdır.