Üye Girişi | Yeni Üyelik
   11 Mart 2010 Perşembe
Enerji Enstitüsü
Terör Enstitüsü
Ermeni Enstitüsü
Karadeniz Enstitüsü
Türk Dünyası Enstitüsü
Ekonomi Enstitüsü
STK Enstitüsü
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Barış Manço Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Akşam Gazetesi’nde Gülay Altan'ın Stratejist Sinan Oğan ve Enerji Profesörü Abdurrahman Satman ile röportajı...
08 Ocak 2006 Doğalgaz [10] [12] [14] [16]
Gülay Altan


Hakkında - Arşivi

Ukrayna, Rusya’dan aldığı doğalgazın fiyatını yükseltme talebini reddedince, Moskova yönetimi 1 Ocak’ta bu ülkeye verdiği doğalgazı kesti. Kriz sadece dört gün sürdü. Sular şimdilik duruldu. Ancak Türkiye ve birçok Avrupa ülkesinin Rusya’dan aldığı gazın büyük bölümü Ukrayna’dan geçiyor. Hükümetler bundan sonra doğabilecek krizler konusunda endişeli. Krizle birlikte Türkiye’nin gaza ödediği fiyat da gündeme geldi. Üzerinde gizlilik ilkesi olan anlaşmaların ortaya çıkmasıyla görünen tablo iç açıcı değil. “Türkiye benzeri bir krizde ne yapabilir?” sorusunun cevabını hem teknik açıdan hem de uluslararası strateji boyutuyla uzmanlara sorduk.

Stratejist Sinan Oğan: Türkiye, AB’ye alternatif ülke olacak

Enerji üretimi ve dağıtımı konusu, sadece matematiksel formüller ve ticari anlaşmalar yoluyla halledilecek kadar basit değil. Uluslararası ilişkilerin çok hassas olduğu coğrafyamızda, bu krizi ve doğabilecek benzeri krizleri Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi TÜRKSAM’ın Başkanı Sinan Oğan değerlendirdi.

Türkiye, Ukrayna benzeri bir durumda kalabilir mi?

S. O.: Türkiye ile Ukrayna’nın konumları ve Rusya’yla ilişkileri çok farklı, dolayısıyla Türkiye’nin benzer bir durumla karşılaşma riski Ukrayna’ya göre daha düşük ancak böyle bir risk yok diyemeyiz. Tarihe bakarsak bugün iyi dost olanların yarın çeşitli sebeplerle sorunlar yaşadığı sıkça görülmüştür. Türkiye’ye doğalgaz akışının bir şekilde kesilmesini sadece siyasi krize bağlamamak lazım. Bir doğal âfet sonucu boru hatlarının zarar görmesi neticesinde de benzer bir krizle karşılaşabiliriz. Şu an Türkiye’nin enerji stratejisi ve güvenliği Rusya’nın insafına ve Allah’ın umuduna kalmıştır. Oysa kaynak çeşitliliğini artırarak ve yeraltı depolama istasyonlarını devreye sokarak bu riski en alt seviyelere indirmemiz gerekir.

Rusya yeniden süper güç günlerine dönüşün sinyallerini veriyor. Doğalgaz soğuk savaş kozu olabilir mi?

S.O: Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan anlaşmazlık ticari bir ihtilaftan öte jeoekonomik ve jeostratejik kaygılar içeriyor. Sovyetler dağıldıktan sonra süper güç statüsünü kaybeden Rusya, Başkan Putin’in iktidara gelmesinin ardından önce bölgesel bir güç ve ardından bölgesel enerji süper gücü olma yönünde çaba harcıyor. Avrasya coğrafyasında daha önce ekonomik olarak varolan ABD’nin 11 Eylül sonrası Afganistan operasyonuyla beraber askeri üsler de edinmesi ve renkli devrimlerle bölgede kendisine yakın güçleri iktidara getirmesi sebebiyle, bölgede etkisi azalan Rusya önce Şanghay İşbirliği Örgütü ve ardından da şimdi enerjiyi bir dış politika aracı olarak kullanıyor. Gelecek dönemde Avrasya’da saflar iyice belirginleşmeye başlayacak.

Peki, Türkiye nasıl konumlanıyor bu tablonun içinde?

S.O.: Türkiye bölgede hem ABD ve hem de Rusya ile sıkı ilişki içerisinde. Eskiden birinin müttefiki diğerinin de hasmı konumundaydık. Bu yeni durum aktif dış politika izlendiği takdirde avantaj, bugünkü gibi sadece Irak-Kıbrıs-AB üçgenine takılı bir dış politika izlenirse dezavantaja dönüşebilecek bir pozisyondur. Çin ve Rusya’nın öncülüğünü yaptığı doğunun NATO’su konumundaki Şanghay İşbirliği Örgütü’ne İran ve Hindistan da geçtiğimiz yaz gözlemci olarak girdi. Rusya ve Çin, ABD’nin bölgeden çıkması için işbirliği halindeler. Bölgede küresel bir mücadele sürüyor.

Türkiye enerji gibi hayati bir konuyu sadece doğalgaza ve bunu da sadece Rusya ve İran’a bağlayarak, yumurtaların hepsini neden aynı sepete koyuyor?

S.O.: Stratejisizlik ve öngörüsüzlük nedeniyle. Türkiye’nin en büyük stratejik hatası doğalgazda, bir Bakü-Tiflis-Ceyhan’ı gündeme getirememesidir. Trans-Hazar doğalgaz boru hattı görmezden gelindi. Türkmen gazı sorunu bugüne kadar çözülmeliydi. Rusya da, Ukrayna da aslında önemli miktarda Türkmen gazını kullanmakta ve hatta bize ve Avrupa’ya satmakta. Türkmen gazının sorunları vardı ama Türkiye bunu batıya iyi anlatabilseydi, gerekli desteği alarak sorunları çözebilirdi.

Ukrayna’yla yaşanan Rus krizini Türkiye avantaja çevirebilir mi?

S.O.: Gazprom şirketi Avrupa’da tüketilen gazın dörtte birini tedarik ediyor. Norveç ve Cezayir dışında AB’nin ciddi bir alternatifinin olmaması AB’yi Rusya’ya adeta mahkum etmiş durumda. Avrupa Komisyonu, Avrupa’nın ithal gaza olan bağımlılığının, Rusya’nın 2020 itibarıyla gaz ihtiyacının yarısını karşılar hale gelmesiyle daha da artacağı konusunda endişeler taşımakta. Bu süreçte “Nabucco” boru hattı projesi büyük önem taşıyor. Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu’dan sağlanacak doğalgazın Türkiye üzerinden Batı Avrupa’ya taşınmasını öngören bu projenin 2011 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor. Doğalgazın Batı Avrupa’ya gelebilmesi için Türkiye’nin batısından Avusturya’ya kadar uzanan büyük bir boru tesisatı gerekli.

Nabucco için ciddi adımlar atıldı mı?

S.O.: Şimdiye kadar atılmadı ancak AB Enerji Komisyonu son krizle beraber bu projeyi gündemine aldı. Türkiye bu konunun üzerine giderse bu, AB’ye giriş sürecinde önemli kozlarımızdan birisi haline gelebilir.

Doğalgaz fiyatlarının dengeleri de gizli anlaşmalarla belirleniyor. Ukrayna kriziyle ortaya çıkan rakamları değerlendirir misiniz?

S.O.: Türkiye’nin yıllardır “ticari sır” diye, devlet sırrı gibi sakladığı doğalgaz alım fiyatları ortaya çıktı. Türkiye, Mavi Akım’dan aldığı gazın fiyatını 183 dolardan anlaşmışsa da çeşitli sebeplerle bugün Rus doğalgazının bize maliyeti 260 dolara ulaşmıştır. Petrol fiyatlarına bağlı hareketlenmeler sebebiyle daha da yükselebileceği anlaşılıyor. Aslında devletlerarası ticari ilişkilerde “ticar sır” diye bir şeyin olamayacağı ve bunun yönetimin halkını kandırmak için uydurduğu bir ticari masal olduğu anlaşılmıştır.

Türkiye’nin bu son krizden öğreneceği şeyler neler?

S.O.: Elbette ki Türkiye kendisi için bir enerji stratejisi belirlemeli. Dış politikada ise enerji diplomasisi aktif olarak kullanılmaya başlanmalı.

İTÜ Enerji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Satman ile enerji kriziyle ortaya çıkan tabloyu, depolama ve kaynak çeşitlendirmesiyle ilgili bilinmeyenleri konuştuk.

Enerji Profesörü Abdurrahman Satman: Kim ucuz verirse ondan alırım denmez

Enerji deyince jeostratejiyi düşüneceksiniz, uluslararası ilişkilere, ülkelerin rezervlerine, fiyatlandırmaya hepsine bakacaksınız. Bağımsız düşünürseniz hiçbir yere varamazsınız.

Enerji piyasası çok oyunculu bir satranç tahtası gibi. Alanlar, satanlar, aracı ülkeler ve durumu sürekli gözeten başka ülkeler var. Sonraki hamleleri düşünmeniz gerekli.

Rusya’nın Ukrayna’yla sorunu yüzünden gaz alamayabiliriz. Anlaşma yapılırken bu sorun çözülmeliydi. Rüzgar enerjisi hakkında çok spekülasyon yapılıyor. Demek ki bu konuda araştırma yapılmamış.

Nükleer enerji gündeme geldiğinde, tartışmalar krize dönüyor. Nükleer enerji seçeneği öcü değildir.

Gazprom Türkiye’de depolama ve dağıtım işine girmek istiyor. Biliyor ki Türkiye iyi bir pazar.

Kriz Türkiye’yi etkiler mi?

A.S.: Etkileyeceği kesin ancak artı ve eksileri var. Eksi tarafı birkaç gün de olsa Türkiye’de kaotik ortam oluştu. Artısıysa, ileride olabilecek olası krizde “Türkiye’nin sorunları ne olabilir”i tartışmaya açtı.

Bunun için krizin çıkması mı gerekiyor?

A.S.: Strateji ve planlama eksikliklerimiz olduğu söylenebilir. Dünyada en hızlı doğalgaza geçiş yapan ülke olduk. Stratejik eksiklik Rusya’ya olan bağımlılığımızdan kaynaklanıyor. 2020’de yaklaşık 40 milyar metreküp gaz tüketeceğimizi düşünürseniz, bunun 30 milyar metreküpü Rusya’dan gelecek. Rusya’yla bir sorun olsa ve iki hat birden kesilse ne olacak? İki önemli çözüm var. Bir, kaynak ülke çeşitlenmesi. İkincisi ise Türkiye doğalgaz kullanmaya başladığından beri ihmal ettiği bir yeraltında gazın depolanması. Tuz mağaralarının oyukları kullanılabilir. En yaygın uygulama eski gaz sahalarının kullanımı. Silivri’deki Kuzey Marmara gaz sahası uygun. Doğalgaz, yeraltındaki kayaçların içindeki gözeneklerde bulunur. Siz üretip kullandıktan sonra boşalır ama yukarıdan yeniden enjekte ederseniz doğalgaz boşluklara dolar ve depolanmış olur. Silivri sahasında TPAO projeye başladı. Bu sahanın yılda yaklaşık 1,5 milyar metreküp gazı depolayacağı düşünülüyor.

BİR ŞEYLER EKSİK

Yeterli bir büyüklük mü?

A.S.: Türkiye’nin yaklaşık bir aylık ihtiyacını depolayabilirsiniz. Asıl ihtiyaç ne kadardır derseniz, gelişmiş ülkelerde yıllık tüketimin en az yüzde 10’u depolanıyor. Yani 2,5 milyar metreküplük depoya ihtiyacımız var.

Tuz Gölü’nün altına planlanan depolar için adım atıldı mı?

A.S.: Fazla bir şey yapılmadı. Bazı araştırma kuyuları açıldı. Buralarda büyük miktarları depolayamazsınız, pahalı da bir işlemdir.

Rusya’nın gaz tekeli Gazprom tuz sahalarındaki depolarımızı yapmaya talipti. BOTAŞ ihale edeceğini söyleyerek bunu kabul etmedi. Bir tekelleşme yaratmaya mı çalışıyorlar?

A.S.: Gazprom biliyor ki Türkiye iyi bir pazar. Batı ülkeleri geleceklerini kurtarabilmek için bu enerji kaynaklarının kendilerine güvenli bir şekilde ulaşmasını ve bunu kontrol etmeyi istiyor. Rusya da çevresindeki ülkeleri kontrol etmek istiyor. Şanslı ki hem petrol hem de doğalgaz kaynakları zengin. Bunu Ukrayna’ya kullandığı gibi bize de bir silah olarak kullanabilir. Mal birinden ucuza alınır ama “Acaba bu bana ileride sorun çıkarabilir mi” sorusunu gündeme getirmelisiniz. Kim ucuz verirse ondan alırım denmez.

Silivri dışında doğal depo olarak kullanılabilecek eski doğalgaz yatakları var mı?

A.S.: Yeteri kadar araştırılmıyor. Bazı gaz sahalarımız var ama genelde küçükler. Bunların dışında bir alternatif daha var. Tükenmiş petrol sahaları, gaz deposu şekline dönüştürülür. Dünyada uygulanıyor.

Peki doğalgaz alınacak ülkeleri nasıl çeşitlendireceğiz?

A.S.: Türkiye, dünya doğalgaz rezervinin dörtte üçünü barındıran bir coğrafyada. Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, İran, Irak, Suriye var, Mısır ve Katar var. Önümüzdeki yıl Şahdeniz gazı boru hattıyla Türkiye’ye gelecek.

Boru maliyetleri gaz alışverişinde etken mi?

A.S.: Ne kadar yakın olursa o kadar iyi ama önemli olan işin garantisidir. Gazın size kesilmeden gelmesi önemli.

Bu da gaz alışverişi yaptığımız ülkelerin istikrarlarıyla mı ilgili?

A.S.: Siyasi iktidarımız ve kendi politikamızla da ilgili. Sağlam garantiler almalısınız. Kerkük-Ceyhan boru hattımız var. Bu hat tam kapasiteyle çalışmıyor. Yıllık 70 milyon ton petrol getirecek şekilde yapıldı. Yıllardır gelemiyor bu petrol. Amerika Irak’ı işgal etti, sizi mağdur ediyor. Türkiye bir talepte bulunuyor mu? Demek ki bir şeylerin eksikliği var. Belki sigortalanmalıydı, işgal eden ülkeye ültimatom verilebilirdi.

Bir B planımız var mı?

A.S.: Hükümete sormak lazım. Yıllık tüketimimiz yaklaşık 80 milyon ton petrole eşdeğer. Yüzde 40’ı petrol, yüzde 20’si gaz, bir o kadarı kömür. Kalanı hidroelektrik ve diğerleri. Hidroelektrik önemli, çünkü bizim. 20 yıl sonrasının enerji kaynaklarını planlamak kolay değil. Hem kaynak hem de ülke çeşitlendirmesine gidilmeli. Doğalgaz yoksa yerine koyabileceğiniz bir şey olmalı. Doğalgaz veya petrolün neyle ikâme edileceği şu an belli değil.

ARAMALAR YETERSİZ

Bazı polemikler var. “Türkiye’nin petrolü var çıkarttırılmıyor, Karadeniz de doğalgaz yatakları var kullanılmıyor.” Bunlar doğru mu?

A.S.: Türkiye’de arandığı zaman hem petrol bulunur hem doğalgaz. Bulamadığımız şey büyük rezervler. Bu da talih midir, talihsizlik midir tartışılır? Çünkü Türkiye’de çok fazla gaz veya petrol olsaydı böyle bırakılmazdı. Birileri gene gerekeni yapardı. Ancak, şimdiye kadar bulunmadıysa bulunamayacağı anlamına gelmez. Yapılan aramalar yeterli değil. 

Gülay Altan http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=22585,12



http://www.turksam.org/tr/a718.html
Arkadaşına Gönder 2548 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
34096 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
22010 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
13090 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
12176 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
11134 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
5 defa yorumlandı.
Enerji Politikamızda Değişiklik Sinyalleri: Rusya Stratejik, Türkiye ise Ekonomik Çıkarlara Üstünlük Veriyor?
3 defa yorumlandı.
Mitat ÇELİKPALA: Türkiye-Ermenistan Protokolü ve Sonrası
3 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1633 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.