Amerikan CBS televizyonu, Kasım ayının ilk haftası Türkiye'yi yakından ilgilendiren ilginç bir haber yayınladı. Fransız istihbaratına dayandırılan haberde, El Kaide'nin Çeçenistan'dan Rus yapımı 4 Sam füzesi aldığı, füzelerin Türkiye'ye getirildiği ancak Türkiye'de kaybolduğu iddia edildi.
El Kaide'nin Paris'e ya da bir başka yere saldırı hazırlığı çerçevesinde aktarılan haber, Türkiye üzerinden yürütülen nükleer kaçakçılığı ve Türkiye'nin nükleer silahlara sahip olup olmadığını yeniden gündeme getirdi. Çnkü Türkiye, Sovyet sonrası nükleer kaçakçılıkta önemli bir güzergah. Azerbaycan, Rusya, Kazakistan, Gürcistan, Romanya, Moldova gibi ülkelerden üçüncü ülkelere yönelen 104 kaçakçılık vakası tespit edildi. Bunlar genelde mafya üzerinden yürütülen kaçakçılık örnekleri.
'Plame, Pakistan, a Nuclear Turkey…' baslıklı bir yazıya dikkat çekmek istiyorum. Yazıda, Türkiye, İsrail ve Pakistan'ın dahil olduğu kapsamlı 'ticaret'ten nükleer malzeme transferinden söz ediliyor.
Türk-Amerikan Konseyi ve Türk-Amerikan Derneği gibi kuruluşların yanı sıra, ABD'deki Türkiye Yahudileri'nin kurduğu şirketlerin bu transferlerde adı geçiyor. Pakistan'ın nükleer gücünün öncüsü Abdülkadir Han ve sorgulanan onlarca bilim adamının gizli 'ticaret'te önemli yeri olduğu belirtiliyor, ancak bunun bir kaçakçılık değil, devletlerarası ticaret olduğu ima ediliyor. Türk mühendislerin Libya'nın nükleer teknolojisinin bir kısmında rol almasına, İstanbul, Dubai, İspanya, Güney Afrika arasındaki transferlerde Türkiye Yahudileri'nin sahibi olduğu Giza Technologies adlı şirketin üslendiği role dikkat çekiyor.
George Bush ekibini sarsan CIA skandalının merkezindeki isim Valerie Plame'in bu çerçevede bir çok kez Türkiye'ye geldiği, bazı bilim adamlarıyla görüştüğü belirtiliyor. Hatta bazıları, Plame skandalının Türkiye'ye kadar uzanacağını söylüyor.
Mafya bağlantılı nükleer kaçakçılık ve devletler arasındaki gizli nükleer trafik… El Kaide bunun neresinde? El Kaide adı altında yine bir şeyler mi gizleniyor?
Türkiye ve nükleer konusunda ilk iki konu bu. Ama bir konu daha var ki, can alıcı ve dünyanın dikkatle izlediği nokta burası. Türkiye nükleer silahlanmaya mı gidiyor?.
Güney Kore'nin bir anda nükleer güç olduğunu açıklaması dünyayı şaşırtmıştı. Nükleer tartışmalarında adı geçmeyen bir ülkeydi G. Kore. Soğuk Savaş döneminde Pakistan ve İran, G. Kore gibi, ABD'nin askeri teknolojisinden en fazla yararlanan ülkelerdendi. Ama Türkiye'ye daha fazla askeri teknoloji aktarıldı. Pakistan nükleer güç. İran'ın nükleer çalışmaları bütün dünyanın gündeminde. Ya Türkiye?
Son aylarda, İran'ın nükleer güç olmasının Türkiye'yi de nükleer silaha yönelteceğine ilişkin haberler yayınlanıyor.
Türkiye'nin 12 Eylül darbesinden sonra Pakistan'la askeri yakınlaşmasına dikkat çekiliyor. Hatta Türkiye'nin Pakistan'a, nükleer çalışmalarında teknolojik destek verdiği söyleniyor. Şu an için, nükleer silah üretebilecek yerli teknolojiye sahip olan Türkiye'nin yakın gelecekte nükleer güç olduğunu ilan edebileceği, bunun sadece bölgede değil dünyada bir çok dengeyi radikal biçimde değiştireceği, Türkiye'nin bir anda dünyanın en önemli ülkesi haline geleceği ifade ediliyor.
Son on yıldır uzun menzilli füze teknolojisine yatırım yapan Türkiye'nin, bu amaçla Rusya, Çin ve Pakistan'la yürüttüğü işbirliğine, Güney Kore ve Güney Afrika ile ilişkilerine dikkat çekiliyor. Ancak dünya, füze teknolojisinden daha çok nükleer teknoloji ile ilgileniyor ve Türkiye'yi dikkatle izliyor.
İran ve Türkiye ile birlikte nükleer silah yarışı dramatik bir hale gelecek. ABD ve Avrupa ve İsrail, Türkiye'yi bundan vazgeçirebilecek mi? İran'a ekonomik taahhütlerde bulundular. Ya Türkiye'ye ne önerecekler? klif mi yoksa tehdit mi?