Üye Girişi | Yeni Üyelik
   11 Mart 2010 Perşembe
Enerji Enstitüsü
Terör Enstitüsü
Ermeni Enstitüsü
Karadeniz Enstitüsü
Türk Dünyası Enstitüsü
Ekonomi Enstitüsü
STK Enstitüsü
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Barış Manço Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
İran Türkiye’ye Doğal Gazı Neden Kesti?
03 Ocak 2007 Doğalgaz [10] [12] [14] [16]
Dr. Şenol KANTARCI
Dr. Şenol KANTARCI
Genel Koordinatör
Ermeni Enstitüsü
Hakkında - Arşivi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 2006 yılında uzun süre tartışılan İran’ın nükleer çalışmalarını engellemeye yönelik kararını 2006 yılının Aralık ayında 15 üyenin desteği ile 1737 sayılı ambargo kararı olarak çıkartmıştır.

1737 sayılı ambargo kararı, İran'ın Uluslararası Atom Enerji Ajansı ile (UAEA) işbirliği yaparak nükleer faaliyetlerini gecikmeksizin askıya almasını isterken İran’ın uranyum zenginleştirmesine yarayacak nükleer malzeme ve teknolojinin İran’a satılmasını yasaklayan ve nükleer programla ilgili İranlı 10 kurum ve 12 işadamının yurtdışındaki mal varlığına el konulmasını öngörmektedir.

Kapsamı ve etki gücü zayıf olan karara İran yönetimi sert bir şekilde tepkisini göstererek kararı tanımadığını, İran’ın nükleer bir ülke olduğunu ve Natanz’da nükleer tesislerde uranyumu zenginleştirme çalışmalarına devam edeceğini ilân etmiştir.

BMGK, almış olduğu kararla İran’a iki aylık bir süre tanımıştır. Fakat kararın ilân edilmesinden sonra İran yönetiminin, göstermiş olduğu tepkisinden de açıkça anlaşılmaktadır ki, İran bu süreyi göz önüne almayacaktır. İran yönetimi karşı argüman olarak İsrail’in elinde 200’den fazla nükleer bomba bulundurduğunu, İsrail’in nükleer silahlara sahip olduğunu bizzat İsrail Başbakanı’nın kendisinin itiraf ettiğini ve böylelikle BM’nin çifte standart uyguladığını ifade etmiştir.

BMGK tarafından alınmış olan 1737 sayılı karar, İran’ı rahatsız ettiği gibi İran’a yönelik daha ağır yaptırımlar alınmasını isteyen ABD ve İsrail yönetimini de rahatsız etmiştir. Diğer taraftan, ABD ve İsrail yönetimi 1737 sayılı kararı, İran’a verilen iki aylık süreden sonra BMGK’nin konuyla ilgili daha ağır kararlar almasının önünde ki ilk adım olarak da değerlendirmişlerdir.

Hiç şüphesiz Irak hadisesinde olduğu gibi İran konusundaki gelişmeler de Türkiye’yi yakından ilgilendirmektedir. BMGK’nin 1737 sayılı kararının onaylanmasının hemen ardından Türk Dışişleri, Türkiye’nin BM kararlarına uyacağı teminatını vermiştir. Türk Dışişleri’nin 1737 sayılı kararla ilgili olarak izlemiş olduğu bu politika şu an için en makul olanıdır ve akıllıcadır. Zaten Türkiye’nin İran’a uranyum zenginleştirilmesi noktasında nükleer malzeme ve teknoloji satmadığı da düşünüldüğünde Türkiye’nin bu karara uymasından başka bir politik seçeneğinin de olmadığı aşikârdır. Ancak, 2007 Mart ayından sonra İran ile ilgili alınması ihtimal dâhilinde görülen daha ağır BMGK kararları konusunda Türkiye’nin hazırlıklı olması ve buna göre politikalar üretmesi kaçınılmazdır. Şu anda Konsey tarafından alınmış olan karar, Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmemektedir. Oysa, ilerleyen dönemde İran’a yönelik ekonomik veya ticari yaptırım kabilinden yaptırımların ortaya çıkması kuvvetle muhtemel olduğundan Türkiye bu defa doğrudan etkilenen taraf olacaktır.

İran’ın Türkiye’ye BMGK kararından hemen sonra, doğalgazını kesmesi operasyonu Türk karar alıcıları tarafından dikkatlice okunmalıdır.

Dünyanın üçüncü büyük petrol rezervlerine sâhip, OPEC’in ikinci büyük üreticisi konumuyla dünya petrol fiyatını belirleyebilen ender ülkelerden birisi olan İran, yıllık yaklaşık 34 milyar dolarlık petrol ihracatı yapmaktadır. İran’ın, Ortadoğu’yu Orta Asya ile birleştiren, petrol kaynaklarının yüzde 65’ini bünyesinde bulunduran, Körfez bölgesini ve Hürmüz Boğazı’nı denetleyen jeostratejik konumu gerek bölgesel gerekse küresel anlamda önem taşımaktadır. Basra Körfezi’nden Hazar Denizi’ne oradan da Umman Denizi’ne uzanan sahillerinin yanı sıra Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan ve Pakistan ile uzun kara sınırlarına sâhip bulunan İran ayrıca, 812 trilyon m³’lük doğalgaz rezervleriyle, Rusya’dan sonra doğalgaz açısından da dünya ikinciliğini elinde bulundurmaktadır.

Rusya’dan sonra 812 trilyon m³’lük doğalgaz rezervleri ile dünya ikinciliğini elinde bulunduran bir ülkenin kendi iç ihtiyacını gerekçe olarak gösterip -Türkiye ile yapmış olduğu anlaşmaya rağmen- doğalgazı kesmesi pek mantıklı görünmemekle birlikte nezaket kuralları çerçevesinde bir uyarı niteliği taşıdığı izlenimi uyandırmaktadır. (İran Petrol Bakanı Kazım Veziri Hamaneh’in Bakan Hilmi Güler’den aksaklık için özür dileyen telefonu, söz konusu izlenimi vermiştir.) Dolayısıyla, Türkiye’nin sadece doğalgaz konusunda değil İran’la yürüttüğü ekonomik ve ticari ilişkileri de göz önünde tutacağı, kendi çıkarlarının ön planda olduğu politikalar üzerinde yoğunlaşması gerekmektedir.

Türkiye’nin kendisini doğrudan ilgilendiren Irak hadisesinde aldığı dersleri yeniden gözden geçirmesi bir zorunluluktur. Batı tarafından Irak’a uygulattırılan ekonomik ambargonun Türkiye’ye olan faturası hatırlanmalıdır. Çünkü gerek stratejik önemi bakımından gerekse ABD’ye olan sâdık müttefikliği ile Türkiye, 1991 Savaşı sırasındaki tutumuyla ABD ve Batı nezdinde puan toplarken, savaş sonrası gelişmeler ve Ankara’ya verilen sözlerin bir anda unutulması veya kasıtlı olarak yerine getirilmemesi, ekonomik açıdan Türkiye’yi oldukça sarsmış ve bir o kadar da hayal kırıklığına uğratmıştır.

Ambargo öncesinde Irak’a en fazla mal satan ülke Türkiye iken, ambargo sonrası Irak’a en fazla mal satan ülke, Ürdün üzerinden her türlü malı Irak’a satarak gizli yollardan petrol paralarını kendi şirketleri aracılığıyla toplayan ABD olmuştur.

1990’larda, Soğuk Savaş sonrası süreçte Irak ile beraber bölgenin kaybeden ve gerileyen ülkesi Türkiye olmuştur. Şimdi de benzer senaryo İran üzerinde oynanmaktadır.

Peki Türkiye ne yapmalıdır? Türkiye’nin, İran’ın doğalgazı keserek vermiş olduğu mesajı iyi okuması, Irak olayından çıkardığı dersleri yeniden gözden geçirmesi, İran’la ilgili Moskova ve Pekin politikalarını yakın mercek altına alarak incelemesi ve yıllardır sürdürdüğü Batı yanlısı (Batı çıkarları temelli) politikalar yerine her ne pahasına olursa olsun (Türkiye’nin) ulusal çıkarlarını koruyacak politikalar uygulaması bir zorunluluktur. Çünkü, İran, Türkiye için oldukça önemli bir sınavdır…



http://www.turksam.org/tr/a1133.html
Arkadaşına Gönder 2876 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
34096 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
22010 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
13090 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
12176 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
11134 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
5 defa yorumlandı.
Enerji Politikamızda Değişiklik Sinyalleri: Rusya Stratejik, Türkiye ise Ekonomik Çıkarlara Üstünlük Veriyor?
3 defa yorumlandı.
Mitat ÇELİKPALA: Türkiye-Ermenistan Protokolü ve Sonrası
3 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1628 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.