Yeni Zelanda, tarihinin en büyük ve en acımasız dini terör eylemini yaşadı. Sırf Müslüman oldukları için terör saldırısına maruz kalan masum insanlar en savunmasız şekilde ibadetlerini yaptıkları bir esnada uğradıkları terör saldırısı sonucunda hayatlarını kaybettiler. Terör eylemi için göçmen dostu, çok kültürlülüğü devlet politikası uygulayan Yeni Zelanda’nın seçilmiş olması göz ardı edilmemelidir.

 

28 yaşındaki İskoç asıllı Avustralyalı Brenton Tarrant’ın Yeni Zelanda’da, katliam yapmak için tercih ettiği bölgenin ismi “Christchurch”, yani “Hristiyan Kilisesi.” 50 masum insan sırf Müslüman oldukları için Cuma namazlarını kılarken kurşunlanarak öldürüldü. İslamofobi vahşetiyle 50 kişi öldü. 20’si ağır 48’de yaralı var.

 

Müslüman dünyası, meydana gelen terör saldırısı sonrasında uluslararası kamuoyunun gerçekleştirilen terör eylemini lanetleyerek net bir tavır koymasını bekledi. Ancak bu tavır gelmedi.

 

11 Ocak 2015’te Charlie Hebdo saldırısı karşısında sergilenen duruş ve verilen mesaj Yeni Zelanda’da gerçekleşen cami katliamı sonrasında neden yapılmadı? Uluslararası kamuoyu ne yazık ki, Yeni Zelanda’da meydana gelen dini terör eylemi karşısında ne net bir tavır ortaya koyabildi! Ne de yaşananları terör eylemi olarak niteleyebildi. Bu durum her şeyden önce insanlığa karşı yapılmış bir yanlış ve samimiyetsizliktir. Acaba, Yeni Zelanda’da meydana gelen terör saldırısı Hıristiyanlara yönelik olsa idi uluslararası kamuoyu nasıl bir tepki verirdi?

 

Her kim ve nereden gelirse gelsin terör terördür. Terörün dili dini ırkı olmaz. Sözde medeni ülkeler Yeni Zelanda saldırısı sonrasında sınıfta kalmışlardır. Günümüz dünyasında benim dinimden olmayan beni çok ilgilendirmez şeklinde bir yaklaşım kabul edilebilir mi? Terör dini manada kategorize edilebilir mi? İslam adına terör eylemi yapan kişi ya da gruplar nasıl tüm Müslümanları temsil etmiyorsa, Hıristiyanlık adına terör eylemi yapan kişi ya da gruplarda tüm Hıristiyanları temsil etmez. Ancak, hangi dine yönelik olursa olsun ibadet yapanlara ve ibadethanelere karşı düzenlenen silahlı saldırıları terör eylemi olarak nitelendirip net bir tavır koyamama insanlık ayıbıdır. En hafif ifade ile samimiyetsizliktir.

 

İnsan hakları ve dini özgürlükler konusunda övünmeye geldiğinde en önde yer alan çağdaş ülke temsilcileri neredeler? Uluslararası literatüre her türlü teorik tanımları yazan medeni ülke temsilcileri neden sus pus?

 

Terör sözcüğü Latince ‘terrere’ kökünden gelmektedir. İlk kez Dictionnarire de l’Academie Française’nin 1789 yılında yayınlanan ekinde rastlanmaktadır. Korkudan sarsıntı geçirme, korkudan dehşete düşmeye sebep olma anlamlarına gelmektedir.

 

Teorik olarak insan hakları ve dini özgürlükler konusunda övünen medeni ülkeler iş uygulamaya geldiğinde neden sessizliğe gömülmüş vaziyetteler?

 

Son yıllarda ırkçı, İslâm karşıtı terör saldırılarında ciddi bir artış olduğu göze çarpmakta. 2017’de Kanada’nın Quebec şehrinde Alexandre Bissonnette adlı ırkçının yaptığı cami saldırısında 6 Müslüman hayatını kaybetmişti. Daha sonra Darren Osborne adlı terörist İngiltere Finsbury Park’taki cami saldırısını gerçekleştirmişti. Aynı yılın Ramazan bayramının birinci günü, bu kez Newcastle’daki saldırıda, bayramlaşan Müslümanların üzerine sürülen bir araçla beş kişi yaralanmıştı. Yeni Zelanda’daki son saldırı, dehşet verici boyutları bakımından önceki saldırılarla kıyaslanmayacak yönlere sahip. Sanki de terörün uzanamayacağı yer olmadığını dünyaya göstermek istediler. Adeta “istersek en güvenli ülkeleri bile karıştırabiliriz” mesajı verilmek istenmiştir. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mentalitesi ile teröre ve teröriste yaklaşım gösterilmesi terör yaratanları cesaretlendirir. Terör ve terörist kendisine müsamaha gösterilmesi sonucunda bundan cesaret alarak daha büyük eylemler yapar.

 

Bugün Müslümanlara karşı eylem yapan terör odakları yarın Hıristiyanlar ile Müslümanları karşı karşıya getirebilmek için hedef olarak Hıristiyanlara ait ibadethaneleri hedef seçebilir? Hıristiyan ve Müslüman dünyası dini tabanlı terör eylemlerine karşı birlikte hareket etmelidir. Aksi durumda teröristlerin ekmeğine yağ sürülmüş olur. Çağdaş ve medeni ülkelerin siyasetçileri ile medya yöneticilerini Yeni Zelanda katliamı sonrasında sergilemeye devam ettikleri duruşlarını gözden geçirmeye davet ediyorum.

 

Terör terördür. Bugün teröre terör diyemeyenler umarım ilerde bu samimiyetten uzak sergiledikleri yaklaşımları nedeniyle pişman olup utanmazlar.