Telengitler Rusya’da yaşayan azınlık Türk halklarındandır. Dünyada sadece 4.000’e yakın nüfusu olup (bazı bilgilere göre 2.500 kişi), yok olma riski altındadırlar . Uzun zamandır Telengitler Altay halkının bir etnik grubu olarak bilinirdi. 2002 yılında Telengitler ayrı bir halk olarak tanındı. Onlar Dağlık Altay’ın, Çüy bozkırlarında yaşamaktadırlar.

 

Şaman inançlarına göre yaşayan Telengitler, göze görülen ile görülmeyenin arasındaki bağlantıyı önemserler. Onlar evreni üçe ayırırlar; dünya insanların yaşadığı yer, gökyüzü tanrının onları izlediği yer ve yer altı ölüm ve ruhların yeri. Telengitlere göre ruhlar insanlar arasından üstün yetenekli ve öngörebilen insanları kendi yöntemleriyle hastalıklarla ve zorluklarla sınayıp seçtiklerini düşünürler. Ancak bu tür sınavlardan geçen insanlar Şaman olabilirler. Şamanlar ruhların belirttiği gibi “Ak Şaman” ve “Kara Şaman” olarak niyetlerine göre ayrılırlar. Hastalığı, kötülüğü ve ölümü önceden göre bilen bu insanlar ruhların onlara verdikleri üstün güçlerini kullanarak bunlarla savaşmayı görev edinirler. Şamanlar her insanın ruhunun olduğunu ve bu ruhun insan vücudunu terk edince “kötü günler”in hastalığın ve ölümün geldiğini düşünerek, bu ruhun insan bedeninde kalması için çabalarlar.

 

Telengitler en çok pınar, dere ve ırmakların kutsallıklarına inanırlar. Oraların tümünün bir kız, bayan, ya da yaşlı bir kadın sahibi olduğunu ve onların, insanlarla tanrı arasında elçilik vazifesi yaptıklarına düşünürler. Bu nedenle de oralarda dilek ve dua ederler. Telengitlerde bunlar hakkında çok hikayeler de vardır.

 

Telengitlerin inançlarında ateşin de önemi çok büyüktür. Ateş yakıp üzerinden atlamak veya eşyaları ateşin üzerinden geçirmek onlara göre kötü ruhlardan ve hastalıklardan arınmak demektir. Bu nedenle de ateş Şaman inanışlarında önemli bir semboldür. Telengitler yaşadıkları bu toprakları dünyanın en gizemli ve kutsal yeri olarak bilirler. Bu topraklar onlara göre gizemin ve bilginin kaynağı, canlı ile onları yaratan tanrının buluştuğu noktadır. Doğa ise, tanrının onlara armağanıdır.

 

Konar göçer hayatları olan Telengitler sert hava şartlarına rağmen hayvancılık ile özellikle büyükbaş; deve, yak, at, inek ile ailelerinin geçimlerini sağlarlar. Kışın kışlakta, yazın da yaylada ve dere kenarında hayvanlarını yayarlar. Genelde keçeden yapılmış çadırlarda ya da tahta evlerde barınırlar. Hayvancılığın dışında erkekler balık avlarlar, kadınlar ise ot ve bitki toplarlar. Onlara göre “yer ana ekinleriyle insanları doyurur, gökyüzü baba ise ekinleri sular”. Bunların her zaman verimli ve bereketli olması için tanrıya dua ederler. Bu yüzden de yer ana ile gökyüzü babanın uyumuna önemsemişlerdir.

 

Telengitlerin hayatında müzik, doğum ile başlar ölüm ile biter. En önemli özellikleri ise çeşitli gırtlak sesleridir. Hayatlarının her noktasında bebek ninnilerinden hayvan yaymalarına kadar şarkı ve türkü vardır. En önemli müzik aletleri ise “Topşur”dur. Telengitler sevincini, üzüntüsünü, tüm ruh hallerini bu aleti çalarak ifade ederler. Bazen de sadece kendileri için rahatlamak ve dinlenmek için çalarlar.

 

Telengitler Türk boylarının içinde kendi örf ve adetlerine en çok düşkün olan halk olarak bilinirler ve geleneklerini devam ettirmek için kendilerini bu yola adamışlardır.