Tayland’da 2 Şubat 2014 tarihinde muhalefetin boykotu ve gösterilerin gölgesinde yapılan erken genel seçimler için milyonlarca seçmen sandık başına gitti. Seçimlere hükümet karşıtı göstericilerin bazı seçim merkezini zorla kapattığı ve kitlesel gösterilerin yaşandığı yönündeki bilgiler damgasını vurdu. Tayland Başbakanı Yingluck Shinawatra, istifasının talep edildiği kitlesel gösterileri durdurmak için erken seçim kararı almıştı. Tayland’daki muhalefet kanadı Yingluk Şinawatra'nın kazanması beklenen seçimi boykot etti. Tayland’ın başkenti Bangkok’ta seçim arifesinde hükümet karşıtı göstericiler oy pusulalarının bulunduğu binaları, pusulaların dağıtımını engellemek amacıyla ablukaya aldı. Protestocular mevcut hükümetin yerine, seçimle belirlenmeyecek bir "Halk Konseyi”nin göreve gelmesini istiyor.

 

2 Şubat 2014’te Tayland’da gerçekleşen genel seçimler hakkında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlilerinden Asya-Pasifik Uzmanı Yard. Doç. Dr. Bahadır Pehlivantürk, TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu.   

 

“Tayland belki de tarihinin en sancılı seçimlerinden birisini geçirdi. Muhalefetin boykot ettiği seçimlerde katılım oranı yüzde 50'nin altında kaldı. Daha önce 2006 yılında yine muhalefetin seçim boykotu ile krize giren Tayland siyasi sistemi, bir darbe yaşamıştı. Bu sefer ordu müdahale etmeyeceğini açıkladı.

 

Tayland'daki sorun dışarıdan Taksin taraftarları ve Taksin dönemindeki yolsuzluk iddialarından etkilenen taksin karşıtları arasındaki bir mücadele gibi gözükse bile, aslında derinde Tayland toplumunu boydan boya ikiye bölen sosyo-ekonomik ayrışmanın bir sonucu. Tayland tarihinde 16 defa darbe yaşamış bir ülke. Demokrasiyi büyük sancılar sonucunda inşa edebilmiş. Bu demokrasi mücadelesinin başını yürüten orta-sınıf beyaz yakalı Bangkok halkı olmuş, ve bu uğurda çok kan akmış. İronik bir şekilde bugün seçimleri boykot eden, demokrasiyi askıya alıp bir "halk konseyi" tarafından ülkenin yönetilmesini isteyen, bazı görüşlere göre darbe ümidinde olan kesim de bu kesim.

 

Bangkok şehri Tayland'da büyük bir ağırlığa sahip. Ülkenin tarihi, kültürel, iktisadi, yönetimsel, turistik öğelerinin büyük çoğunluğunu barındırıyor. Türkiye ile kıyaslanacak olursa önemsel olarak Ankara, İstanbul ve İzmir'in toplamı olarak görülebilir. Uzun süre de Tayland'daki dinamiklere yön vermiş. Taşra ise uzun süre geri planda, fakir ve etkisiz kalmış. Demokratikleşme ile birlikte taşra kesiminin ağırlığı Tay siyasetine yansımış durumda. Bu yansıma da Taksin Şinawatra'nın iktidarı ile sembolleşmiş durumda. Birden bire Tayland üzerinde etkisini kaybeden Bangkok'daki beyaz-yakalıların ise bu durumu içlerine pek sindirememiş olduklarını görüyoruz. Taksin dönemine atfedilen usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları, bu beyaz-yakalılar tarafından Taksin (ve ona bağımlı olduğu düşünülen siyasi aktörlerin) gönderilmesini istemelerinin temel argümanı olarak ortaya konulsa da, Tayland'daki siyasi kavganın altında bu sosyo-ekonomik bölünme yatıyor.

 

Kaç defa seçim yapılsa yapılsın Taksin'e bağlı partilerin tekrar oy çokluğu ile iktidara geleceğini bilen muhalefet, çareyi seçimleri boykot edip sokaklara dökülmekte bulmuştur. Ama bu şekilde de istediklerini elde etmeleri güç gözüküyor…”