Bundan 7 ay kadar önce, Tayland’ın Songkhla kentindeki dağlık arazide kauçuk tarlasındaki gizli kampta polis baskını sonucu gözaltına alınan 60’ı kadın ve 82’si çocuk 220 Uygur Türkü ve çeşitli bölgelerden toplanan toplam 496 civarında Uygur Türkünün üçüncü bir ülkeye gönderilmesi için harekete geçilmişti. Hatta Türkiye Dışişleri Bakanlığından yetkililer gidip onlarla görüşmüş, Türkiye Cumhuriyeti Bangkok Büyükelçiliği diplomatları bizzat onlarla görüşüp onları Türkiye’ye götüreceğini söylemişti. Fakat şimdi aldığımız haberlere göre bu girişimlerde hiçbir ilerleme sağlanamamıştır.

 

Tayland’ın Haytay şehrinde bulunan 5 farklı tutukevindeki toplam 496 Uygur Türkünün dramı ile ilgili olarak gerçek adını açıklamak istemeyen bir Uygur Türkü ile Dünya Uygur Kongresi Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı, Ankara Üniversite Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkin EMET tarafından yapılan röportajdan notlar şu şekilde:

 

 Doç. Dr. Erkin Emet: Tayland’daki Uygurlar Hakkında Kısaca Bilgi verebilir misiniz? 

 

Biz, 496 Uygur Tayland’ın Bangkok yakınlarında 5 ayrı yerde tutukluyuz. Tutukevinin şartları çok kötü. Şuan hepimiz beton üzerinde yatıyoruz. Hava değişimi bizi çok etkiledi ve güneş görme imkanımız oldukça kısıtlı. Ayrıca Tayland’ın iklimi, yemek ve suyu bizim bünyemize farklı geldiğinden ve sağlık hizmetlerinin hiç olmayışından dolayı aramızda kaşıntı hastalığı, bulaşıcı cilt hastalığı ve gözlerimizde rahatsızlıklar meydana geldi. Aynı zamanda 7 aydan beri beton üzerinde yattığımız, güneş yüzü göremediğimiz için yüzde seksenimizde böbrek hastalığı, kalp hastalığı ve halsizlik mevcut. Pek çok insanda bel, ayak eklem hastalığı var. Bu hastalıklar hemen hemen hepimizde mevcut. Eğitim yaşındaki çok sayıda çocuk anne ve babalarıyla hapiste. Yeni doğmuş bebekler de hapis hayatı yaşamakta. Gençlerimiz eğitim hakkından mahrum hapis hayatı yaşamakta. Ayrıca, çocuklarımız, hanımlarımız ile başka tutukevlerinde bulunduğu için eskiden 8 günde bir defa çocuklarımız ile görüştürülüyorduk, şimdi 45 günde bir defa görüştürüyorlar. Çocuklarımız ile görüşmeyeli bugün tam bir ay oldu. Çocuklarımız babalarından, özgürlükten, normal bir hayattan sürekli ayrı kaldıkları için psikolojik sorunlar yaşıyor.

 

 Doç. Dr. Erkin Emet: Aldığım bilgiye göre yakında mahkemeye çıkacakmışsınız. Mahkemeden sonra akıbetinizin ne olacağı hakkında herhangi bir bilginiz var mı?

 

Mahkeme olacağımızla ilgili bize hiçbir şey söylenmedi. Biz 7 ay önce tutuklandığımızda mahkememiz olmuştu. Mahkeme sonucunda bizi 6 ay hapis, bin Bat (Tayland Parası) para cezasına çarptırmıştı.  6 aylık hapis cezasını çektikten sonra başka ülkeye gitmemize izin verileceğine, eğer başka ülkeye gitmemiz gecikirse ailemizle beraber yaşamamıza izin verileceği söylenmişti. Maalesef bugün sadece 45 günde bir defa çocuklarımız ile görüştürülüyoruz. Tayland’ın ilgili birimleri verdiği sözde durmadı, durumumuz hala belirsizliğini koruyor.

 

  Doç. Dr. Erkin Emet: Sizler kaçak olarak yakalandığız zaman <> demiştiniz, Türkiye devleti Hükümeti sizlerle ilgileniyor mu?

 

Tayland güvenlik güçleri bizi tutukladığı zaman Tayland’daki Türk Büyükelçiliğinden yetkililer gelip bizimle ilgilendi. Güvenlik güçlerinin kimlik tespiti gibi çalışmalarına yardımcı olun, sizleri Türkiye’ye göndereceğiz dediler.  Geliş o geliş, daha sonra hiç gelmediler. Ama Türkiye, Almanya ve Tayland’daki bazı sivil toplum kuruluşları bize maddi yardımda bulundu, onlara sonsuz teşekkürümüzü bildiririz.

 

 Doç. Dr. Erkin Emet: Uluslararası toplumdan ve dünya devletlerinden ne istiyorsunuz?

 

Biz, etnik ayrımcılık ve dini baskılar  yüzünden Doğu Türkistan’dan kaçmak zorunda kalan insanlarız.  Bizim en büyük arzumuz dili, dini, kültürü bir kardeş ülke olan Türkiye’ye gitmek. Eğer bu mümkün değil ise bize dini ve etnik bakımdan ayrımcılık yapmayan, demokratik bir ülkeye gitmeyi istiyoruz. Bizim tek isteğimiz biran önce esir hayatından kurtulup, başka insanlar gibi rahat bir nefes alıp, çocuklarımızla beraber yaşama olanağına kavuşmak. Ben Tayland’da hapiste dayanılmaz zorluklar içersinde yaşam savaşı vermekte olan 496 Uygur Türkü adına Türkiye Cumhuriyeti devleti başta olmak üzere bütün dünya devletlerinin yardım elini uzatmasını dilerim.