Günümüzde güçlü bir devlet olmanın yolu enerji sorununu çözmekten geçmektedir. Eğer bir devlet enerji sorununu çözebiliyorsa, ekonomik anlamda da belli bir gücü elde etmiş demektir.

Artan nüfus, şehirleşme, ekonomik büyüme, sanayileşme, teknolojinin yaygınlaşması, ısınma, soğutma, aydınlatma ve bireylerin refah seviyesinin artması ile orantılı bir şekilde ülkelerin enerjiye duydukları gereksinim her geçen gün kaçınılmaz şekilde artmaktadır.

 

Emperyalist sömürü düzenin doğuşundan günümüze kadar geçen süre zarfında dünya genelinde zengin enerji kaynaklarının bulunduğu yerlerin paylaşımı konusunda büyük bir güç mücadelesi yaşanmaktadır. Dünyanın pek çok yerinde yaşanan kriz, çatışma ve terör olaylarının perde gerisinde genelde enerji kaynaklarına hâkim olma mücadelesi yatmaktadır. Özellikle Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de yaşanmakta olan olayları bu çerçevede ele alarak değerlendirmek gerektiğini düşünmekteyim.

 

Türkiye son dönemde enerji alanında yapmış olduğu girişim ve hamlelerle önemli bir enerji koridoru olma yolunda ilerlemektedir. Türkiye’nin enerji alanında önemli bir merkez haline dönüşme süreci KKTC’yi de yakından önemli ölçüde etkilemeye başlamıştır.

 

Doğu Akdeniz’de hidrokarbon rezervlerinin keşfi ve Ortadoğu’da bulunan hidrokarbon kaynaklarının güvenli ve en ekonomik bir şekilde Avrupa ülkelerine sevk edilmesi konusu Türkiye (TANAP) ile birlikte KKTC’nin de stratejik önemini artırmıştır. Nabucco Projesi yeterli seviyede siyasi ve ekonomik destek görmemesi nedeniyle hayata geçememişti. Sonrasında Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) gündeme geldi. Azerbaycan´ın Hazar Denizi´ndeki Şah Deniz II Gaz Sahası ve Hazar Denizi´nin güneyindeki diğer sahalarda üretilen doğalgazı TANAP projesi sayesinde Türkiye ve ardından Avrupa´ya taşınacak. Sonraki aşamada Kazakistan ve Türkmenistan hidrokarbon kaynaklarının da bu projeye dâhil edilmesi gündemde…

 

Avrupa´ya gaz dağıtımının 2020’nin ilk çeyreğinde başlaması ve yıllara göre artması öngörülüyor. Birinci aşamada 16 milyar metreküp taşıma kapasitesi düşünülmekte. 10 milyar metreküp doğalgazın Avrupa´ya, 6 milyar metreküp doğalgazın da Türkiye içinde dağıtımı planlanmakta. Taşıma kapasitesinin 2023´te 24 milyar metreküp, 2026´da ise 31 milyar metreküpe çıkarılması hedefleniyor.

 

TANAP’ın açılışı 12 Haziran 2018 günü Eskişehir’de düzenlenen büyük bir törenle gerçekleşti. TANAP’ın açılışı için yapılan törene Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yanı sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Sırbistan Cumhurbaşkanı Alexandar Vuçiç ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko da katıldı. Demek ki, Tanap ile Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve KKTC arasında bir bağ kurabilmek mümkün olabiliyormuş!

 

İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs TANAP projesine alternatif olarak Eastmed projesini ortaya attı! East-Med projesinin başlaması halinde 2025 yılında (başta 6 milyar euro olarak iddia edilse de) 20 milyar Dolar’a tamamlanması öngörülüyor. Projeye göre boru hattının denizin 3,3 kilometre derinliğinde ve 2 bin kilometre olarak inşa edilmesi hedefleniyor.

 

East-Med projesinin gerçekleşmesi ekonomik ve güvenlik açısından fazlasıyla maliyetli. Gerek fiziki gerek güzergâh ve gerekse bölgedeki sınırlı rezerv miktarı göz önünde bulundurulduğunda ciddi riskler içermesi nedeniyle de East-Med projesi uzmanlar tarafından rasyonel görülmemektedir. Lakin bu projenin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervlerini taşımak maksadıyla yapılacağı iddia edilse de acaba Orta Doğu’daki hidrokarbon kaynaklarını Avrupa’ya taşıması için mi gündeme gelmiştir? Öyle bile olsa projenin ekonomik ve uygulanabilirliği tartışma konusudur. Proje siyasi bir projedir. Son süreçte projenin perde gerisinde Avrupa Birliği ve ABD olduğu ciddi olarak gündeme gelmiştir.

 

East-Med Projesi Orta Doğu’da İran, Katar, Irak gibi hidrokarbon rezervleri yüksek ülkeler için mi ortaya atılmıştır. Böyle bile olsa deniz içerisinde yapılacağı iddia edilen güzergahta çok ciddi fiziki ve güvenlik sorunları taşıdığı konunun uzmanları tarafından sık sık dile getirilmektedir. East-med projesi bu nedenle de hayali boş bir proje olarak nitelendirilmektedir.

 

Kıbrıs Adası çevresindeki hidrokarbon kaynakları Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarına aittir. Uluslararası hukuku yok sayarak Rum liderliğinin yaptığı girişimler KKTC’nin garantörü olması sıfatıyla Türk donanması ile Avrupa Birliği (AB) menşeli/bayraklı hidrokarbon arama gemilerinin karşı karşıya gelmelerine neden olmuştur.

 

Eastmed projesinin perde gerisinde yer aldığı gün geçtikçe belirginleşmeye başlayan Avrupa Birliği, yakın zaman önce NATO’ya alternatif olduğu iddia edilen PESCO isminde askeri bir organizasyon kurdu. Bir süre sonra PESCO’nun Güney Kıbrıs lehine Türk donanması ile Doğu Akdeniz’de karşı karşıya gelmeye hazırlandığı iddia edildi. Türkiye Cumhuriyeti Doğu Akdeniz’de gerek kendi kıta sahanlığı ve gerekse Kıbrıs Türklerinin garantörü olması sıfatı ile uluslararası hukuka dayanarak hareket etmektedir.

 

Türkiye ve KKTC enerji konularında yakın zaman içerisinde pek çok anlaşma imzalamıştır. KKTC hükümranlık alanları ile ilgili yetkiyi Türk Petrollerine süreli olarak devretmiştir. Yine aynı zamanda Türkiye ve KKTC arasında enterkonnekte elektrik kablo döşenmesi konusunda protokol anlaşması imzalanmış, döşenmeye başlaması an meselesidir.

 

TANAP, East-Med ve Pesco konusunda bu gelişmeler yaşanırken diğer bir yandan da EurAsia Projesi kapsamında Avrupa Asya Enterkonnekte elektrik ağının, Avrupa Afrika Enterkonnekte elektrik ağı ile birleştirilerek Türk kıta sahanlığından geçirilmesine çalışılmaktadır.

 

Türkiye, TANAP gibi dev uluslararası nitelikteki açılışa Azerbaycan, Sırbistan ve Ukrayna Cumhurbaşkanlarının yanında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı da davet etmiş. Hatta konuşma yapmasına imkân tanımıştır. Türkiye ve Azerbaycan böylesine önemli bir uluslararası açılışta KKTC’nin statüsünün yükselmesine imkan sağlayacak çok önemli bir hamleye imza atmışlardır. Sırbistan ve Ukrayna Cumhurbaşkanlarının gerek protokolde gerekse yemekte KKTC Cumhurbaşkanı ile birlikte memnun ve mutlu bir şekilde yer almaları oldukça önemli bir gelişmedir.

 

Teşekkürler Türkiye! Teşekkürler Azerbaycan…

 

Sonuç olarak Türkiye ve KKTC uluslararası hukuk zemininde mücadelelerini sürdürmektedir. Önümüzdeki süreçte TANAP, East-Med, Pesco ve EurAsia konularında ne gibi yeni, kritik ve sıcak gelişmeler yaşayacağımızı hep birlikte bekleyip göreceğiz.