Taksim Meydanı´nda Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı polislerin bulunduğu noktaya, 31 Ekim 2010 tarihinde sabah saat 10.30 sıralarında canlı bomba ile terör eylemi gerçekleştirilmiştir. Saldırıda 5'i ağır olmak üzere 15 polis toplam 32 kişinin yaralanmıştır. Saldırı saat 24.00 itibarı ile hiçbir örgüt tarafından üstlenilmemiş ve güvenlik güçlerinden de saldırının kim veya kimler tarafından yapıldığına dair resmi bir açıklama gelmemiştir.

 

Hal böyle olunca da bu saldırının kim ve/veya kimler tarafından gerçekleştirildiği konusunda eldeki mevcut verilerden bir öngörü yapılması mecburiyetin ortaya çıkarmıştır. Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, bu eylemi Türkiye’de gerçekleştirebilecek yetenekte ve en az üç terör örgütü bulunmaktadır. Olağan şüpheli bu örgütlerden ilki PKK, ikincisi DHKP-C ve El Kaide olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Bu saldırıda asıl hedefin Cumhuriyet Bayramı kutlamaları olması ihtimali yüksektir. Ancak hava muhalefeti sebebiyle ertelenen gösteriler sebebiyle eylemcinin Taksim’de polis noktasını seçmesi ihtimali de düşünülmelidir. Taksim’deki saldırı canlı bombanın polis otobüsüne girmeye çalıştığı sırada üzerindeki bombayı patlatması ile yapılmıştır. Canlı bomba 1,5 kilogramlık üç adet termos kullanmıştır. Yaklaşık 4.5 kg A-4 plastik patlayıcı kullanan eylemci olay yerinde hayatını kaybetmiştir. Polisin erken davranması ile daha büyük bir eylemin önlendiği söylenebilir. Zira canlı bomba eylem öncesi ateş edilerek otobüse girmesi engellenmiştir. Ayrıca olay yerinde patlamayan iki bomba daha bulunmuştur. Canlı bombanın üzerinde kimlik çıkmamıştır, örgüt bağlantısı şimdilik tespit edilmemiştir. Konu üzerinde çalışmalar sürdürülmektedir.

 

Olağan Şüpheliler

 

Taksim Meydanı’nda yaşanan terör saldırısında bir numaralı olağan şüpheli terör örgütü olarak PKK Terör Örgütü görülmektedir. PKK’yı olağan şüpheli yapan en önemli unsur onun kanlı bir etnik bölücü terör örgütü olması ve aktif eylemlere başladığı 1984 yılından bu yana yaklaşık 40 bin kişinin hayatını kaybetmesine sebep olmasıdır.

 

Terör örgütü PKK'nın eylemsizlik kararının sona erdiği tarih olan 31 Ekim gününde böyle bir saldırı düzenlenmiş olması da yine PKK’yı dikkat merkezine getirmektedir.

 

PKK terör örgütü gibi kış aylarında mevsimsel şartlar sebebiyle Dağlık arazilere çekilmekte ve kırsal alanlarda terör saldırılarını minimum düzeylere indirmektedir. Ancak bu çekilme öncesinde terör örgütü bütün kış üzerine yatacağı, meyvesini yiyeceği ses getirecek büyük bir eylem hayata geçirir. Geçtiğimiz hafta boyunca neredeyse bütün medya kanallarında terörü tartışırken bu hususa dikkat çektik. (Bkz. 28 Ekim NTV, CNN Türk, TRT Türk’te yaptığımız değerlendirmeler) Eğer bu eylemi PKK terör örgütü gerçekleştirdi ise tam da dikkat çektiğimiz hususu hayata geçirmişlerdir demektir.

 

31 Ekim’de Taksim Meydanı’nda yapılan saldırı son 11 yılda Taksim’de polise yönelik gerçekleştirilen üçüncü canlı bombalı saldırısıdır. Taksim Meydanı´nda 27 Mart 1999 yılında yine Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı otobüslere yapılan canlı bomba eyleminde 3´ü polis memuru 10 kişi yaralanmıştı. Bir diğer canlı bombalı eylem 10 Eylül 2001 tarihinde Gümüşsuyu Çevik Kuvvet bekleme noktasına meydana gelmişti. Bu saldırıda da 2 polis memuru şehit olmuş, 2´si ağır 13 polis memuru ve 7 vatandaş yaralanmıştı.

 

CNN International'a konuşan bir PKK sözcüsü, patlama hakkında bir bilgisi olmadığını söylemiştir. PKK sözcüsü, "Taksim'deki bu patlama hakkında hiçbir fikrim yok" ifadesini kullanırken, örgüt tarafından ilan edilen "tek taraflı ateşkesin" bugün sona erdiğini belirtmiştir. Sözcü ayrıca, PKK lideri Murat Karayılan'ın geçtiğimiz günlerde Radikal Gazetesine verdiği röportaja da vurgu yaparak, Karayılan'ın, "artık sivillere yönelik eylemlerde bulunmayacağız" şeklindeki sözlerini hatırlatmıştır.

 

Gerek PKK sözcüsünün açıklaması ve gerekse de geçtiğimiz hafta Murat Karayılan’ın Kandil’den artık “Sivillere” saldırmayacağız açıklamalarına rağmen saldırının PKK terör örgütü tarafından gerçekleştirilmesi ihtimali yüksektir. PKK bir terör örgütüdür ve verdiği hiçbir söz dikkate alınamaz, güvenilemez. Daha önce de benzer durumlarda PKK’nın verdiği sözlere güvenilemediği görülmüştür. 31 Ekim itibarı ile eylemsizliğin sona erdiği, PKK’nın İmralı’daki elebaşısı Abdullah Öcalan’ın “başımı kesseler aracı olmayacağım” diyerek aradan çekildiği ve örgütün sürdürdüğü görüşme masasında pazarlık gücünü artırmaya çalıştığı bir dönemde PKK terör örgütü en olağan şüphelidir.

 

Elbette ki, PKK’nın tek bir yapı olmadığı, içerisinde farklı gruplaşmalar arasında ayrışmanın derinleştiği de bilinen bir gerçektir. Özellikle Suriye kökenli radikal grupların da bu eylemleri gerçekleştirme ihtimali yüksektir. Ancak PKK içerisindeki farklı gruplar da yapsa sorumluluk PKK terör örgütündedir. Bu aşamada bilindik bazı çevrelerin “görüşmeleri kesmek isteyen bazı derin güçler” şeklindeki bildik söylemlerinin üzerinde durulacak ciddiyette görülmediğini de belirtmek isteriz.

 

Diğer olağan şüphelilerin PKK’nın ve bazı istihbarat örgütlerinin de zaman zaman taşeron olarak kullandığı DHKP-C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi), MLKP (Marksist Leninist Komünist Parti Türkiye / Kuzey Kürdistan), son haftalarda operasyon yapılan bazı sol örgütler ve El Kaide gösterilebilir. Bu arada DHKP-C’ye yönelik bir operasyon yapıldığını ve 16 kişinin de gözaltına alındığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla da medyadaki uzantıları vasıtasıyla bir imaj çalışması yapan PKK’nın bu eylemi kendisinin yapmayıp DHKP-C’ye ihale etmesi ve bu örgütü bir taşeron olarak kullanması yüksek bir ihtimaldir.