Hemen yanıbaşımızdaki “Büyük Oyun”a bakanların dikkatlerini derhal “küçük yağmacılar” çekecektir. Dünyanın efendilerinin burunlarını soktukları güneyimizdeki ülkelerin hepsinde bu “küçük yağmacılar” olabilecek en büyük payı kapmanın telaşındalar. Bu iki “küçük yağmacı”nın biri BARZANİ diğeri PKK’dır.

 

BARZANİ atalarının rüyasının gerçek olması için önündeki eşiğin hemen bu tarafında duruyor ve sabırla atacağı son adımın yerini hazırlıyor. Son adım ise Suriye’nin akıbetine bağlı. Şam’ın daha fazla direnemeyerek yıkılmasıyla K. Irak’ın sınırlarını Suriye’nin Kürtlerini de içerisine alacak şekilde genişletmesinin önünde fazla bir engel kalmayacak. Küresel efendilerin de desteğini aldığı bu planmasını başarıyla tamamlaması halinde İran sınırından başlayacak bir “Kürdistan” Suriye’den Akdeniz’e açılacak.

 

Savunma derinliğine sahip, stratejisi üstün böyle bir “Kürdistan”ın dostunun çok olacağından başka bugünkü Türkiye’ye de ihtiyacı kalmayacaktır. Hatta Türkiye, bölgedeki en çok üzerinde durulmaya değer hasmı olacaktır. Üzerinde durulmaya değer bir ülke olan İran’la ilişkileri hep aynı kalacaktır. Tahran’da bugünkü İslam Devrimi de olsa ya da Amerikan-İsrail planları doğrultusunda yeni bir devlet te olsa fark etmeyecektir.

 

Şimdiden kestirmek güç ama belki en çok on yıl sonra belki de daha erken bir süreyi kapsayacak bu gelişmenin baştan çıkaran çekiciliğine rağmen BARZANİ, son derece dikkatle ve soğukkanlılıkla hareket ediyor. Atalarından miras kalan geçmişin kötü denemelerini hiçbir zaman aklından çıkarmıyor.

 

Öncelikle kapısının önünü temizlemekle meşgul… K. Irak’ta ciddi bir muhalefet olan Goran Hareketi’nin protesto gösterilerini sokaktan alarak meclise taşımayı başardı. Muhalefeti görüşerek ikna etmeye çalışıyor. Bunun bir oyalama olduğunu gayet iyi bilen Goran Hareketi ise çaresiz uyumlu bir tutum izliyor. Çünkü BARZANİ’nin arkasındaki batı desteği duvarına çarpmasının sonu olacağını çok iyi biliyor. Muhalefetteki diğer iki radikal İslamcı partinin ise mecali ancak kendilerine yetmektedir. Kadim düşmanı TALABANİ, şimdilik devlet başkanlığıyla yetinmek zorunda olduğunun bilincinde. PJAK’ın İran karşısında aldığı yenilgiden o da etkilendi. BARZANİ karşısında nüfusunun az oluşu ve silahlı gücünün çok zayıf oluşundan kaynaklanan eksikliğini PKK ile yaptığı işbirliğiyle kapatan TALABANİ de bu sonucun olumsuz etkisi altında. Halen elindeki tek koz olan Irak Devlet Başkanlığını BARZANİ’ye borçlu oluğunu unutması mümkün değil.

 

Bir diğer önemli husus; BARZANİ’nin PJAK’ın İran’la yaptığı dolaylı görüşmeleri yürütmesi sayesinde iki taraf nazarında da elde ettiği üstünlüktür. Türkiye’nin Kandil’deki terörist varlığına engel olması isteklerine ipe un sererek yaklaşan Bölgesel Yönetimin Başkanı, İran’ın aynı isteğini canla başla yerine getirdi. Aracılık yaptığı görüşmeler sonucunda PJAK’ın saldırılarına engel olacağı ve denetimi terör örgütünün elinden almak üzere Kandil civarına peşmergelerini yerleştireceği sözünü verdi.

 

Ayrıntılı planlamasının gereği olarak BARZANİ, batının desteği altında K. Irak’ı Kürtleştiriyor. Bu uygulamanın başlıca hedefi ise Kerkük, Telafer, Tuzhurmatu, Altınköprü gibi yerleşim birimlerindeki Türkmen varlığını yok etmektir. Kürtleştirme planlarının ilk uygulaması Saddam’ın yok edildiği ilk gün gerçekleştirilmişti. Kerkük’te, Musul’da Türkmen ve Arap varlığının kayıtlarını ortadan kaldırarak işe başlamışlardı. Tapu, nüfus kayıtları ve müzeler yakılırken tüm dünya tepkisiz bir şekilde izleyerek ona destek vermişti.

 

BARZANİ, babasının can borcu olduğu İran’la ilişkilerini hiçbir zaman bozmaz, bozamaz. Türkmenler ve Türkiye olan ilişkisini küçük bir krize bile feda ederken Şiiler ve İran ilişkisini daima ön planda tutmak zorundadır.

 

Nedenleri çoktur. Bu nedenlerin en son örneği Baku Today’den Stanislav TARASOV’un bildirdiği gelişmedir: İran’ın 13 trilyon metreküp rezerve sahip Güney Pars bölgesinden çıkarılan gazın K. Irak, Lübnan ve Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaştırılması planlanmaktadır. Böyle bir gelişmeyle Türkiye’nin geleceğe yönelik enerji projelerinin boşa çıkması ihtimali bulunmasından ayrıca BARZANİ’yi yerinden oynatılması mümkün olmayan bir konum sağlayacaktır.

 

K. Irak yönetiminin yerini sağlamlaştıran bir başka gelişmede; dünyanın petrol devi Amerikalı Exxon Mobil, Bağdat’ın üzerinden atlayarak BARZANİ’yle doğrudan petrol ve doğal gaz anlaşması yaptı. Kaçınılmaz bir şekilde bu anlaşmayı diğerleri izleyecektir. Çünkü bugüne kadar merkezi Irak yönetimini kızdırmaktan çekinen dünyanın petrol tekellerinin önündeki korku duvarı bu anlaşmayla yıkılmış oldu. Aynı zamanda ABD, Irak’ta kalış süresini uzatmayan ve yargı dokunulmazlığını vermeyen Bağdat’a haddini bildirmiş oldu. Bu tutum bundan sonrakilere örnek olacak ve ABD, merkezi yönetimden koparamadığı her tavizde BARZANİ’yi öne sürecektir. Bu da BARZANİ’ye dokunulmazlık ve istediğini yapma serbestisi getirecektir.

 

Uluslararası ilişkilerde konumunu sağlamlaştıran BARZANİ, Suriye’deki Kürtçülerle olan ilişkilerini K. Irak çatısının altında toplanmalarını sağlayacak içerikte yürütüyor. ESAD’a amansız bir cephe açan Suriyeli Kürtçülerden oluşan heyetler K.Irak’a sık sık ziyaretler yapıyorlar. Şam yönetimine Kürt muhaliflerin isteklerine cevap vermesi çağrıları yapan Erbil, bu konuda Bağdat’tan ayrı bir politika izlemekte sakınca görmüyor. Arkasına batının desteğini almış BARZANİ’nin, Suriyeli Kürtçüleri kendi yönetimine eklemlemek üzere bulunduğu girişimleri fiili bir hal almak üzeridir.

 

İkinci “küçük yağmacı” PKK da Suriye’de geleceğe yönelik planlarını uygulamanın peşindedir. Suriye’deki uzantısı olan Kürdistan Birlik Partisi’ni (PYD) kullanarak Kürtçü muhalefeti tümüyle kendi çizgisine çekmeye çalışıyor. Bunu yaparken Suriye’de de en iyi bildiği yol olan terör ve şiddeti uyguluyor. ESAD muhalifi Kürt liderlerden Meşal TEMO’nun suikastinde PYD’nin rolü olduğu yaygın bir kanaattir. Şam’a karşı mücadele eden muhalif Kürt gençlik örgütünün üyelerinin PYD’nin saldırılarına hedef olduğu haberlerinin sayısı oldukça çoktur. Ülkenin içerisine düştüğü onca kargaşada ESAD’ın, PYD’li sürgünlerin Suriye’ye dönüşlerine izin vermesi bu haberleri doğrulamaktadır.

 

ESAD, böylelikle bir yandan Kürtçü muhaliflerin gücünü kırarken Türkiye’den de intikam almanın hesaplarını yapıyor. Şam’ın taşeronu olmaktan utanmayan PKK-PYD, ESAD yönetimde kalırsa hemen güneyimizde özerk bir “Kürdistan” elde etmenin planlarının peşinden koşuyor. Olmadığı taktirde ise doğacak boşluktan yararlanarak K. Irak’taki gücüyle birleştirerek güneyde yeni bir üslenme alanı ele geçirmeyi hesaplıyor.

 

Bunu başarması halinde birincisi BARZANİ’nin batıya ilerlemesinin önünü kesmek, ikincisi Türkiye’nin önüne çok daha sağlam bir zeminde çıkmak suretiyle iki yönlü başarıya ulaşmış olacaktır.

 

Her iki durumda da yani oğul ESAD gitse de kalsa da gelecek günlerin bizim için hiç kolay olmayacağı ortadadır. Bizim dışımızda kalan her ülke ESAD’ın kalmasının veya gönderilmesinin üzerine tekli oynamanın rahatlığındayken, biz bıçak sırtında yürüyerek aynı anda hem büyük oyuncular hem de “küçük yağmacılar” karşısında mücadele etmek zorundayız.