Kahraman askerlerimiz, El Bab’dan sonra terör koridorunun bağrına bir hançer daha sokmak için Afrin’in merkezine doğru ilerliyorlar ve Türk Milleti son zamanlarda hasret kaldığı birlik ve beraberlik ruhunu cephe gerisinde hayata geçirmiş görünüyor.

 

Herkes Suriye’nin geleceğini tartışırken, Suriye’nin neden karıştığını hatırlayan pek kimse yok gibi görünüyor.

 

Oysa Orta Doğu’daki karışıklıklar enerjinin; dolayısıyla güç ve paranın yönünü takip etmeden anlaşılamaz.

 

Suriye’de dökülen bunca kanın sebebinin Katar gazı olduğunu hatırlatmakta fayda var. Katar gazının, Türkiye üzerinden Batı’ya taşınması ve bu yolla Batı’nın, Rusya’ya olan bağımlılığının en aza indirilmesi planı ve Esad’ın buna direnmesi sonucu Suriye iç savaşı başlamıştı.

 

Bu Rusya ve İran için de kabul edilebilir bir durum değildi ve Esad’ın birkaç hafta içerisinde devlet başkanlığından uzaklaştırılabileceğine inanan stratejik derinlik, Avrasya jeopolitiğini besbelli ki hafife almıştı.

 

Esad, bu plana İran’la bir doğal gaz anlaşması yaparak cevabını bildirirken; kendisine yapılan Suriye’de iç savaşı bitirme ve 150 milyar dolar yardım teklifini de reddetmişti.

 

Katar ise Avrasya jeopolitiğini, Türkiye’den önce kavrayarak İran ile yakınlaştı ve enerji kaynakları arama işinde karşılıklı anlaşmalar imzalandı.

 

Bugün gelinen noktada Rusya’ya enerji bağımlılığını azaltma planları, Rus ve İran destekli Esad’ın koltuğunu koruması ile artık sona yaklaşmış, Suriye iç savaşının temelini oluşturan Katar gazı, Batı’ya yar olmamış, bunun üzerine Suriye’de kurgulanan oyunun bir benzeri Katar için de sahneye konulmuştur.

 

Suriye’de yapılan yanlışlardan ders aldığı görülen Türkiye’nin Katar krizinde derhal taraf olması ve Türk askerlerini Katar’a yerleştirmesi önemli ve başarılı bir adım olmuştur.

 

Türkiye’nin Suriye’de, ABD ile karşı karşıya geldikçe bölgede mevzi kazanması ve ABD’nin, Irak enerji kaynaklarını sözde “Kürdistan” üzerinden Akdeniz’e ulaştırma çabasının bağrına bir hançer gibi saplandığı da ortadır.

 

Çin, ABD’nin kurmak istediği Kürt devletinin Yeni İpek Yolu’nu etkisiz kılacağının; Rusya ise Kürtleri ABD’nin eline bırakmamak adına bütün sahip çıkmalarının ötesinde kurulacak ikinci İsrail’in kendisi için de önemli bir tehdit olacağının bilincindedir.

 

Orta Doğu’da bundan sonra neler olacağını merak edenler ise enerji hatlarının yani paranın ve gücün izleyeceği güzergahı takip etmeliler. O güzergahın yol haritası, Orta Doğu’nun da yol haritası olacaktır.