Türkiye’nin yoğun çabalarına rağmen Suriye’deki yönetim ile muhalifler arasındaki şiddet, muhalif halkın aleyhine olarak devam etmektedir[1]. Mart ayının başından beri bine yakın ölüm hadisesinin yaşandığı bilinen Suriye’ye yabancı medya mensuplarının girmesi yasaklanmış vaziyettedir. BM ya da Kızıl Haç yardım kuruluşu temsilcilerinin girmesine izin verilmemesinden ötürü rakamlar konusunda doğru bir saptamada bulunulamadığı bildirilen Suriye’de Uluslararası Af Örgütü, güvenlik güçlerinin infazlarından söz etmektedir.

 

Suriye’de, rejime karşı sokaklara dökülen göstericiler yeni bir taktik geliştirmiştir. Hafta içinde gösterilerini artık hava karardığında düzenleyerek, istihbarat servislerinin dikkatini üzerlerine çekmemeye, gözaltına alınmamaya çalışmaktadırlar. Ancak, ülkede Pazar günü meydana gelen çatışmalar bu taktiklerin yeterli olmadığını ortaya koymuştur. Suriye tankları,  ülkenin üçüncü büyük vilayeti olan Homs yakınlarındaki Rastan ve Talbise kentlerine girerek, elektrik ve telefon bağlantılarını keserek, muhalefetin yoğun olduğu bu kentlerin dış dünya ile bağlantısını kopartmıştır[2].

 

Suriye’de halkın istediği rejim değişikliklerinin yapılması karşısında dış ve iç dinamiklerin etkin olduğunu gözlerden uzak tatmamak gerekmektedir.

 

Dış dinamikler açısından konuyu ele aldığımızda, Suriye Devlet Başkanı Başer Esad’ın halkın istekleri doğrultusunda reformları bir an önce yapması konusunda ABD ve AB’nin yoğun baskıları vardır. Özellikle, AB askeri yaptırımların uygulanması konusundaki kararlılığını muhtelif zamanlarda ifade etmesine karşın, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov Suriye konusunu BM Güvenlik Konseyi’ne getirmeyi pek istekli olmadıklarını açıklamıştır[3]. Ancak, Suriyeli yöneticilerin ikinci bir Libya senaryosu yaratacak şekilde davranmaktan ve batıya bu fırsatı vermekten vazgeçmeleri gerektiğini belirtmiştir.

 

Öte yanda, Amerikan Washington Post gazetesi, Suriye rejiminin göstericilere baskı uygulamasında İran’ın destek verdiği iddiasını ortaya atmıştır. İran’ın Suriye’ye sadece silah ve donanım vermekle yetinmediği, aralarında “El-Kuds” adındaki seçkin birliklere bağlı askeri eğitmen ve danışmanların da bulunduğu personelini, ayrıca dinleme araçlarını da Suriye’ye gönderdiği, gazetenin Amerikan kaynaklarına dayanarak verdiği haberde yer almıştır[4].

 

Konuya bu bağlamda bakıldığında, Suriye konusunda Libya’da olduğu gibi uluslar arası kamuoyunda bir tavır birliği mevcut değildir. Bunun genel getirisi olarak, Suriye’ye karşı BM nezdinde tedbirler uygulamak ve birlikte hareket etme seçeneğinin sıkıntılı olduğu görülmektedir. Bunun Suriye açısından bir avantaj olarak değerlendirildiği şüphe götürmez bir gerçektir. Bu bakımdan Rusya ile BM seçeneğini geçersiz kılan ve İran’ın desteği ile güçlenen Suriye’nin ABD, AB ve Türkiye’nin iyi niyetli yaklaşımlarına karşı koyması fırsatçı (oportünist) bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.

 

İç dinamikler açısından ise, Suriye Devlet Başkanı Başer Esad bir taraftan Rusya ve İran’ın desteğini alırken diğer taraftan da diğer Arap Baharı’ndan etkilenmiş ülkelerde görülmeyen bir silahlı kuvvetler desteğine sahiptir. Babası Hafız Esad tarafından uygulamaya konulan olağanüstü hal ile birlikte kendisine bağlılık yemini etmiş silahlı kuvvetlerin bu gün bile gözlerini kırpmadan kendi halkına karşı silahlı güç kullanabileceği düşünülmektedir. Bunda en önemli payın Başer Esad’ın kardeşi ve özel kuvvetlerin general rütbesindeki Maher Esad!ın olduğu söylenmektedir. Bunun komutası altındaki birliklerin son derece acımasız bir politika uyguladıkları ifade edilmektedir. Başer Esad devlet başkanı olmasına rağmen etrafında aile fertleri veya azınlıkta olan Alawite cemaatine ait askeri ve istihbarata hakim şahısların etkisi nedeniyle mutlak iktidara sahip olamadığı belirtilmektedir[5]. Bu demektir ki Suriye’de silahlı kuvvetler ve istihbarat ile ilgili birimlerde Mısır’daki gibi bir çözülme olması ve ordunun halkın yanında yer almaya doğru kayması oldukça zordur. Dolayısıyla, Başer Esad’ın arzu edilen reformlara ait kararları etrafındakilere rağmen süratle alarak, uygulamaya koymasının pek mümkün olamayacağı görülmektedir.

 

Türkiye’nin Başer Esad ile yaptığı ve reformları biran evvel başlatması konusundaki telkinlere Esad’ın duyarsız kalmasının arkasında muhtemelen dış dinamiklerle birlikte, iç dinamiklerin hakim rol oynadığı değerlendirilmektedir. Başer Esad’ın Başbakan Erdoğan’a karşı tavrında ve verdiği sözlerde olumsuz bir ifadenin bulunmadığı ancak, eyleme geçme konusunda yeterli iradeyi sağlayacak ortamı çevresindeki sıkı dayatmalardan dolayı bulamadığı düşünülmektedir. Bu bakımdan Türkiye kendisini aldatılmış gibi hissetmektedir. Ancak, Bu konuda kimin haklı olduğunu zaman gösterecektir.

 

Bu konunun somut bir tezahürü olarak, Suriyeli muhaliflerin yarın ve sonrası günlerde Antalya’da toplanarak birlik ve bütünlük içinde hareket etme deklarasyonunda bulunacakları bilinmektedir. Bu husus neyi sağlayacaktır? Yapılacak toplantı, muhtelif şehirlerde münferit olarak yapılanmış muhaliflerin bir çatı altında ve belirli bir liderliğin altında toplanmasına yol açacaktır. Daha organize ve ortak talepleri belirlenmiş halk daha güçlü ve tek ses halinde Dünya’ya kendilerini gösterme imkanını bulacaktır. Türkiye burada muhaliflere bu imkanı sağlamak yoluyla Başer Esad’a da bir mesaj vermekte ve akıbetinin ne olacağı konusunda duyarlı olmasını sağlamaya çalışmaktadır.

 

Görüldüğü kadarı ile dışarıdaki destek karmaşasına rağmen muhalif halk organize olarak sesini daha güçlü duyurma aşamasına girmiştir. Kaçınılmaz sona girmeden evvel Esad’ın sağduyu ile davranarak bir an evvel gerekli reformlara başlayarak, Türkiye’nin ikaz ettiği gibi, BM, ABD ve AB ile istekleri doğrultusunda hareket etmesinin zamanı gelmiş ve geçmeye başlamıştır. Arzu edilen Başer Esad’ın artık bunun farkına varmasıdır.

 

Dipnotlar

 

[1] Syria: Restive towns 'surrounded' by tanks, 29 May 2011, http://www.bbc.co.uk/news/world-middle-east-13588924

[2] Beşar Esad yönetimi şiddetten vazgeçmiyor, 29.05.2011, http://www.dw-world.de/dw/article/0,,15115843,00.html

[3] Russia warns West against 'Libya scenario' in Syria, http://news.yahoo.com/s/afp/20110513/wl_mideast_afp/syriapoliticsunrestrussia_20110513095227

[4] Age 2

[5] Bashar al-Assad's inner circle, 18 May 2011 , http://www.bbc.co.uk/news/world-middle-east-13216195