Suriye’nin Mahmudiye-Guta bölgesinde masum halk üzerine yapılan kimyasal silah saldırısının üzerinden neredeyse bir hafta geçtikten sonra Başer Esad’ın Birleşmiş Milletler (BM) İnceleme Komisyonu’na müsaade vermesi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından geç bir karar olarak nitelendirilmektedir. Nedeni, bölgenin bu süre içinde sürekli top ve havan gibi ağır silahların ateşine maruz kalmasından dolayı gerekli örneklerin bulunmasının gittikçe zorlaştığı şeklinde ifade edilmektedir.

 

Otoriteler başkent Şam’ın doğusundaki üç muhalif direnek noktasına kimyasal ajan taşıyan roket saldırısına dair deliller bulunduğu ifade ederek, bu saldırının Esad’a bağlı güçler tarafından yapıldığı konusunda çok az şüpheleri olduğunu ifade etmektedirler. Sınır Tanımayan Doktorlar’ın ifadesine göre yapılan kimyasal saldırı sonucu yaklaşık 355 kişi ölmüş ve 3600 sivil yaralanmıştır. Bu 25 yıl evvel Irak’ta Saddam Hüseyin tarafından Kuzey Irak Kürt bölgesine yapılan ve 3000 kişiyi etkileyen saldırıdan sonra en korkunç saldırı olarak tarihte yerini almıştır.

 

BM Araştırma Komisyonu’nun raporuna göre saldırının Esad tarafından yapıldığının tespit edilmesi halinde ABD Başkanı Barack Obama’nın daha evvel belirtmiş olduğu “kırmızı çizgi” aşılmış olacak ve ABD’nin başı çektiği uluslararası topluluğun “insani müdahale” durumu gündeme gelecektir.

 

Bu durumda şu anda en önemli unsur verilecek raporda “kullanımın kimin tarafından yapıldığının tespiti” olarak görülmektedir. Komisyonun vereceği raporda; “seyreltilmiş kimyasal ajan kullanılmış, ancak kimin tarafından kullanıldığına dair şüphe vardır” şeklinde çıkacak raporun hiçbir önemi ve geçerliliği olmayacaktır. Çünkü, zaten ölümler üzerinde yapılan incelemelerden bu tespit edilecektir. Bir defada veya kısa bir zaman içinde 4000’e yakın ölü ve yaralı yaratan bir mühimmatın kimyasal ajan olacağı konusunda kimsenin şüphesi yoktur. Önemli olan bunun “hangi atma vasıtaları” tarafından atıldığının tespitidir. Atma vasıtası olarak, top, obüs, havan, savaş uçağı veya zirai ilaçlama uçakları gibi sistemler kullanılabilir. Her birinin kimyasal ajanı güvenli bir şekilde bir yerden bir yere taşıyacak, mühimmat olarak istenilen yere atacak ve tesir yaratacak ayrı mühimmat dizaynları vardır. Nasıl bir bomba patladığında kimin tarafından yapıldığı, nasıl bir mekanizmaya sahip olduğu ve kimlerin elinde bulunduğu bomba imha uzmanları tarafından olay yeri incelemesi sonunda tespit ediliyorsa, aynı durum kimyasal saldırı içinde geçerlidir. Eğer atma vasıtalarının olay yerinde artıklarına, mühimmat parçalarına rastlanırsa kimyasal ajanında kimin imalatı olduğu, kimlerin bu mühimmata sahip olduğu ve en doğru şekilde kim tarafından kullanıldığı tespit edilebilir. Ancak, bu ajanlar zirai ilaçlama uçakları gibi imkanlardan istifade ile püskürtme yoluyla uygulandıysa bu durumda kim tarafından kullanıldığını söylemek mümkün olamaz gibi gözükmektedir. Bu bakımdan aslında en iyi inceleme zamanı olayın hemen sonrasında gecikmeksizin yapılanı olmaktadır.

 

Ancak, “The National” isimli online haber portalında Phil Sands tarafından kaleme alınan değerlendirmede saldırının kimyasal ajan taşıyan füzelerle gerçekleştirildiği belirtilmektedir. Nakleden ve hedefe atan Esad’a bağlı askeri personelin ne taşıdıkları hakkında bilgilerinin olmadığını, hadise ortaya çıktıktan sonra işin ciddiyetinin farkına vardıklarını ifade ettikleri belirtilmektedir.

 

Hem hükümete ve hem de muhaliflere yakın bir aileden edinilen bilgiye gore, kullanım emri Savunma Bakanlığı’ndan değil, Hava Kuvvetleri İstihbarat’ından Haız Makluf tarafından verilmiştir. Hafız Makluf, Esad’ın kuzeni olup korkulan ve güçlü istihbarat bölümünün komutanı olarak bilinmektedir.

 

Diğer taraftan Suriye Milli Konseyi etkilenen bölgelerde yapmış olduğu araştırma ve kendisine sızan bilgilere istinaden kimyasal yüklü roketlerin General Tahir Hamid Halil’e teslim edildiğini ve 155’nci Tugay tarafından atıldığını iddia etmektedir. Gece boyu süren sert çarpışmalar sonucu Esad rejimi askerleri tabii su kaynaklarıyla meşhur Doğu Guta bölgesini terk etmiş ve Esad’ın uçaklarının devreye girmiştir. Sabaha doğru 2.30 civarında General Ghassan Abbas komutasındaki kuvvetlerin roket saldırısına başlamışlardır. 16 roket Şam Doğusu’ndaki Zamalka ve Ain Tarma’da nüfusun yoğun olduğu bölgeye atılmıştır. Saat 4.21’de 18 roket daha Şam Doğu’suna, 2 füze Güneydoğu’daki Moadamiya bölgesine ateşlenmiştir. Saat 6’a kadar onlarca yaralı kimyasaldan etkilenerek Moadamiya’dan alınarak sahra hastanesine yetiştirilmiştir. Muhaliflere göre en az 5 adet kimyasal yüklü füzeden 4’ü Doğu Guta’ya 1 adedi Moadamiya’ya ateşlenmiştir. Güçlü rüzgar gaz bulutunun yayılmasına ve Zamalka’dan Erbin’e kadar geniş alanı etkisi altına almasına neden olmuştur.

 

Muhalifler atılan roket parçalarının anında videosunu çekerek online yayınlamışlardır. Atılan roketler 2 metre boyunda rejimin daha evvel kullandığı cins mühimmata benzemektedir.

Yukarıda belirtilen bilgiler rahatlıkla BM Araştırma Komisyonu tarafından kısa zamanda belirlenerek, teyid edilebilir. Ancak çıkacak raporun nasıl olacağı önemlidir. ABD ve destek veren İngiltere, Fransa, Türkiye ve hatta Almanya kimyasal silah kullanımını müdahale için en önemli neden olarak kabul etse dahi, eğer ABD’nin gerçekten müdahaleye gönlü yoksa raporda “kim tarafından kullanıldığı şüphelidir” şeklinde bir ifadenin yer alması işten bile değildir. Yapılan olayın gerçekten tespit edilerek üstünün örtülmesi tarihin affetmeyeceği bir hata olur.

 

Suriye’de bir insanlık suçu işlenmiştir. ABD yetkililerinin belirttiğine göre de bunun Esad güçleri tarafından işlendiğine hiç şüphe yoktur. Bu durumda dünya kamuoyu kınama ve telin dışında nasıl bir tepki koyacağı gelecekteki bu tür uygulamalara örnek teşkil etmesi açısından son derece önemlidir.