Çin pervasızca kendi vatandaşlarını kontrol altında tutuyor. Siber bir Çin Seddi ile vatandaşlarının yabancı internet içeriğine erişimini kısıtlıyor. Çin’e gidenler bilir, oradayken eğer yabancı kaynaklı bir email sistemi kullanıyorsanız emaillerinizi kontrol etmek için bir bilene danışmak ve kaçak yolu bulmanız gerekir.

 

Alibaba ve Tencent gibi şirketler Çin devletinin her vatandaşı daha da yakından takip edebilmek için önerdiği dijital vatandaşlık kartı projesini almak için birbirleriyle yarışıyor. Yani vatandaşın yok olan bireysel özgürlüğü kimsenin umurunda değil.

 

Öte yandan Amerika’da neredeyse her hafta Facebook’un kaç milyon kişinin verisini çaldırdığı haberlerini alıyoruz son yıllarda. Güya bedava olan bu internet siteleri, elinizden zorla aldıkları verilerinizi güvende tutamayıp, başka ticari yapıların eline geçmesine göz yumuyor.

 

AB veri özgürlüğü ve güvenliği konusunda en hassas bölge, ancak tek yaptıkları sürekli olarak para cezası vermek ve yeni kurallar koymak.

 

Bu örneklerde de görüldüğü gibi, bu ülkeler vatandaşlarının veri güvenliğini sağlamanın yolunu henüz bulabilmiş değil. Sürdürülebilir bir çözüm yok gibi görünüyor bu üç kötü örneğe baktığınızda.

 

Bunun temel sebebi, birçok devletin İnterneti başından beri yok sayması. İnterneti geleceğin kamu altyapısı olarak değerlendirmek yerine, zaman zaman çok yerel tepki ve çözümlerle İnternet yönetildi. Ancak bugün geldiğimiz noktada sürdürülebilir bir dijital kamu altyapısı ortaya koyamamış ülkelerin giderek bu yarışta geri kalacağı açık.

 

Peki dijital veri altyapısı konusunda bize örnek olabilecek bir ülke ve proje var mı?

 

Evet var.

 

Bill Gates’in bütün dünyaya örnek olmasını önerdiği Hindistan’dan çıkan bir proje. Aadhaar adı verilen bu proje ülkenin bugüne kadar gerçekleştirdiği en kapsamlı teknoloji projesi. 2009 yılında başlanan bu projede amaç her vatandaşa 12 rastgele rakamdan oluşan bir numara vermek. Bu numara vatandaşın parmak izi, göz irisi gibi sadece o kişi olduğunu kanıtlayan ölçümlerden sonra belirleniyor. Bu numaraya “foundational number” adı verilmiş. Bu numaranın tek özelliği, o kişinin kimliğini kanıtlamak. Bu devletin sağladığı bir dijital kamu altyapı servisi. Bu numarayla birlikte saklanan temel veriler ad-soyad, doğum tarihi ve ev adresi olarak belirtiliyor.

 

Vatandaş pasaport almak istediğinde bu sisteme başvurarak kimliğini doğrulatabiliyor. Ve kolayca pasaportunu alıyor. Veya banka kredisi için başvurduğunda banka bu sistemden vatandaşın kimliğini kolayca doğrulayabiliyor. Bu numara parmak izi veya göz irisi gibi son derece kişisel verilere dayandığı için herhangi bir şekilde bir başkası tarafından kullanılması imkansız.

 

İnternet 1969 yılında bir kamu projesi olarak doğmuştu. Ancak bugün pazar dengeleri bizi tamamıyla bambaşka bir paradigma içine soktu. Ne Amerika’da, ne de Çin’de kamu yararına bir internet var. Hatta kamuya zarar veren bir yapı söz konusu. Öte yandan Hindistan’ın daha bütünsel bir yaklaşımla geliştirdiği dijital kamu altyapısı son derece yenilikçi ve de sürdürülebilir bir yaklaşım. Bu proje Hindistan’ın o ünlü IIT mühendislik okullarından çıkan elit mühendisler tarafından tasarlanmış.

 

Genel ekonomik dinamiklere de baktığımızda, Hindistan’ın daha yavaş ancak sürdürülebilir bir altyapı ile daha sağlam adımlar attığını görüyoruz. Dünyanın birçok markasının başında bugün Hindistan’ın ünlü okullarından mezun elit mühendisler olduğunu da hatırlayacak olursak, bu altyapının son derece sağlam temeller üzerine inşa edildiğini söyleyebiliriz.

 

(Bu yazı 23 Ekim 2018 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.)