PKK kendi Kürdünü yaratıyor. Devrimci halk savaşının eksiklerini tamamlıyor. Özerk PKK yönetiminin kurumlarının devletin görevlerini devralmasının sürecini yaşıyor. Kırsaldaki silahlı faaliyet ustalığına yerleşim merkezlerinde eylemlilik ustalığını ilave ediyor. Şehirde de kırsalda da silah karar verici unsur haline getiriliyor. Bugünkü PKK özetle budur.

 

Özerkleşmeye giden yolda önemli bir eşiği daha aşıp alan hakimiyetinden bölge hakimiyetine geçti. Bu bölgede artık kendi planları doğrultusunda hareket etmesinin önünde bir engel kalmadı. Vergi almaktan asayişe kadar olan her alanda kendi kurallarını uyguluyor.

 

Cizre Kaymakamının açık yürekliliği bu gerçeği bir uyarı tonunda dile getirdi. Özellikle isyan geleneğinin yaşandığı Yüksekova ve Cizre’de artık geceleri değil gündüzleri de eylem yapıyor. Oluşturduğu militan grupları güpegündüz toplayıp gösteriler düzenliyor.

 

PKK kendi sektörünü kurmanın ilk adımını tekstilde attı. Artık bizim bile görmeye alıştığımız yüzleri kapatan, sopalara bağlanan bezler, üzerinde örgütsel resim ve simgelerin bulunduğu giyeceklerin üretimi hızla devam ediyor.

 

Kırsalda bir zamanlar kıştan bahara çıkan tilkiye benzer yaşayanlar artık kumanyalarla, tek tip giyeceklerle, sırt çantalarıyla, uyku tulumlarıyla kısaca karınları tok sırtları pek olarak geziyorlar.

 

Dikkatlerden kaçırılan bir gerçekle yurt içinde ele geçen esrar ve sigaradan sıkça söz ediliyor. Neden Esendere, Doğubayazıt sınır kapılarında ele geçirilmediği sorulmuyor. Yıllık 1 trilyon liralık kaçak akaryakıt trafiğini yönetiyor.

 

Lozan’a meydan okuyarak Suriye-Türkiye sınırını ortadan kaldırıp topladıkları yardımı kendi elleriyle güneydeki yandaşlarına ulaştırıyor. Başaramadığı zaman yardımlarını resmileştirerek Türk Kızılay’ını kullanıyor.

 

Şu anda (aymazların akıllarını başlarına toplamalarına belki yardım eder düşüncesiyle PKK’nın tanımlarını kullanarak) Bakûr ile Rojava arasındaki sınırı fiilen ortadan kaldırmış bulunuyor. Suriye’de dünyanın en azılı terör örgütü El Kaide ile girdiği mücadelede bire bir güç dengesini sağlamış görünüyor.

 

İnsan, silah, mühimmat, mücadele stratejisi, mali kaynak vs. gibi birçok alanda artık yeterli olduğuna şüphe kalmadı. Bölge üzerinde planları olan bütün yabancı güçleri takdirini kazandı. Bu kazancı diplomatik bağlantılara dönüştürmek üzere temaslarda bulunuyor. Türkiye bu gelişmenin kendisi için büyük bir tehdit olduğunun henüz farkına bile varabilmiş değil.

 

 Barzani’nin karşısına 1992 yılında silahlı güç olarak ilk çıktığı günlerden bugüne zamanı çok iyi değerlendiğini kanıtlıyor. Bugün Kuzey Irak’ta yapılan seçimde Barzani muhalifleriyle ciddi bir cephe yaratarak siyaseten de büyüdüğünü ortaya koyuyor.

 

Türkiye’nin başkentinde bir gecede üç ayrı hedefe, üstelik emniyet teşkilatının tesislerine, saldırarak eylem gücünün hafife alınmaması uyarısında bulunuyor. İktidar ile yürüttüğü pazarlıkta istediklerinin verilmemesinin karşısında başkentte ve iyi korunan hedeflere saldırarak tehdidin ucunu gösteriyor.

 

Demokratikleşme paketlerinin sadece kendisinin isteklerini kapsadığının bilincinde olduğu halde elde ettikleriyle yetinmiyor. Talep ediyor, verilmeyince tehdit ediyor, yine olmayınca teröre başvuruyor. Elde etmenin en etkili yolunu bulmuş oluyor.

 

İktidar ile yürüttüğü pazarlığı tüm birimleriyle anında değerlendirip hızla harekete geçebiliyor. Birbirinden coğrafi olarak ve engellenmesi bakımından çok uzak olmalarına rağmen örgüt birimleri arasında hızla işleyen bir irtibat ve muhabere kanalından yararlanıyor. Türkiye bu kanalı kontrol altına almada ve engel olmada aczi yaşıyor.

 

Uzun lafın kısası PKK, yarının özerk Bakûr’unu dün attığı temelleri hızla üzerinde inşa ediyor.