Suriye’nin İdlib kentine Esad rejimi ve Rusya’nın harekât düzenleyeceği konusu 2018 yılının Eylül ayının başlarında uluslararası ilişkiler gündeminin ana maddesi haline geldi. Bugüne kadar Suriye iç savaşında bulunan muhaliflerin son kalesi durumunda bulunan İdlib’i aynı zamanda radikal teröristler sığınacak son liman olarak görüyor. Rusya’nın hamlesine karşılık Batı tarafından Esad rejiminin “kimyasal silah kullanımı” durumunda sessiz kalınmayacağı ve buraya müdahale edileceği yönünde açıklamaları tansiyonu daha da yükseltti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Soçi’deki görüşmeleri sonrasında 15-20 kilometrelik bir alanda silahsızlandırılmış bölge kurulmasına ilişkin anlaşmanın ardından bölgede sıcak çatışma şimdilik rafa kalktı. İdlib konusunda askeri müdahale seçeneğini şu an için dışlayan mutabakat, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de daha sakin bir üslup kullanmasına vesile oldu. Daha önce İdlib konusunda ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’de bir katliam olması durumunda “ABD’nin çok sinirleneceği[1]” vurgusunun ve benzer şekilde ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’ın kimyasal silah kullanılması durumunda “sert karşılık vereceklerini[2]” açıklamasının ardından Soçi’deki anlaşma sonrasında ABD Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada gelinen noktadan memnuniyet duyduğunu bildirdi.

 

Her şeyin arapsaçına döndüğü Suriye’de, İdlib bütün dengelerin en karışık olduğu ve her şeyin en fazla birbirine girdiği yerlerin başında geliyor. İdlib konusunda ABD’nin tepkisel bir operasyonunun ötesinde artık, Esad rejiminin kalıp gitmesi konusunda eskisi kadar ısrarcı olmadığı ve asıl önemi İran’ın etkisinin azaltılmasına verdiği ABD’nin Özel Suriye Temsilcisi James Jeffrey’nin demeçlerinden anlaşılıyor. İdlib’deki durumun müzakere edilmesiyle ilgili olarak geldiği Türkiye’de de temaslarda bulunan Jeffrey’nin “Esad’dan kurtulmak bizim işimiz değil. Ancak Esad’ı uluslararası toplum tarafından kabul görecek, komşularını tehdit etmeyecek ve İran’a platform sağlamayacak bir lider olarak düşünmekte zorlanıyorum[3]”şeklinde konuşması bunun bir göstergesi olarak karşımıza çıkmıştır.

 

ABD’nin Soçi Anlaşması’na Karşı Çıkmama Sebepleri

 

– İdlib’den yayılacak göç dalgasının ve buradan başka yerlere kaçan teröristlerin Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü PKK/YPG ile kontrolü altında bulundurduğu bölgenin istikrarına tehdit oluşturması ABD’nin istemediği bir durum olduğundan burada herhangi bir çatışma yaşanmaması Suriye’deki Amerikan etkinliği açısından da önemlidir.

– ABD’nin öne sürdüğü Suriye içerisinde katliamın önlenmesi söyleminin Türkiye’nin arabuluculuğuyla hayata geçirilmesi; ABD’nin burada herhangi bir çatışmanın içerisine dahil olmasının da önünü almıştır. Öte yandan, ABD’nin Suriye’de bir “insani felaket” yaşanmasının engellenmesi gerektiğine ilişkin açıklamaları sonrası gelinen ortam, ABD’nin savunduğu tezle, bu tez bazı kesimler tarafından müdahalesine bir meşrulaştırma aracı olarak görülse de, örtüşmektedir.

– Soçi Anlaşması sonrası açıklamalar ve İran’ın verdiği tepkiler değerlendirildiğinde İdlib konusunda inisiyatifin tamamen Türkiye ve Rusya’da olduğu anlaşılmaktadır. Astana Süreci, Türkiye – Rusya – İran üzerinden yürüyen bir süreçtir. Bununla birlikte, İran’ın geri planda kalması ABD’nin son dönem stratejisine uygun bir durum olmuştur.

– İdlib’deki gelişmelerin çatışmasız bir şekilde seyretmesinin ABD açısından rahatlatıcı olmasının bir başka nedeni de Trump’ın önceki dönemler yaptığı açıklamalarla birlikte incelendiğinde karşımıza çıkmaktadır. Trump’ın, Suriye’deki Amerikan varlığının azaltılmasına ve Orta Doğu’daki mali harcamaların kısılmasına ilişkin görüşü ile şu an ABD’nin buraya kendi operasyonunu gerçekleştirmesinin rafa kaldırılmasının kendi felsefesinin doğrultusunda bir netice olduğu anlaşılmaktadır. Trump’in demeçlerinin aksine ABD’nin yakın süre içerisinde ülkeden çıkacağı beklenmese de bu hamle, ABD’nin kendi alanlarına odaklanmasını sağlamıştır.

– İdlib, bugüne kadar Suriye’deki çatışmalarda ABD’nin ağırlık verdiği yerlerden biri olmasa da Rusya’nın ve rejimin nüfuz alanını genişletmesini istemediğinden, burada gerçekleşecek bir operasyona karşı çıkıyordu. Söz konusu anlaşma ile Esad rejiminin ilerleyişinin bir süreliğine de olsa durdurması, ABD’nin lehine bir gelişme olmuştur.

 

Fırat’ın Batısına Karşı Fırat’ın Doğusu

 

ABD’nin yukarıda belirtilen nedenlerden ötürü Soçi Anlaşması’na karşı bir tutum geliştirmemekle birlikte, Türkiye ve Rusya’nın ortak çalışması sonucu inisiyatifi ele almasına sıcak bakmamaktadır. Özellikle, ABD ile aynı eksende hareket eden İsrail’in anlaşmanın hemen sonrasında Esad rejiminin güçlü olduğu Lazkiye kentini bombalaması, Soçi’deki mutabakattan rahatsızlığına işaret ediyor. Öte yandan, Fırat’ın batısında gerek Esad rejimine gerekli ortamı yaratarak gerekse hava kuvvetleri başta olmak üzere kendi kapasitesini kullanarak etkinliğini artıran Rusya’ya karşı ,ABD Fırat’ın doğusunda tam anlamıyla yerleşmek istiyor. Bu kapsamda, terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele iddiasıyla  binlerce TIR’lık silah yardımı yaparak bölgeye yerleşmesini sağlamıştır. Şimdi de bölgede kalıcılığını tesis etmek adına  hava üslerine ağırlık vermekte ve burada bir uçuşa yasak hava sahası kurarak bölgeyi garanti altına almak istemekte ve böylece önümüzdeki süreçte Suriye’deki merkezi yönetim ile pazarlıklar konusunda güçlü olmak istemektedir.

 

Türkiye’nin Pozisyonu

 

Türkiye son süreçte  Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Operasyonu’ndan sonra İdlib’de kurulan gözlem noktalarıyla bölgedeki hakimiyetini artırmış, desteklediği gruplar üzerinde etkisini daha üst bir noktaya çıkarmış ve uluslararası alanda müzakerelerdeki tutumuyla prestijini yükseltmiştir. Türkiye, Menbiç’te ABD ile devriye faaliyetlerine devam ederken İdlib’de de Rusya ile ortak hareket etmektedir. Dolayısıyla, Türkiye’nin Astana Süreci’ne dahil bir ülke olması yanı sıra ABD ile çeşitli alanlarda ciddi problemler yaşamasına rağmen Batı ittifakı ile Esad-Rusya-İran üçlüsü arasında bir denge rolü oynamaktadır. Öte yandan Türkiye, Rusya ile arasındaki yakınlaşma sürecini Suriye’ye taşıyarak kendi açısından sonuç almak istemektedir. Radikal teröristlerin ve muhalif güçlerin silahsızlandırılacak bölgeyi terk etmesi için İdlib’de sorumluluğu alan Türkiye olmuştur. Sürecin başarıyla tamamlanması sadece Türkiye’nin ulusal güvenliğine değil bölgenin istikrarına da katkı yapacaktır. Başarısız olması durumunda ise yine çatışma durumu gündeme gelebilecek olup, an itibariyle Soçi Anlaşması tamamen sonuç vermiş değildir. Somut çıktıları gelecekte tam olarak anlaşılacaktır.

 

Değerlendirme

 

Türkiye’nin büyük gayreti sonucu Rusya ile ulaşılan Soçi’deki mutabakat önemli bir başarı sayılabilir. Sadece Türkiye ve Rusya açısından önemli bir gelişme değil aynı zamanda ABD açısından da bu mutabakat sürecin çatışmasız yürütülmesi adına önemlidir. Önem verdiği İran’ın geri planda olması, buraya yapılacak bir harekatın ek bir masraf getirmemesi, daha önce belirttiği üzere bir insani felaket yaşanmaması, Esad’ın ilerleyişinin durdurulması gibi noktalar sebebiyle ABD, Soçi Anlaşması’ndan memnuniyet duysa da bölgede Rusya’nın ilerlemesinin sınırlandırılmasını ve İran’ın etkinliğinin azaltılmasını hedeflemektedir. ABD’nin yapması gereken; İdlib’de radikal terörizmle mücadelede IŞİD ile mücadele adı altında silah desteğinde bulunduğu terör örgütü PKK/YPG’nin değil NATO müttefiki olan Türkiye’nin yanında inisiyatif alması ve sorumluluk üstlenmesidir.

 

[1] Syria: Donald Trump Says Slaughter In Idlib Would Make US ‘Very Angry’, The Guardian, 5 Eylül 2018, https://www.theguardian.com/world/2018/sep/05/syria-donald-trump-idlib-slaughter-very-angry (Erişim Tarihi: 22 Eylül 2018)

[2] Bolton Warns Syria: U.S. “Will Respond Strongly” If Chemical Weapons Used In Idlib, MSN, 22 Ağustos 2018, https://www.msn.com/en-us/weather/topstories/bolton-warns-syria-us-will-respond-strongly-if-chemical-weapons-used-in-idlib/vp-BBMhCPn (Erişim Tarihi: 22 Eylül 2018)

[3] Amerika’nın Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey’den Suriye Mesajları, Amerika’nın Sesi, 7 Eylül 2018, https://www.amerikaninsesi.com/a/jeffrey-suriye-esat-idlib-amerika-nin-suriye-ozel-temsilcisi/4561909.html (Erişim Tarihi: 21 Eylül 2018)

 

(Bu makale, Diplomatik Gözlem dergisinin Ekim 2018 sayısında “Soçi Anlaşması, ABD ve İdlib” yayınlanmıştır. Makalenin İngilizcesi Diplomatic Observer dergisinin Ekim 2018 sayısında “The Sochi Agreement, The USA and Idlib” başlığıyla yer almıştır.)