Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilk resmi ziyaretini gerçekleştirmek üzere özel uçak “TUR” ile 10 TEmmuz Salı günü saat 09.10’da Azerbaycan’a hareket etti. Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından devlet geleneği kapsamında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye ilk ziyaretini yapan Recep Tayyip Erdoğan, havaalanından Fahri Hıyaban’a geçti. Haydar Aliyev’in anıt mezarına çelenk bırakan Erdoğan, daha sonra Aliyev’in eşi Zarife Aliyeva’nın mezarına çiçek koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 Ocak Şehitleri’nin yer aldığı Bakü Şehitler Hıyabanı’nda da Ebedi Ateş Anıtı’na çelenk bıraktı. Bakü Türk Şehitliği’ne de geçen Erdoğan, buradaki anıta çelenk, şehit mezarlarına ise tek tek karanfil bıraktı. Erdoğan, anıt şeref defterine şunları yazdı:

“Aziz şehitlerimiz,

Tarihi 24 Haziran seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 1. Cumhurbaşkanı olarak manevi huzurunuzda bulunmaktan büyük bahtiyarlık duyuyorum. Sizlerin fedakarlığından aldığımız ilhamla bugüne kadar olduğu gibi inşallah bundan sonra da Türkiye Azerbaycan ilişkilerinin gelişmesi her alanda serpilip büyümesi için mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Ruhlarınız şad olsun.”

Bu ziyaretlerin ardından Erdoğan, başkent Bakü’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile Zagulba Sarayı’nda bir araya geldi.

TÜRKSAM Genel Sekreteri A. Gencehan Babiş’in TRT Radyo Haber’de Elif Yeriğ, Erhan Yardımcı, Fatih Dağdelen ve Bahadır Şerif Onaran’ın hazırladığı Radyo Ajandası programındaki değerlendirmelerinden öne çıkan başlıklar şöyle….

“Ziyaret Azerbaycan’ın Türk Dış Politikasındaki Ayrıcalıklı Yerini Gösterdi”

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan ziyaretini incelediğimiz artık bu konuda geleneğin oluştuğunu biliyoruz. Ziyarette Sayın Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ile birlikte dünyaya verdiği bir kardeşlik mesajı tekrar dünya kamuoyuna sunuldu. Öte yandan, Türkiye’de yönetim sistemi değişti ama bazı gelenekler değişmedi mesajı da verildi. Azerbaycan tarafından baktığımızda da kısa bir süre önce, Azerbaycan’daki seçimlerden sonra İlham Aliyev’in ilk ziyaretini Türkiye’ye yaptığını görmüştük ama bu ilk defa hayata geçirdiği bir şey değildi. Sayın Aliyev’in başbakanlık görevi sırasında da ilk ziyaretini Türkiye’ye yaptığı ve sonraki zamanlarda cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra da Türkiye’yi ilk ziyaret ettiği ülke olarak programına aldığını görüyoruz. Aynı şekilde Recep Tayip Erdoğan’ın da gerek başbakanlık döneminde gerek cumhurbaşkanlığı döneminde ve yeni sisteminde ilk dış ziyaretini yine Azerbaycan’a yapmasından hareketle Azerbaycan’ın Türk dış politikasında ayrıcalıklı bir yeri olduğunu söyleyebiliriz.

“İlham Aliyev’in Yanı Sıra Azerbaycan’daki Üst Düzey Yetkililer de İlk Ziyaretlerini Türkiye’ye Yaptı”

İki ülkede de yeni kabineler kurulduğunu ve iki ülkeyi de tanıyan çok tecrübeli, profesyonel kişilerin olduğunu fark ediliyor. Bazı üst düzey Azerbaycanlı yetkililer de yine Sayın Aliyev gibi ilk dış ülke ziyaretini Türkiye’ye düzenledi. Örneğin Azerbaycan’ın Diasporadan Sorumlu Devlet Komitesi Başkanı Sayın Fuad Muradov bu isimler arasında en önemlilerinden biriydi. Türkiye ve Azerbaycan arasında çok popüler olan ve ilişkileri aslında tam olarak tanımlayan bir söylem var; “iki devlet tek millet”. Bu bağlamda Sayın Muradov’un ziyareti de iki taraf arasındaki mükemmel ilişkileri iki ülke diasporaları arasına da artık yavaş yavaş tesis etmeyi hedefleyen bir ziyaretti. Tek millet olan iki devletin artık farklı ülkelerde de “tek diasporası” olması gerektiğiyle alakalı sinyaller verilmişti.

Erdoğan’ın Sözünü Tuttuğu Ziyaret

Bir diğer nokta ise şudur; Sayın Recep Tayip Erdoğan, Sayın İlham Aliyev’in Türkiye ziyaretinde “Eğer seçilirsem, dış politikada ilk ziyaretimi Azerbaycan’a yapacağım” sözü vermişti. Bugünkü ziyaret ile bu sözün tutulduğunu görüyoruz. Bunun yanında, ziyarette önemli olan ve iki tarafın da gündem maddeleri başında olan konulardan bir tanesi Karabağ meselesidir. Türkiye uzun yıllardır Azerbaycan’a zaten bu konuda desteğini defaatle sundu ve diplomatik alanda da bunu dile getirdi. Ermenistan, özellikle asılsız soykırım iddiaları ile ilgili Avrupa’da, Amerika’da Türkiye’yi köşeye sıkıştırma çabasındadır. Ayrıca, Azerbaycan ile Ermenistan arasında Karabağ’da sıcak gerginliklerin devam ettiğini görüyoruz. Bu bağlamda çok kısa süre önce Günnüt Operasyonu’yla birlikte Nahçıvan bölgesinde Azerbaycan askeri olarak Ermenistan’a karşı başarılarına bir yenisini ekledi. Tam da bu belirtmemiz gereken Türkiye ve Ermenistan arasında askeri anlamda iş birliğinin devam ettiğidir. Birkaç gün önce Azerbaycan Ordusu’nun yüzüncü yılı kutlanmıştı. Bakü semalarında Türk Yıldızları’nın gösterisi, iki ülke kamuoyu tarafından önemle izlenen konulardandı. 2016’da Azerbaycan’ın Aprel Dövüşleri olarak bilinen çatışmalardan sonra daha da ilerlediğini gördük. Azerbaycan ordusunun son süreçte ciddi bir modernizasyon sürecinden geçtiği ve gelişim gösterdiği bilinen bir husustur. Bunun da tabi ki burada da Türk ordusunun zamanında Azerbaycan ordusuna yaptığı eğitimler, en başta NATO tatbikatlarına beraber katılmaları ile ilgili kardeşliği ortaya koyacak bazı noktalar da vardır. Artık iki ülke arasında artık ortak askeri tatbikatlar da yapılmaya başlandı. Bu neden önemli? Çünkü Kafkaslarda bir istikrarsızlık kaynağı olan bir bölgede iki ülke ortak bir tavır sergiliyor. Bu ülkelerin ortak tavrı sadece söylemde ya da resmi ziyaretlerde değil artık askeri tatbikatlarda az önce belirttiğimiz TANAP gibi enerji projeleriyle Bakü – Tiflis – Kars Demiryolu gibi ulaştırma projeleriyle göz önüne çıkıyor. Ermenistan’ı buradan bypass edilerek bir yandan da bölgede her gün daha büyük bir istikrarsızlık kaynağına geldiğini dünyaya gösteriliyor. Stratejik projeler, iki ülkenin ilişkilerinin dünya çapında ses getirmesi noktasına ulaştı.

“Azerbaycan Türkiye’deki En Büyük Yatırımcı Ülke”

İki taraf arasında enerji alanında da bir yakınlık var; TANAP ile bu yine yakın zamanda ortaya konuldu. Diğer taraftan da ülkesinde güçlü lider profili çizen iki devlet adamı Sayın İlham Aliyev ve Sayın Recep Tayip Erdoğan ve onların da samimiyeti ile kişisel yakınlıkları da ilişkilerin daha güçleneceğini gösteriyor. TANAP, kardeşliğin aslında sahaya yansıtıldığı son dev bir proje olarak okunabilir. Azerbaycan’ın artık bölgede enerji noktasında çok önemli bir yere geldiğini, yakın coğrafyasında Gürcistan’da, Türkiye’de biraz Avrupa’ya çıkarsak Romanya’da çok ciddi enerji yatırımlarının olduğunu görüyoruz. Bu bağlamda, Türkiye’de Azerbaycan en büyük yabancı yatırımcı konumunda olan ülkedir. Örneğin, yine Yunanistan’a baktığınızda DEFSA isimli ülkenin doğalgaz şirketinin ihalesini birkaç yıl önce Azerbaycan’ın kazandığını daha sonra Yunanistan’a bağlı bazı sebeplerden dolayı satışın hayata geçirilemediğini görmüştük.

“Türkiye ve Azerbaycan Bölgede İstikrarın Garantisi Olmaya Devam Ediyor”

Azerbaycan enerji konusunda tecrübeli bir ülke ama son süreçte Azerbaycan içerisinde teknik konularda yaşanan bazı sıkıntıların herhangi bir siyasi amaçla kullanılması çok yanlış bir durumdur. Azerbaycan içerisinde bazı cihetlerden ülkenin istikrarına katkı sağlamayan ve doğru olmayan hamleler var. Elbette, her ülke içerisinde ülkenin gelişimini isteyen, istikrarını isteyen ve bu yönde çalışan vatandaşlar olduğu gibi maalesef buna katlanamayan ve bu gibi sorunlar üzerinden manipülasyon yaparak “Acaba ben nasıl bir karışıklık, karmaşıklık çıkartırım?” derdinde olan çevreler de bulunuyor. Yalnız gün o gün değildir, gün tam tersine Azerbaycan’ın istikrarının yanında durma günüdür. Türkiye ve Azerbaycan bölgede istikrarın garantisi olmaya devam ediyor. Bunun en büyük göstergesi de Sayın Erdoğan’ın ayağının tozuyla gidip kardeşi ile Azerbaycan’da kucaklaşması olarak gösterilebilir. Karabağ meselesinde ciddi anlamda askeri başarılarının da arttığı bir zamandır. Bu tarz tartışmalar ve manipülatif söylemler yerine, birlik beraberlik halinde Birleşmiş Milletler’e de aykırı olan Ermenistan işgaline karşı durulmalıdır. Gerek Türkiye gerek Azerbaycan dosta düşmana karşı aslında bu meseledeki pozisyonunu rahat bir şekilde ortaya koyabilecek iki devlettir ve zaten koyuyor da… Arada bazı çatlak sesler çıkabilir ama bunlar istikrarı sarsabilecek potansiyelde değildir. Bunu Azerbaycan’da yöneticilere desteğe baktığınızda net olarak görüyorsunuz. Zaten Azerbaycan’da hali hazırda söz konusu olaylarla ilgili araştırma komiteleri kuruldu, bunlar ilerleyen günlerde araştırmalarını yapacaktır, o doğrultuda da gereği neyse o yapılacaktır.

Bugünkü Ziyaret Trafiği “Üç Devlet Tek Millet” Anlayışını Ortaya Koyuyor

Azerbaycan’da Asrın Anlaşması ile artık Azerbaycan’ın yeraltı kaynaklarının, uluslararasılaşması sonrası gerek Bakü – Tiflis – Ceyhan gerek Bakü- Tiflis- Erzurum gibi projeler ile Azerbaycan petrol ve doğalgazını Batı pazarlarına doğru çıkardı. Bu projelerde Türkiye bir transit ülke olarak tasarlandı. Türkiye’nin transit bir ülke olması son süreçte artık yavaş yavaş bu tarz önemli projelerle giderek Türkiye’nin bölgede önemli bir enerji merkezi olmasına doğru eviriliyor. Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan’dan sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geçecek. Biraz geriye gidersek KKTC’nin Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı da TANAP’ın açılışında olduğunu hatırlıyoruz. Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının son derece fazla tartışıldığı bir süreçten geçerken Akıncı’nın açılış törenine katılımı TANAP’ın aslında dünyadaki enerji piyasalarını etkileyebilecek kapasitesini gösteren nitelikteydi. Biz hep “iki devlet tek millet” diyoruz ama KKTC’yi de buna çok rahat şekilde aslında alabiliriz. Dolayısıyla aslında bugünkü bu ziyaret trafiği de “üç devlet tek millet” prensibini ortaya koyuyor diyebiliriz.