Irak’ın kuzeyinde Mesut Barzani tarafından girişilen referandum sonrası yapılan Kerkük Operasyonu sonucu Irak’taki tartışmalı bölgelerden peşmerge geri çekildi. Barzani’nin partisi KDP ve Talabani ailesinin KYB’si yapılan açıklamalardan anlaşıldığı üzere birbirlerine girerken Irak Ordusu ve İran’ın desteklediği milis gücü Haşdi Şabi’nin Kerkük’e girmesi birkaç saat içerisinde gerçekleşti. Türkiye’nin son yaşananlar kapsamındaki konumunu, terör örgütü PKK’nın Barzani ile koordine olarak bölgede etkinliğini artırma girişimlerini ve Türkmenlerin durumunu Sinan Oğan ile konuştuk.

 

TÜRKSAM’ın uzun yıllardır Türkiye’de Türkmen konusu gündeme getiren, öngörü ve uyarılarıyla bölgedeki tehlikelere dikkat çeken Sinan Oğan ile röportajı…

 

“Gönül İsterdi ki Türkmenlerin Arkasını Dayayacağı Güç Türkiye Olsun”

 

– Referandum sonrası süreçte Türkiye’nin Kerkük’teki denklemdeki yerini ve terör örgütü PKK ile işbirliğine giden Mesut Barzani’ye yönelik aldığı tedbirleri yeterli buluyor musunuz?

 

Sinan Oğan: Barzani ile terör örgütü PKK’nın uzun süredir bir işbirliği vardır. Türkiye için aslında “kırmızı çizgi” olmalıydı ama maalesef daha düne kadar Türkiye “kırmızı çizgilerini” unutmuştu. Hatırlarsanız, bunu ben mecliste olduğum dönemde çok gündeme getirmiştim. Kerkük ve  Türkmenler ile ilgili söylediklerim o dönemde AKP tarafından reddediliyordu ve AKP, beni hatta Türkmenlerin silahlandırılması, Türkmenlerin başka Barzani’nin insafına bırakılmaması gerektiği gibi konuları meclis kürsüsünden dile getirdiğimde ırkçılıkla suçlanmışlardı. Bir sürü acı yaşandıktan sonra bugün AKP neyse ki, Türkmenler konusunda bizimle aynı noktaya gelmiş durumdadır. Bugün AKP “Türkmenler bizim kırımızı çizgimizdir” diyor ancak Türkmenler konusunda yapılan bir şey bulunmamaktır.

 

Halihazırdaki durumda Türkiye fiili olarak Irak’ta ve Kerkük Operasyonu’nda yoktur. Suriye noktasında Türkiye, Rusya, İran işbirliği ile Astana görüşmeleri sonucunda belli bir pozisyon edindi ve bu önemli, aynı zamanda olması gereken bir gelişmedir. Buna benzer bir durumun Kerkük’te de olması gerekmektedir. Şunun altını çizmek gerekiyor; Türkmenlere sahip çıkılmadığından ötürü PKK’nın ve Barzani’nin oradaki varlığı karşısında Türkmenleri silahlandıran ve koruma altına alan İran oldu. Gönül isterdi ki, Türkmenin orada arkasını dayayacağı, Türkmenleri silahlandıran ve kendi yurtlarını korumasını sağlayan güç Türkiye olsun. Özellikle Talabani’ye bağlı Peşmergelerin özellikle İran’daki milislerin önemli generallerinden birisi ve şimdi de Haşbi Şabi’nin Müsteşarlığı’na getirildiği haberleri de basına yansıyan Kasım Süleymani’nin Kerkük’e gitmesinden sonra bütün mevzilerini bırakarak geriye çekildiğini görüyoruz. Bu noktada “Kasım Süleymani faktörünün” devreye girdiğini söyleyebiliriz. Bir taraftan Haşdi Şabi birlikleri bir taraftan da Irak Ordusu’nun İran’ın desteğiyle kontrolü sağlıyor.

 

“PKK’nın Kerkük’e Girişinin Baş Sorumlusu ABD’den Getirilen Vali”

 

Kerkük’teki PKK varlığının giderek arttığı görülmektedir. PKK’lıların Kerkük’teki nüfuz artırma çabaları ne şekilde gerçekleşmektedir?

 

Sinan Oğan: Bundan sonraki esas önemli olan nokta ise şudur; bir yanda PKK, bir yanda Barzani bir tarafta ise Talabani’ye bağlı güçler bulunmaktadır. Şu anda PKK ile Barzani tamamen bir koalisyon halindedir. Barzani’nin peşmergeleri ile PKK’nın teröristleri aynı safta Irak Ordusu karşısında savaşmaktadır. PKK’nın teröristleri Kandil’den indirildi. Kerkük Tabakçeli Köprüsü’nde PKK’lıların pusu kurduğu ve çatışmalara aktif olarak katıldığı görüldü. PKK’lılar bir Türkmen şehri olan Kerkük’e Arafa bölgesinden giriş yaptılar ve burada birçok çatışma yaşandı.

 

PKK’lıların Kerkük’e girişinin baş sorumlusu aslında Talabani’nin yani KYB’nin adayı olarak Amerika’dan getirilen Vali Necmettin Kerim’dir. Kerim aslında ABD’nin adamıdır ve azılı PKK sempatizanıdır. KYB’nin İran kontrolünde olması sebebiyle ABD’nin talimatı ile Vali Necmettin Kerim Barzani tarafına geçmiş ve PKK’lıları da kente sokmuştur. Aslında KDP ve Barzani’nin Kerkük’te ciddi bir varlığı yoktu. Vali Necmettin’in Barzani saflarına geçmesiyle beraber Barzani ve PKK kentte güçlenmiştir.

 

“Toplamda 1000 – 1200 PKK’lı Terörist Kerkük’e Getirildi”

 

Kerkük’te bulunan yaklaşık 1000 – 1200 civarındaki PKK’lının kente yerleşmesinde üç önemli aşama vardır. Zaman zaman 30 – 40’ar kişilik gruplar ile kentte gelen ve belirli bölgelerde yerleşmeye çalışan PKK’nın şehre ilk düzenli girişi, Kerkük Valiliği’ne Barzani’nin bayrağı çekildiğinde PKK’lı Kerkük Valisi Necmeddin Kerim’e destek olmak üzere yaklaşık 200 PKK’lının Kerkük’e gelişiyle olmuştur. Sonrasında referandumdan önce 500 PKK’lı bu sefer Erbil’den Kerkük’e getirildi. Birkaç gün önce de Irak Başbakanı İbadi’nin Kerkük’e operasyon yaparız sözleri üzerine 700 PKK’lı şehre indi. Bunlar sadece son süreçteki rakamlardır. Toplamda aşağı yukarı 1000 – 1200 terörist Kerkük’e getirilmiş ve KDP ofislerinde ve havalimanlarında kalmaktaydılar.

 

Kerkük'e getirilen PKK'lıların bir kısmı Kandil'den diğer bir kısmı da YPG'den yani Suriye'den getirildi. İlginç bir nokta da şu: PKK'lıların kullandıkları silahların bir kısmı ABD'nin YPG'ye verdiği 3 bin tır silahtan getirilmiş. Özellikle modern tanksavar silahları vs. ile donatılmış durumdalar. Bunları PKK'nın dışarıdan temin etme şansı çok pratik değil.

 

“Kimse Türkmenleri, “Şii – Sünni” Olarak Bölmesin”

 

Özellikle referandum sürecinde ve sonrasında Türkmenlere yönelik baskıların arttığı görülmektedir? Bu bağlamda Türkiye’nin Türkmen politikasını değerlendirir misiniz?

 

Sinan Oğan: Özellikle PKK’lıların Türkmenlere, Türkmenlerin yaşadıkları mahallelere yönelik saldırıları, Türkmen siyasetçilere yönelik ise suikastları bulunmaktadır. Bunun önlenmesi adına Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını hissettirmesi lazımdır. Türkiye, bunu eskiden Barzani üzerinden yapmaya çalışıyordu; ama artık bu şekilde yapamayacağı aşikardır. Bugün artık Barzani’nin PKK ile kol kol girmiş durumda olduğunu, Talabani’nin Peşmergeleri ve Haşdi Şabi ise İran’ın kontrolünde olduğunu belirtmek gerekiyor.

 

Şunun altı çizmekte fayda vardır; özellikle Barzani’ye yakın Türk medyasındaki etkili bir kesim Türkmenleri “Şii Türkmen”, “Sünni Türkmenler” olarak ayırmaya çalışıyor o bölgeye mezhepçi bir gözle bakıyor. Kimse Türkmenleri, “Şii – Sünni” olarak bölmesin. Türkmenlere “Türk” olarak bakmak gerekmektedir. Haşdi Şabi içerisindeki Türkmen birliklerine de kendi yaşadığı bölgeyi koruyan Türkmenler olarak bakmak lazım. Onun ötesindeki yorumlar tamamıyla Barzanici ve Kürtçü bakış açısıyla yapılan yorumlardır. Türkiye, şu anda bölgeye bir dönem mezhepçi bir gözle bakmasının sorunlarını yaşıyor.

 

“Kerkük’te Bir Tek Türkiye Yok”

 

Bölgede önümüzdeki süreçte başka çatışmaların da tetikleneceğini göreceğiz. Özellikle Barzani’ye bağlı olan Peşmergeler, Talabani’ye olan Peşmergeler ve PKK arasında çatışma ihtimali her geçen gün giderek artmaktadır. Bir tarafta Irak Ordusu ve Haşbi Şabi birlikleri, öte tarafta da Barzani ve PKK. KYB ise ise İran’ın kontrolünde olduğundan Irak Ordusu ile çatışmaya girmiyor.  Şu bir gerçek ki, Kerkük’te bir tek Türkiye yoktur.

 

Kerkük uzun süreden beri Talabani’ye bağlı peşmergelerin kontrolünde bulunmaktaydı. Kerkük Valisi Necmeddin Kerim, aslında Talabani’nin atadığı bir valiydi; ama şu anda saf değiştirdi ve şu anda Kandil’deki PKK’lı teröristler neyse Necmeddin Kerim de o ayarda birisidir. Barzani ile birlikte PKK’yı da yanlarına alarak Talabani’nin mevzilerini zorlamaya, oradaki ağırlığını azaltmaya çalıştılar. Kerkük’ü neredeyse Barzani ve PKK işbirliği ile işgale başladılar. Bu durum, İran’a daha yakın olan Talabani’ye yakın olan peşmergelerin hoşuna gitmedi çünkü Kerkük önemli bir petrol merkezidir.

 

“Türkiye İçin Asıl Tehlike…”

 

Irak Ordusu da örneğin IŞİD ile mücadele sürecinde bir tecrübe sahibi olmuştur. Kerkük’te çok ciddi bir Barzani gücü bulunmamaktadır ancak yanına Talabani’ye bağlı peşmergeleri alsaydı, çok kanlı çatışmalar olabilirdi. Şimdi sokak çatışmaları ve PKK’nın bilinen pusu taktikleri ile mücadele etmeye çalışmaktadırlar.

 

PKK’nın burada ayrı bir hesabı vardır. Barzani ve Talabani ailesi ve partisine bağlı çevreler ise ayrı bir hesap içerisindedir. PKK, süreç içerisinde bunları güç kullanarak daha önce Suriye’de yaptığı gibi belli bir  noktaya iterek nüfuz alana yaratacağını düşünüyordu. Bunu da maalesef ki, Türkiye’nin yıllarca desteklediği Barzani’nin kontrolünde yapmaktadır. Türkiye açısından tehlike olan husus da budur.

 

“Barzani ve Irak için ‘Bir Gece Ansızın Gelebiliriz’ Denmişti”

 

– Önümüzdeki günlerde Irak’ın kuzeyininin genelinde ve Türkmenler özelinde yapılması gerekenler nelerdir?

 

Sinan Oğan: Talabani peşmergelerinin direnmeyeceğini zaten biliyorduk çünkü Haşdi Şabi, İran’ın kontrolünde olmasına benzer olarak Talabani güçleri de İran’ın kontrolünde olan bir yapıdır. Dolayısıyla, iki yapıyı kavga ettirmeyecekleri belliydi. Bunun ve genel olarak referandumun Barzani için büyük bir darbe olduğunu söylemek gerekmektedir. Barzani daha önce siyaseti bırakacağını söylüyordu, yaşanan süreç bunu hızlandıracaktır. PKK’nın orada kalıp zaman zaman çatışmalara gireceği, zaman zaman Türkiye’de yaptığı o kalleş vurkaç eylemlerine girişeceği mümkün ama önemli ölçüde İran destekli Irak Ordusu’nun Kerkük’te güvenliği sağlayacağını düşünüyorum. Hatta, bunu yaptıktan bir süre sonra belki daha da ileriye gidilebilir çünkü Barzani IŞİD saldırıları yani 2014 öncesindeki sınırlarına dönmek istemiyor. Barzani IŞİD’den sonra peşmergelerin yerleştiği Tuzhurmatu, Tavuk gibi Türkmen bölgelerini ve en büyük Türkmen bölgesi olan Telafer’i kontrol etmek istemektedir. Diğer bütün Türkmen bölgeleri tamamıyla Barzani’nin işgal haritası içerisinde gözüküyor. Dolayısıyla Barzani’yi buradan çıkarmak lazım ve Irak Ordusu Barzani’yi buradan çıkaracaktır ama Türkiye’nin Suriye’deki gibi Irak’ta bir inisiyatif alması lazımdır. “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözü aslında İdlib için değil Irak ve Barzani için söylenmiştir.

 

“Türkiye Türkmenleri Silahlandırabilir”

 

Irak’ta kayda değer bir Türkmen nüfuz bulunmaktadır. Bir defa Mehmetçik Başika’da vardır. Türkiye, Türkmenleri silahlandırabilir. Nasıl ki zamanında peşmergeyi ciddi şekilde silahlandırıp askeri destekte bulunduysa aynısını Türkmenler için yapabilir. Türkmenlerin buna desteği vardır. Ben zannediyorum ki, Irak merkezi hükümet ile normalleşmesinden sonra bu çok da zor olmayacaktır. Bu, Türkiye’yi yeniden Irak’ta bir aktör haline getirecektir. Türkiye’nin temel yanlışı Barzani’nin emellerini göremeden Irak’ta bir aktör olma çabası içerisine girmesiydi. AKP hükumeti Barzani’ye çok güveniyordu bu sebeple de yıllarca Türkmenlere Barzani’nin kontrolüne girmeleri konusunda çok baskı yaptı. Ancak bunun yanlış olduğunu göremedi.

 

Biz bunu çok söyledik, Barzani’nin emelleri konusunda hükümeti çok uyardık; ama bu görülmedi. Şimdi Türkiye’nin orada muhatap alacağı temel dayanak noktası Türkmenler olmalıdır. Orada çok ciddi bir Türkmen nüfusu vardır ve şu anda silahlanmaktadırlar ama Türkiye sahip çıkmadığı için Haşdi Şabi içerisinde Türkmenler birlik kurdular. Örneğin, Türkmen Musalla Mahallesi’nde KDP’nin karargahı boşaltıldı ve Türkmenler bayraklarını astılar. Halbuki, Türkiye Türkmenler ile bunu yapabilirdi. İran ve Rusya ile Suriye’de nasıl işbirliği yapabiliyorsa yine Irak Merkezi Hükümeti, İran, Rusya ve kısmen ABD ile Kerkük’te de işbirliği yapabilir. Türkiye, Kerkük’te elini eğer çabuk tutmazsa ve Türkmenler konusunda bir inisiyatif ortaya koymazsa oyun dışında kalacaktır. Türkmenler Irak’ta Merkezi Hükumet ile geçtiğimiz süreçte bozulan ilişkilerin tamirinde de bir köprü olabilir.