20 Ağustos 2009 tarihinde Sovyet İşgali sonrası süreçte Afganistan’da ikinci defa devlet başkanlığı seçimleri yapılacaktır. Bütün dünyanın dikkat merkezinde olan Afganistan’da adeta silahların gölgesinde yapılacak olan seçimlerde ikisi kadın olmak üzere toplam 37 adayın yarışması beklenmektedir. Ancak adayların bir kısmı seçimler öncesinde mevcut Devlet Başkanı Hamid Karzai lehine çekilebilir.

 

ABD’nin sadık müttefiklerinden olan Hamid Karzai 2001'de imzalanan Bonn Anlaşması ile Geçici Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevlendirilmiş ardından Haziran 2002’de toplanan aşiretler meclisi Loya Jirga tarafınan seçilen geçici hükümetin başkanlığına getirilmiştir. Karzai daha sonra 2004 seçimlerinde devlet başkanı seçilmiştir.

 

Mevcut Devlet Başkanı Hamid Karzai seçimlerin favorisi gösterilse de eski Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah, eski Maliye Bakanlarından Eşref Gani ve Ramazan Başardost Karzai’nin etkili rakipleri arasında yer almaktadır. Seçimlerin ikinci tura kalması ihtimali de mevcuttur ve bu durumda seçimler Hamid Karzai ile Abdullah Abdullah arasında geçebilir. Böyle bir durumda ise Abdullah Abdullah’ın şansı yükselebilir. Afganistan'da seçimlerin ilk sonuçlarının 25 Ağustos'ta, nihai sonuçların ise muhtemelen 17 Eylül'de açıklanması beklenmektedir.

 

Afganistan'da 34 vilayette yaklaşık 17 milyon seçmen hem cumhurbaşkanlarını hem de toplam 420 vilayet meclisi üyesini seçmek için sandık başına gidecektir. 18 yaş ve üzerindeki erkek ve kadın vatandaşlar Afganistan’da seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu ülkede 17 milyon seçmen bulunmaktadır. Seçimler sırasında güvenliği muhtemelen yaklaşık 200 bin Afgan ve 100 bin NATO askeri sağlamaya çalışacaktır.

 

Afganistan’da Devlet Başkanı salt çoğunluk ile 5 yıllığına seçilir. Seçkinler Meclisi üyelerinin 1/3’ü 4 yıllığına bölge kurulları tarafından, 1/3’ü yine bölge kurullarınca 3 yıl hizmet etmek için, Devlet Başkanı’nın belirlediği 1/3’ü ise 5 yıl hizmet etmek için seçilir. Halk Meclisi’nin ise 249 üyesi bulunmaktadır.

 

İlk Devlet Başkanlığı seçimi üç kez ertelendikten sonra 9 Ekim 2004 tarihinde yapılmış ve mevcut Devlet Başkanı Hamid Karzai seçimleri kazanmıştı. Çok da demokratik bir ortamın sağlanamadığı ve Batının her türlü ekonomik ve enformasyon desteği ile Karzai seçimleri sadece yüzde 55,4 oy oranı ile ilk turda kazanabilmiştir. Karzai’nin 2004 seçimlerindeki en güçlü rakiplerinden Tacik Yunus Kanuni, yüzde 16,3 oy alarak ikinci sırada yer almış ve Hazara etnik grubuna mensup Muhammed Muhakkik ise yüzde 11,7 ile üçüncü sırada yer almıştı. Özbek lider General Abdurraşid Dostum ise yüzde 10 oranında oy alarak dördüncü sırada yer almıştı. Diğer on dört aday ise kayda değer bir oranda oy alamamıştı.

2004 Devlet Başkanlığı Seçiminde Oy Sayısı ve Oranına Göre Adaylar

 

Aday (Adı-Soyadı)

 

 

Etnik Kökeni

 

Aldığı Oy Sayısı

 

Oy Oranı  (%)

Hamid Karzai

Peştun

4.443.026

55,4

Yunus Kanuni

Tacik

1.306.503

16,3

Muhammed Muhakik

Hazara

935.325

11,7

Abdurraşid Dostum

Özbek

804.861

10,0

Abdullatif Pedram

Tacik

110.125

1,4

Mesude Celal

Tacik

93.372

1,1

Seyit İshak Geylani

Peştun

79.976

1,0

Ahmedşah Ahmedzay

Peştun

60.191

0,8

Abdussettar Siret

Özbek

30.141

0,4

Humayunşah Asıfi

Peştun

26.209

0,3

Gulam Faruk Necrabi

Peştun

24.210

0,3

Abdulhadi Dabir

Tacik

24.214

0,3

Abdulhafiz Mensur

Tacik

19.710

0,2

Abdulhadi Halilzay

Peştun

19.156

0,2

Mahfuz Nedai

Peştun

15.937

0,2

İbrahim Raşid

Peştun

13.794

0,2

Vekil Mengal

Peştun

11.776

0,1

Abdulhasib Arian

Peştun

8.361

0,1

 

 

Yukarıdaki tabloya bakıldığında Karzai’nin ilk defa seçime girmesine ve Batıdan aldığı yüksek desteğe rağmen yüksek bir oy oranı ile seçilememişti. 2004 yılı seçimlerinden bugüne elbette çok şey değişmiştir. Özellikle de Taliban oldukça güçlenmiş ve Karzai’nin etki alanının yine Batının bütün desteğine rağmen azaltmıştır. Hal böyle olunca da 2004 seçimlerinde gerekli oy oranı olan yüzde 50’yi ancak aşabilen Karzai’nin 2009 seçimlerinde ilk turda aşabilmesi güç gözükmektedir.

 

Elbette yukarıdaki tablodan hareketle Karzai’nin ve Afganistan’ın açmazlarını bazı istatiki bilgilerle desteklediğimizde karşımıza şöyle bir manzara çıkmaktadır:

 

Öncelikle Afganistan’ı oluşturan 34 eyaletten yaklaşık 10’u Taliban güçlerinin kontrolünde olduğu için bu bölgelerde demokratik bir seçimin yapılması ihtimali güç gözükmektedir. Genel olarak hükümet ülkenin yüzde 30'unu kontrol edememekte veya sınırlı bir bir şekilde kontrol edebilmektedir. Afganistan'ın yüzde dördünde, hükümet güvenlik dahil hiçbir alanda hizmet vermemektedir. Yaklaşık 7 bin sandığın yüzde 12'sinde güvenlik önlemlerinin yeterli olamadığı ifade edilmektedir. Ayrıca 165 seçim bölgesinde de güvenlik durumu "sorunlu" olarak tanımlanmaktadır.

 

Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF) Aralık 2001 ayında, Taliban rejiminin devrilmesinden sonra, Bonn’da yapılan Konferans sonrasında oluşturulmuştur. ISAF bir BM kuvveti olmayıp, BMGK sorumluluğu altında, isteyen ülkelerin katkıda bulunabildiği bir koalisyon kuvvetidir. Bugün Afganistan’da ISAF çerçevesinde 42 ülkeden 61 bin asker bulunmaktadır. ISAF’a en büyük desteği veren ABD ve İngiltere bu ülkedeki askeri birlik sayısını her geçen gün artırmaktadır. Ancak Afganistan’daki yabancı asker sayısının artması ile doğru orantılı olarak ülkedeki çatışmalar ve can kaybı da her geçen gün artmaktadır.

 

Ülkede 2007 yılına oranla 2008 yılında saldırılarda yüzde 35 oranında artış yaşanmıştır. 2009 yılının ilk 6 ayında bu oran daha da artmıştır. 2008 yılı yine NATO’nun en fazla asker kaybettiği yıl olmuştur. 2001`den sonraki ilk 5 yılda ortalama 50 asker kaybeden ABD, 2006`da 100, 2007`de 120 ve geçtiğimiz yıl da 155 asker kaybetti. 2001`den bu yana ölen yabancı asker sayısı 1.000`i aştı. Bunların en az 600`ü Amerikan askeri. 2008 yılında ölen 294 yabancı askere karşın, 2009 yılında NATO ve Amerikan koalisyonunun yürüttüğü operasyonlar sırasında şimdiden 250 yabancı askerin öldüğünü belirtilmektedir. 74 NATO askerinin hayatını kaybettiği Temmuz 2009 Afganistan’da 2001 yılından beri en çok yabancı askerin hayatını kaybettiği ay oldu.

 

BM rakamlarına göre yine 2008 yılında sivil kayıplar yüzde 40 artışla 2.100`ü aşmıştır. Sivil kayıpların yaklaşık yüzde 40’ı NATO operasyonları sonucu yaşanmaktadır ve halkın bu duruma tepkisi çok yüksektir.

 

Afganistan’da Taliban her geçen gün güçlenirken yerel orduyu kurma çalışmaları istenilen seviyede değildir. Merkezi hükümet yerel ordu askerlerine aylık sadece 100 dolar ücret ederken Taliban için savaşan kişilere aylık 200 dolardan fazla kazanmaktadırlar. Afgan ordusunun bugünkü mevcudu yaklaşık 90 bin civarındadır. 2011 yılına kadar kendi başına operasyon yapma kapasitesine sahip 134 bin kişilik bir ordu kurulması hedeflenmektedir.

 

Afganistan’daki önemli sorunlardan birisi etnik bilincin ulusal bilinçten daha ön planda tutulmasıdır. Aradan geçen süre zarfında bu aşılamadığı gibi daha da derinleşmiştir. Ordudaki etnik dağılım ise şöyledir: Yüzde 40-45 Peştun, yüzde 30-35 Tacik, yüzde 10-12 Hazara, yüzde 10 da diğer.

 

Türkiye’den biraz küçük (652.000 km2) bir coğrafyaya sahip olan Afganistan yaklaşık 33 milyonluk bir nüfusa ve 17 milyon civarında da seçmene sahip fakir bir ülkedir. Ülke nüfusunun büyük bir kısmı yoksulluk sınırının altında yaşamakta ve okuma yazma bilmemektedir. Afganistan’ın %80’i Sünni ’u Şii olmak üzere nüfusunun %99’u Müslümandır.%1’lik nüfus ise diğer dinlerdendir. Afganistan nüfusunun sahip olduğu coğrafyaya göreaz olmasına rağmen çok sayıda etnik grup ve dile sahiptir. Nüfusu Peştunlar (%42), Tacikler (%27) , Hazaralar (%9), Özbekler (%9) , Türkmenler () ve diğer etnik gruplar (%3- Hintli, Aymak, Beluciler, Araplar, Kızılbaşlar)’dan oluşur.

 

Mülteciler Sorunu

 

Bugün Afganistan dünyanın en çok mülteciye sahip ülkelerinden birisidir. Özellikle de SSCB’nin Afganistan’ı işgali ile başlayan ve daha sonra da iç savaşlarla devam eden sorunlar sebebiyle Afgan mülteciler başta İran ve Pakistan olmak üzere dünyanın birçok ülkelerine dağılmış durumdadır. Afganistan’a yapılan ABD müdahalesinden sonra Afganistan mültecileri geri dönmeye başlamışlardır. 2001`den bu yana 5 milyon civarında mülteci ülkeye dönmüştür. Ancak hâlâ Pakistan ve İran`da 2,8 milyon mülteci dönecekleri günü beklemektedir.

 

Uyuşturucuyla Mücadele Sorunu

 

BM Uyuşturucu ve Suçlar Komitesi’nin rakamlarına göre, ülke gayri safi milli hasılasının yüzde 52’si, diğer bir ifadeyle yaklaşık 2.7 milyar dolarlık bir rakam uyuşturucudan gelmektedir. Bütün yapılan müdahale ve teşviklere rağmen Afganistan’da uyuşturucu üretimi durdurulamamıştır. Hatta 2001 yılında yapılan müdahaleden sonra haşhaş üretimi daha da artmıştır. Sadece 2007 yılında 2006’ya nazaran 28 hektar daha fazla alan haşhaş üretimine açılmıştır[1].

          

Afganistan’da haşhaş üretiminin bütün çabalara rağmen düşürülememesinin ekonomik sebepleri daha ön plana çıkmaktadır. Örneğin bir Afgan çiftçi bir hektar araziye afyon ektiğinde 1000 TL gelir elde ediliyorsa, aynı araziye diğer tarımsal ürünler ekildiğinde yaklaşık 100 TL gelir elde edilmektedir. Hükümetin ve/veya uluslar arası toplumun Afgan çiftçilerine aradaki gelir kaybının en azından bir kısmını sübvanse etmesi gerekmektedir. Ayrıca bir diğer sorun olarak da Taliban kuvvetlerinin kontrol ettiği veya hükümetin kontrolünün zayıf kaldığı bölgelerde haşhaş ekiminin daha fazla yapılıyor olmasıdır.

 

Bugün Afganistan’daki 34 eyaletin sadece 18`inde artık afyon üretilmediği ifade edilmektedir. Ancak bu bile Afganistan’ın hâlâ dünya afyon üretiminin yüzde 93`ünü tek başına karşılamaktan aşağı bırakmıyor. Ülkede genel olarak halkın yüzde 15`i afyon ticareti ile uğraşmaktadır.

 

Halkın Taliban’a Katılma Sebepleri

 

Afganistan’da koalisyon güçlerine başarı getirecek hususların başında halkın Taliban ve El Kaide’ye katılmasını önlemek gelmektedir. Ancak bugün yaşanan durum bunun tersini göstermektedir. Son yıllarda beklenenin aksine Taliban ve El Kaide daha fazla güçlenmiş ve bu örgütlere halkın katılımı artmıştır. Bunun birçok sebebi vardır. Ancak en önemli sebebi olarak devletin adaleti sağlayamaması ve halkın adalet için bu örgütlere başvurması gelmektedir. Zira ülkede söz sahibi bürokratlar, zenginler ve silahlı çete liderleri ile savaş ağaları kanun karşısında kendilerine fiiliyatta birçok ayrıcalık sağlamışlar ve sıradan insanlar karşısında bu ayrıcalıklarını kullanmaktadırlar. Bu “ayrıcalıklı” kesimler ile sorunlar yaşayan ve haklarını normal adalet sistemi içerisinde bulamayan kesimler haklarını alabilmek için kolaylıkla Taliban ve El Kaide’ye ulaşmakta ve haklarını bu örgütler üzerinden aramaya çalışmaktadırlar. Özellikle de tecavüz, gibi çok sık rastlanılan sorunlarda bu güçlü kesimlerin herhangi bir kovuşturmaya uğramaması Taliban ve El Kaide’ye katılımları artırmaktadır.

 

General Abdurraşid Dostum’un Afganistan’a Dönüşü’nün Etkileri

 

Özbek Lider General Abdurraşid Dostum’un zorunlu Türkiye tatilinin seçimler öncesinde sona ermesi ve sürpriz bir şekilde döndüğü Afganistan’da ayağının tozuyla Karzai’ye deste verdiğini açıklaması dünyada büyük yankı uyandırmıştır. Afganistan’daki Türk varlığının sembol isimlerinden olan General Dostum bir dönem Afganistan’ın en büyük silahlı güçlerinden birisine komutanlık etmekteydi. Bir dönem SSCB ve Rusya tarafından da desteklenmişti. Dostum sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda bölgenin etkin ülkesi Özbekistan’da da güçlü bağlantılara sahiptir.

 

Dostum ayrıca Anayasa kurultayı (Loya Cirga)’ında Farsça ve Peştunca’nın yanında Özbek ve Türkmen Türkçe’lerinin kendi bölgelerinde üçüncü resmi dil olarak kullanılmasının sağlanmasında da etkin rol oynamıştır. 2004'teki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olan Dostum oyların yaklaşık yüzde 10'unu alarak seçimlerden dördüncü sırada çıkmıştı. General Dostum yine bir dönem Karzai Hükümetinde Genelkurmay Başkanlığı da yapmıştı.

 

ABD’nin özellikle de Taliban esirlerine karşı bazı istenmeyen olaylara sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılanmasını istediği Dostum geçtiğimiz yıl Türkiye’nin araya girmesiyle bir süre Türkiye’de zorunlu ikamet etmişti. Seçimlerden hemen önce Dostum’un Afganistan’a davet edilmesi ve Dostum’un döner dönmez Karzai’ye desteğini açıklaması son derece önemlidir. Zira ABD tarafından istenmediği halde Dostum’un yaklaşık yüzde 10 civarında olan oy potansiyelinin Karzai için çok önemli olduğu anlaşılmaktadır. Dostum’un desteği ile Karzai’nin seçilmesi durumunda yeni hükümette kendisinin ve/veya göstereceği birisinin görev alması söz konusu olabilir.

 

Afganistan seçimlerini bugün önemli kılan hususların başında büyük umutlarla işbaşına gelen Obama yönetiminin ilk ciddi sınavı olmasıdır. Zira Taliban’ın seçimler öncesinde açıkça savurduğu tehditlerin bir kısmını bile gerçekleştirmesi ve seçimleri kana bulaması durumunda Obama yönetimi için dış politikasının en ön sırasına çıkardığı Afganistan’da kötü bir başlangıç anlamına gelecektir. Bu sebeple 20 Ağustos seçimleri ABD için yeni bir başlangıç, Taliban içinse gücünün doruğuna çıkma çabalarının tescillenmesi anlamına gelmektedir. Tarih boyunca “imparatorluklar mezarlığı” ünvanına son derece sadık bir süreç yaşayan Afganistan yeni bir dönemece daha girmiştir. Bu dönemeç sadece bu ülkeyi değil, aynı zamanda kendisiyle son yıllarda adeta kaderini aynılaştıran Pakistan için de önem taşımaktadır. Türkiye ise bölgedeki hassas dengeleri gözeterek bu ülkede yeniden kaybettiği etkinliğini yeniden kazanmak için bu seçimi bir fırsata dönüştürebilir.

 

Dipnotlar

 

[1] David T. Johnson, Testimony Before The Senate, Counternarcotics Strategy and Police Tarining in Afghanistan, 31 Ocak 2008.