Atina yakınlarında yaşanan yangın felaketinde onlarca insan öldü. Ölü sayısının artmasından endişe ediliyor. Binlerce yaralı var. Yangın alev alev devam ediyor. Doğa yok oluyor. Türkiye yardım etmek istiyor. Türk insanı yardım etmek için adeta çırpınıyor.

 

Yunanistan, 1999 depreminde Türkiye’ye yardıma koşmuştu. Türk insanı bunu unutmadı. Yunanistan’a yaşadığı yangın felaketi karşısında yardım etmek için büyük bir çaba harcanıyor. Türk insanı sosyal medya üzerinden duyduğu üzüntüyü dile getiriyor.

 

Öyle ki, Kıbrıs’ta 1974’de Yunan askeri ile vatan savunması esnasında çatışmak durumunda kalan insanlarımız “Yunanistan devleti olarak yaşadığınız yangın felaketi karşısında keşke Türkiye’nin yardımını reddetmeseydiniz. Bizler yardıma gelmeye bile hazırız” diye mesajlar paylaşmaktadırlar.

 

Atatürk İzmir’e geldiğinde önüne Yunan bayrağı serilir. Atatürk bu durum karşısında tepki göstererek “Bayrak bir milletin bağımsızlığının simgesidir, derhal onu yerden kaldırın” der. Türk insanı işte böyle bir anlayış ile yetiştirilmektedir.

 

Peki, Yunan ve Rum gençleri nasıl yetiştirilmektedir? İşte bu sorunun cevabı Türk insanının yardım talebinin reddedilmesinin ardında yatan acı gerçektir diye düşünüyorum.

 

Acı evrenseldir. Acının dili, dini, milleti yoktur. Başkalarının acısını hissedebilen vicdan sahibi merhametli insanlarız bizler. Türk insanı olarak her ne kadar Yunanistan devlet yetkilileri Türk yardım taleplerini reddetseler de bizler Yunan halkının yangın felaketinde yaşadığı acıyı hissediyor ve paylaşıyoruz! Türk insanı Yunan halkının bu zor gününde yanındadır ve acısını paylaşmaktadır.

 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras’ı arayarak Türk insanının duyduğu üzüntüyü dile getirdikten sonra anında yardım etmeye hazır olduklarını belirtiyor. Ne yazık ki olumlu bir yanıt alamıyor.

 

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ağzından canlı yayında işittik. Çavuşoğlu, Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Koçias’ı arayarak yaşanmakta olan yangın felaketi karşısındaki üzüntüsünü dile getirip, yardım etme teklifini iletiyor. Yunan Dışişleri Bakanı Koçias yardım teklifine cevaben ‘’yağmur yağmasını bekliyoruz’’ diyerek olumlu cevap vermiyor.

 

Yunanistan, Türk insanının yardım talebini reddetmesinin hemen ardından Avrupa ülkelerine yardım çağırısında bulunuluyor. Bu nasıl bir zihniyet? Bu nasıl bir anlayış? Hemen yanı başındaki komşusunun yardım talebini reddeden Yunanistan, Avrupa ülkelerine yardım çağırısında bulunuyor.

 

Alexis Tsipras Yunanistan’da Başbakan olduğunda Türk-Yunan gerginliğinin zaman içerisinde azalacağını ve bu durumun da Kıbrıs konusuna olumlu şekilde yansıyacağını düşünmüştüm. Yanılmışım!

 

Tsipras Başbakan olduğunda solcu, halkçı ve devrimci olduğu sıklıkla öne çıkartılmıştı. Peki, nasıl olur da solcu, halkçı ve devrimci olarak nitelendirilen Tsipras Atina yakınlarında yaşanan büyük yangın felaketi karşısında Türk yardımını reddeder. Türk yardımını reddederken AB yardım etsin diye çağrıda bulunmaya devam eder!

 

Türk insanı Yunan halkının yaşadığı acıyı hissederek üzülüyor. Acısını insani olarak paylaşıyor. Yunanistan devlet yetkilileri Türk yardımını reddediyor. Türk insanı yaşanan yangın felaketi karşısında duyarlı bir şekilde davranıyor. Yunan devlet adamları ise ne yazık ki bu konuda sınıfta kalmıştır!

 

Tsipras’dan önceki yöneticiler ve siyasi konjonktür farklı idi. Tsipras bunu değiştirebilir ve Türk-Yunan yakınlaşmasına ciddi anlamda katkı koyabilirdi. Ancak yapmadı. Yapamadı. Yunan halkının acısını paylaşıyor, hayatlarını kaybedenler için başsağlığı diliyorum. Türk-Yunan yakınlaşması açısından bu tarihi fırsatın kaçırılması nedeniyle ‘’Sen de mi Tsipras?’’ diyorum.