Rusya sonunda dediğini yaptı ve Ukrayna’ya verdiği gazın vanalarını 1 Ocak günü yerel saatle 10.00'dan itibaren yüzde 18-20 oranında kısmaya başladı. Ukrayna’nın ise bunun üzerine kendi topraklarından geçen ve Avrupa’ya giden boru hatlarından yaklaşık yüzde 18 civarında bir gazı çektiği iddiaları gündeme gelmeye başladı. Boru Hattı Ev Sahibi Ülke Anlaşması'na imza koyan Ukrayna topraklarından yılda yaklaşık 110 Milyar m3 doğalgaz transferi gerçekleşmektedir. Bu oran Avrupa’ya giden verilen toplam gazın yaklaşık yüzde 80’i civarındadır. Bunun bir miktarı da Batı hatları olarak Türkiye’ye gelmektedir. Dolayısıyla Kiev-Moskova hattında devam eden bu “doğalgaz savaşının” Avrupa ve Türkiye’yi etkilemesi olası bir gelişme olarak gündemimize girmiş durumdadır.

 

Olayın Kısa Geçmişi

 

Kriz Başkan Putin’in Gazprom'un 'tüm ülkelerle piyasa şartları çerçevesinde ticaret yapacağı' yönündeki açıklamasının ardından gelişmeye başladı. Her ne kadar Ukrayna ile bir doğalgaz krizi beklentisi mevcut ise de bu krizin bu kadar derinleşebileceği ihtimali zayıftı. Rusya Devlet Başkanı Putin’in, devlete ait Gazprom’a verdiği talimatın ardından harekete geçen şirket  zam yapılacak listeye, ilk önce dost olmayan ülkeler, yani Moldova, Ukrayna ve Gürcistan’ı dahil etti. Daha sonra sıra dost ülkelere, yani Beyaz Rusya ve Ermenistan'a geldi.

 

Rusya enerji diplomasisini son yıllarda akıllıca kullanmaya başlamış ve dış politikasında en önemli araçlardan birisi haline getirmiştir. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Federasyon Konseyi'nin kapalı toplantısında, Rusya'nın dış politikasında bazı değişiklikler yapılacağını açıkladı. Buna göre Rusya'ya itaatkar olmayanlar petrolsüz ve doğalgazsız kalacakları sinyalleri verilmeye başlanmıştı zaten. Nitekim bu açıklamanın hayata geçirilmesi gecikmedi ve Rusya’nın sadık müttefiki Beyaz Rusya'ya satılan doğalgazın fiyatı Ukrayna  Başbakanı'nın da hazır bulunduğu bir toplantıda indirildi. Buna göre Beyaz Rusya doğalgazı Rus iç piyasa fiyatı olan 1000 m3/45 dolar’dan satın alacaktır. Karşılığında ise Beyaz Rusya’nın boru hatları şirketi Belgaz’ın yüzde 50’si fiili olarak Rus Gazprom’un kontrolüne geçmiştir. Ayrıca Lukaşenko, Rus doğalgazının kendi ülkesinden transit geçişi için ücret talep etmedi. Lukaşenko, Ukrayna lideri Viktor Yuşenko'nun kabul etmediği tüm talepleri yerine getirdi ve sonuç itibariyle de sorunu krize dönüşmeden atlatabildi. Aynı şekilde Gürcistan’a da doğalgaz baskısı yapan Rusya bu ülkenin iç doğalgaz hatlarını alma karşılığında Gürcistan’a kolaylıklar yapabileceğini açıklamıştır. Azerbaycan ve Ermenistan ile de doğalgaz fiyatlarını gündeme getiren Rusya bu ülkelerle belirli bir oranda (yaklaşık 110 dolar) anlaşma yoları bulabilmiştir.

 

Gazprom ile yeni fiyattan kontrat imzlamaya yanaşmayan Moldova da Rusya'nın restiyle karşılaştı ve Gazprom, Moldova'ya gaz sevkiyatını da durdurdu. Moldova daha önce gazın bin metrekübüne 80 dolar veriyordu. 1 Ocak'tan itibaren Gazprom yüzde 100'lük artışla 160 dolar fiyat önermişti. Gazın kesilmesi üzerine Ukrayna ve Moldova devlet başkanları bir telefon görüşmesi yapıp ortak tavır arayışına girdiler.

 

Doğalgazı yaklaşık 50 dolar civarında bir fiyattan alan Ukrayna’ya 160 dolar yeni fiyat teklif eden Rusya’nın bu önerisine Ukrayna’dan soğuk bakılması sonrasında Gazprom’un rest çekerek fiyatları 230 dolara çıkarması krizin daha da derinleşmesine sebep oldu. Krizin giderek derinleşmesi üzerine Başkan Putin devreye girdi ve Ukrayna’ya yeni bir öneri sundu. Bu öneriye göre Ukrayna’ya satılacak doğalgazda kademeli bir geçiş öngörülmektedir. Yılın ilk 3 ayında belirlenen fiyat eskiden olduğu gibi 50 dolar civarındadır. Ancak diğer dönemler için Nisan ayından itibaren Ukrayna 230 dolar ödemek durumundadır. Rusya Ukrayna’ya ödeme kolaylığı da sunmuştur. Buna göre Kiev uluslararası geçerliliği olan bir teminat mektubu vermesi halinde Rusya bu ülkeye yaklaşık 3,6 milyar dolarlık bir kredi açmaya hazırdır. Ancak bütün bu öneriler Ukrayna tarafından kabul edilmemiştir. Zira, Ukrayna Devlet Başkanı olan ve aynı zamanda Turuncu Devrimin lideri Viktor Yuşenko Rus doğalgazının eder fiyatının en fazla 75-80 dolar olduğu ve daha fazla bir fiyatı kabul etmeyeceklerini bildirmiştir. Ayrıca Ukraynalı yetkililer bu kışı geçirecek miktarda bir doğalgaza da sahip olduklarını açıklamışlardır. Ukrayna Dışişleri Bankalığına göre Rus yönetimini doğal gazı keserek ülkenin ekonomisini istikrarsızlığa uğratmak istemektedir. Başbakan Yuri Yehanurov önce Ukrayna üzerinden Avrupa'ya ihraç edilen doğalgazın yüzde 15'ini transit geçiş ücreti olarak alacaklarını duyurdu. Ardından, destek için AB ve ABD'ye başvurdu. Son olarak da, doğalgaz tartışmasını uluslararası mahkemeye taşıyacağını açıkladı.  Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko ise, Güvenlik Konseyi'ne, Rusya'nın Kırım'daki Karadeniz Donanma Üssü için ne kadar kira ödediğini tespit etmesi ve Rusya'ya yakın hava sahası hakkında Rus askerlerine bilgi sağlayan Sivastopol (Kırım) ile Mukaçevo'daki (Batı Ukrayna) radar istasyonlarıyla ilgili anlaşmaların olumlu ve olumsuz taraflarını incelemesi talimatını verdi.

 

Her iki ülkenin de bugüne kadar göstermiş olduğu tavır uzlaşmadan uzak görünse de bir orta yolun bulunması zaruret halini almıştır. Tarafların kısa süre zarfında uzlaşamaması durumda ise Krizin Stockholm'deki tahkim kuruluna gitme ihtimali oldukça yüksek gözükmektedir. Ancak mevcut haliyle her iki tarf da krizi kontrollü bir şekilde büyütmeye yönelik bir politika izlemektedir. Rusya krizi büyüterek Ukrayna'yı köşeye sıkıştırmak ve kendisine dostane tavırlar içinde olmayan ve/fakat Rus doğalgazına muhtaç olan ülkelere adeta bir ders vermek istemektedir. Ukrayna ise bu krizden doğrudan etkilenen Avrupa ülkeleri ile dolaylı ektilenecek olan ABD'yi olaya müdahil ederek Rusya'ya baskı yapmak istemektedir. Ancak neticede bu krizden her iki ülkede zararlı çıkacak gibi gözükmektedir.

 

Diğer yandan Rusya yeni doğalgaz alım anlaşmaları da yapmaktadır. Türkmenistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Rusya ile Türkmenistan arasında, 2006 yılında doğalgaz alım satımına ilişkin varılan anlaşma, Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı ile Rusya Devlet Doğalgaz Şirketi Gazprom Başkanı Aleksi Miller tarafından imzalandı. Anlaşmaya göre Rusya, önümüzdeki yıl toplam 30 milyar metreküp doğalgaz satın alacak. Her bin metreküp doğalgazı 65 dolardan alacak olan Rusya, yılın ilk üç ay içinde 15 milyar metreküp Türkmen doğalgazı almayı hedefliyor. Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı ve Gazprom Başkanı Miller, anlaşmanın her iki ülkenin de hayrına olacağını, ilişkilerin yalnızca doğalgaz ile sınırlı kalmayacağını belirterek, iki ülkenin de ekonomisinin gelişmesine büyük katkı sağlayacağını vurguladılar.

 

Rusya üçüncü ülkeleri by-pass edecek yeni boru hatları yapımına da hız vermiştir. Önce Türkiye ile Mavi akım hattını yapan Rusya şimdi ikinci bir Mavi akım hattından bahsetmektedir. Aynı zamanda Rusya Baltıklardan Avrupa’ya uzanan yeni bir hattın da inşasına başlamıştır. Sembolik olarak da bu hattın başına Almanya’nın eski Şansölyesi Gerhard Schröder’i getirmiştir.

 

Krizin Uluslararası Boyutları

 

Kriz sadece Rusya ve Ukrayna arasında bir sorun olmaktan çıkmış şimdi tüm Avrupa’yı ve hatta Amerika’yı da etkileyen bir sorun halini almıştır. Nitekim daha şimdiden Avusturya, Macaristan, Polonya ve Slovakya enerji yetkilileri, Ukrayna üzerinden aldıkları doğalgaz miktarında azalma olduğunu açıkladılar. Rusya’nın sattığı gazın yüzde 80’inin Ukrayna üzerinden geçmektedir. Rus doğalgazının Avrupa’daki en büyük alıcıları arasında Almanya, Fransa, İtalya ve Avusturya’ya gelmektedir. Gazprom, Ukrayna’ya yapılan kesintiden Batı Avrupa’nın etkilenmeyeceğini belirtirken, İtalyan şirketi Eni, bazı bölgelerde kesinti yaşanabileceği uyarısında bulunurken Almanya Başbakanı Angela Merkel, Rusya ve Ukrayna’yı uzlaşmaya çağırmıştır.

 

AB Enerji Komisyonu ise konuyu görüşmek üzere çarşamba günü toplanma kararı almıştır. Rusya’nın fiyat anlaşmazlığı nedeniyle Ukrayna’ya gaz pompalamayı durdurması üzerine, AB küresel enerji kaynaklarının güvenliği için yeni uluslararası kurallara ihtiyaç olduğunu açıkladı. Avrupa Komisyonu’nun enerjiden sorumlu üyesi Andris Piebalgs, Rusya ve Ukrayna arasındaki anlaşmazlığın, kaynakların durdurulması karşısında Avrupa’nın ne kadar zayıf kalabileceğini gösterdiğini söyledi. Dünyada enerji talebinin giderek arttığını söyleyen Piebalgs, enerji kaynaklarının çoğunlukla devlet tarafından kontrol edilen ülkelerden karşılandığını belirtti.

 

Bu arada Amerika aralarındaki sorunu uzlaşmayla çözmeleri için Ukrayna ve Rusya'ya çağrıda bulundu. Amerika Dışişleri Bakanlığı, Rusya'nın tavrının kaygı yarattığını, enerjinin siyasi baskı uygulamak için kullanılmaması gerektiğini bildirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack yayımladığı bildiride, 'Böylesine sert bir teşebbüs, bölgenin enerji sektöründe güvensizlik meydana getirir ve siyasi baskı uygulamak için enerjiye başvurulması gibi zor bir meseleyi akla getirir' dedi.

 

Sovyetler birliği dağıldıktan sonra süper güç statüsünü kaybeden Rusya Başkan Putin’in iktidara gelmesinin ardından önce bölgesel bir güç ve ardından da bölgesel enerji süper gücü olma yönünde çaba harcamaktadır. 11 Eylül sonrası ABD’nin Afganistan operasyonu sebebiyle bölgeye yerleşmesi, Avrasya coğrafyasında daha önce ekonomik  var olan ABD’nin Afganistan ile beraber askeri üslerde edinmesi ve Renkli devrimlerle bölgede kendisine yakın güçleri iktidara getirmesi sebebiyle bölgede etkisi azalan Rusya önce Şanghay İşbirliği Örgütü ve ardından da şimdi (aslında daha önce de zaman zaman kullanmaktaydı) enerjiyi bir dış politika aracı olarak kullanmaktadır. Bu sebeple gelecek dönemde Avrasya coğrafyasında safların iyice belirginleşmeye başlayacağı ve Rusya’ya yakın ülkelerin bu ülkenin imkanlarından kolaylıkla faydalanacağı, Rusya’nın karşısındaki ülkelerin ise çeşitli vesilelerle cezalandırılacağı bir döneme geçmekteyiz. Rusya enerjiyi olduğu gibi önümüzdeki dönemde gümrük ve vize kolaylıklarını da gündeme getirebilir.

 

Bu krizin bir diğer boyutunu da aslında renkli devrimler oluşturmaktadır. Her ne kadar Rusya aksini iddia etse de Ukrayna’ya önerilen 230 dolarlık miktar biraz da bu ülke devlet başkanının Batı ile beraber hareket etmesi ve Rusya’nın adayı karşısında seçimleri kazanmasıdır. Ancak Rusya için her şey birmiş değildir ve Mart 2006 yılında yapılacak Parlamento seçimlerinde Rusya’nın rövanşı alma şansı doğmuştur. Bu kriz ise Rusya’nın bu ülkedeki pozisyonunu daha net belirlemesinde yardımcı olacaktır.

 

Ukrayna halkını 'Rusya yanlısı' ve 'Rusya karşıtı' olarak ikiye bölmüş durumdadır. Rusya'dan yana olanlar, Viktor Yanukoviç liderliğindeki Bölgeler Partisi'ni ve Yuliya Timoşenko bloğunu destekliyorlar. Rusya Başsavcılığı, Timoşenko aleyhinde açtığı davayı geçtiğimiz günlerde kapatarak Timoşenko'yu akladı. Rusya'nın bu aklamasından sonra Timoşenko'ya muhalif çevreler, iktidar olmaya hevesli Timoşenko'nun Kremlin'den destek aldığını iddia etmeye başladılar. Ancak, Timoşenko'yu yakından tanıyan kişiler bu politikacının başkasının oyununa gelmeyeceğini söylüyorlar. Bu nedenle, ancak seçimlerin bitiminden sonra Ukrayna'daki güç dengesi belli olacağı ileri sürülmektedir.

 

Ukrayna’da Rusya’ya karşı bazı kozlarını kullanmak istemektedir. Bunların başında Sevastopol donanması gelmektedir. Ukrayna yaptığı anlaşmayla Rus donanmasının 2017 yılına kadar Karadeniz’deki üslerinde kalmasına izin vermişti. Ancak şimdi bu konunu yeniden tartışılabileceğini ima etmektedir. Ancak Rusya Savunma Bakanı Sergey İvanov;  “bu bir çok konuyu kapsayan bir anlaşmadır. Eğer siz bu anlaşmayı yeniden görüşmeyi gündeme getirirseniz o zaman Rusya-Ukrayna sınırlarını da yeniden görüşmeyi gündeme getirirsiniz” diyerek adeta sorunlu olan sınırları yeniden tartışmaya açma tehdidinde bulunmuştur. Ve elbette ki, nüfusunun büyük çoğunluğunu Rus etnik kökenine mensup kişilerin oluşturduğu Kırım konusu da yeniden gündeme getirilebilecek konular arasındadır. Rusya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Sergey İvanov’un da bir konuşmasında, Kırım'ın Moskova'ya iade edilmesiyle ilgili imalı açıklamalarda bulunması anlamlıdır. Ukrayna Hükümetinin parlamentodaki resmi temsilcisi Boris Bespali, ise Rusya'nın, (SSCB dağıldıktan sonra) nükleer silahlardan arınması karşılığında Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü garanti ettiğini hatırlatarak, Rusya Savunma Bakanının şimdi Ukrayna'nın toprak bütünlüğünden şüphe duymasını kesinlikle kabul edemeyeceklerini ifade etti.

 

Aynı şekilde Ukrayna deniz donanmasının kira bedelinin ve masraflarının da arttırılacağı tehdidinde bulunmaktadır. Kırım Özerk Cumhuriye’tinin ise yeniden tartışma konusu yapılması bu ülkede yaşayan yaklaşık 300 bin Kırım Türkü sebebiyle Türkiye’yi de doğrudan etkileyebilecek bir pozisyondadır.

 

Kriz Türkiye’yi Etkiler mi?

 

Krizin derinleşmesi ve Rusya’nın gazı kesmesi durumunda Avrupa ülkeleri ile beraber Türkiye’de etkilenecektir. Türkiye bugün doğalgaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’ini Rusya’dan karşılamaktadır. Bunun için üç ayrı güzergahtan gaz alınmaktadır. Bu hatları ikisi Batı güzergahı olarak geçen Rusya-Ukrayna-Moldova-Romanya-Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye gelmektedir. Bir diğer hat ise mavi Akım olarak bilinen ve Karadeniz’in dibinden Türkiye’ye doğrudan çekilen bir boru hattıdır. Dolayısıyla da krizin derinleşmesinden Türkiye’de nasibini alacaktır ve Avrupa’ya sevkedilen doğalgaz miktarında kısmen veya tamamen azalma olması durumunda Türkiye’ye sevkedilen doğalgaz miktarında da azalma olabilir. Ancak Mavi akım hattından bu azalmanın telafi edilme imkanı bulunmaktadır.

 

Doğalgaz konusunda çıkan bu son kriz aslında Türkiye’nin enerji politikalarındaki zaifiyeti de ortaya koymuştur. Daha önceki yazılarımızda (http://www.turksam.org/tr/yazilar.asp?kat1=1&yazi=627)  belirttiğimiz bir husus bugün yeniden üzerinde düşünülmesi gereken güncel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira Türkiye enerjide büyük bir oranda Rusya’ya bağımlı durumdadır ve vakit geçirmeden enerjide kaynak çeşitliliğine gitmek durumundadır. Türkiye enerjide tek bir kaynağa olan bağımlılık miktarını NATO ve AB’nin önerdiği yüzde 35-40’lar seviyesine çekmek durumundadır. Diğer taraftan bu son hadise de göstermiştir ki, Türkiye Avrupa’nın alternatif enerji kaynakları tedarikinde güvenilir bir kaynak olma yolundaki pozisyonunu güçlendirmiştir. Bu krizle beraber Türkiye'nin yeraltı doğalgaz depolama tesislerinin de bir an önce yapılmasının zarureti bir kez daha anlaşılmıştır. Zira, Türkiye'nin Rusya ile yaşayacağı muhtemel bir kriz ve/veya boru hatlarında meydana gelebilecek herhangi bir kaza Türkiye'yi bir anda enerji krizi içine sokabilir. Türkiye'nin aldığı doğalgazın büyük bir kısmını elektrik üretiminde ve sanayide kullanması bu konuyu daha da hassas bir hale getirmektedir. Aynı şekilde kaynak çeşitlemesinin de önemi daha iyi anlaşılmıştır bu vesileyle. Türkiye bir an önce Azer Şahdeniz gazını devreye sokacak olan boru hatlarının inşaatını bitirmeli, İran'la olan sorunları çözmeli ve düzenli gaz akışını sağlamalı ve Türkmenistan ile de Trans-Hazar Doğalgaz Hattı anlaşmasını bir an önce imzalamalıdır. Ve elbette ki, başta Türkiye'nin su kaynakları olmak üzere, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve nükleer enerji seçenekleri de bir an önce değerlendirmeye alınmalıdır.