Soğuk Savaştan yenilgiyle çıkan ve küresel güç statüsünü kaybeden Rusya, içinde bulunduğu duruma paralel olarak eski “etki alanlarını” terk etmek mecburiyetinde kalmıştır. Doksanlı yılların başlarında dağılmanın sancılarını çeken ve devraldığı “sorunlu” Sovyet mirasının ağırlığı altında ezilen Rusya Federasyonu, önce Doğu Avrupa’dan, sonra da başta Orta Doğu olmak üzere diğer bölgelerden çekilmek durumunda kalmıştır. Küresel mevzilerini birer birer ABD’ye kaptıran Rusya, zaman içinde eski Sovyet toprakları için kullandığı “arka bahçe” kavramının bile ABD’nin “ön bahçesi” olmaya başlamasına engel olamamıştır. 2000 yılından itibaren Kremlin’de yönetimi eline alan Vladimir Putin, önce Rusya’da dengeleri yerine oturtmuş, ardından da küresel olmasa bile, Rusya’yı bölgesel bir güç yapmak için yeni politikalar uygulamaya başlamıştır. Başlangıçta BDT, AB, Çin ve ABD ekseninde yürütülen politikalar ( biz buna ‘düz çizgi politikası’ demekteyiz) Rusya’nın yeniden “büyükler ligi”ne çıkmasına önemli katkılar sağlamıştır. Ancak, Rusya’nın bölgesinde yeniden saygın bir güç olması için bu  çerçevede yürütülen ilişkiler yeterli olmamıştır. 2004 yılından itibaren Putin, “yakın çevre” diye adlandırdığı ülkelere yönelik yeni bir politika uygulamaya başlamıştır. Bu çerçevede önce 5-6 Aralık 2004 tarihlerinde tarihi Türkiye ziyaretini gerçekleştirmiştir. Ardından ise yine uzun süreden beri beklenen Orta Doğu ziyaretine çıkmıştır.

 

26 Nisan’da başlayan ve 4 gün sürmesi beklenen Orta Doğu ziyareti sırasında sırasıyla Mısır, İsrail ve Filistin devletlerine resmi ziyaretler planlanmıştır. Bu çerçevede Başkan Putin ziyaretinin ilk durağı olan Mısır’da, bölgede “inisiyatifi yeniden ele alabilecek” bir girişim olarak algılanan Sonbaharda Moskova’da bir Orta Doğu barış zirvesi yapılmasını önermiştir. Bu ziyaret sırasında Moskova sadece siyasal olarak değil, ekonomik olarak da bölgeye dönme çabalarına girişmiştir. Bu çerçevede Rusya ile Mısır arasında önemli ekonomik anlaşmalar imzalanmıştır. Rusya’nın Mısır’a iki uzay aracı inşası (Mısır-SAT 1 ve Mısır-SAT-2), yine aynı şekilde nükleer santral inşası ve S-300 füzelerinin satışı konularında iki ülke arasında fikir birliğine varıldığı anlaşılmaktadır. Bunların yanı sıra Rus otomobil fabrikalarının Mısır’da otomobil üretim ve satışı konularında da anlaştıkları bildirilmektedir.

 

Başkan Putin’in Orta Doğu’da ikinci durağı İsrail olmuştur. Rusya tarihinde ilk defa bir Rus devlet başkanının ziyaret ettiği İsrail ile Rusya arasında önemli sorunlar bulunmaktadır. Rusya’da başkan Putin’le başlayan oligarklar, operasyonlarının Yahudi işadamlarını da kapsaması ve Rusya’da yükselen anti-semitist duygular iki ülke arasındaki önemli sorunlardandır. Diğer taraftan Rusya’nın İran’da inşa ettiği nükleer santral ile Suriye’ye “Strelets” uçaksavar füzeleri satması da İsrail için önemli endişe kaynaklarındandır. Başkan Putin’in, ziyaret öncesi basına verdiği bir demecinde İsrail savaş uçaklarının Suriye devlet başkanlığı konutu üzerinde uçmalarına göndermede bulunarak “elbette ki bizim füzelerimiz İsrail uçaklarının Devlet Başkanlık konutu üzerinde uçmalarını güçleştirecek” şeklinde açıklama yapması İsrail’in tepkisini çekmişti. Bu ziyaret ile iki ülke arasında birikmiş bir çok sorunun doğrudan görüşülmesine imkan bulunacağı düşünülmektedir. Aynı şekilde ziyaretin yüksek tansiyonda geçeceği de gözden uzak tutulmamaktadır. Putin’in İsrail ziyaretinde ayrıca Hıristiyanlar için kutsal sayılan toprakları da ziyaret etmesi planlanmaktadır. Rusya Devlet Başkanı'nın İsrail ziyaretini tamamladıktan sonra Filistin’e geçmesi beklenmektedir.