Gürcistan-Güney Osetya Savaşı’nın Gürcistan-Rusya Savaşı’na dönüşmesinin ardından bölgede yaşanan son gelişmeler ışığında değerlendirmelerimizi aşağıdaki başlıklar altında toplayabiliriz.

 

– Aslında bu savaş NATO’nun doğuya doğru genişlemesi süreci, Polonya ve Çek Cumhuriyetlerine yerleştirilmek istenen füze savunma ve radar sistemleri, Rusya’ya karşı oluşturulan GUAM ve Demokratik Devletler Topluluğu, Turuncu Devrimler, İran’ın nükleer krizi, Irak sorunu, Kosova sorunu ve enerji nakil hatları ve genel olarak bölgede Rusya ve Batı (ABD) arasında süre giden nüfuz mücadelesinin diplomatik metotlarla çözülememesi sebebiyle oluşan tansiyonun bir şiddet boşalması olarak da değerlendirilebilir. Ancak burada bu şiddet boşalması neticesinde ve sonrasında bölgede kartlar yeniden karılacaktır. Bunun neticesinde ise saflar yeniden belirlenecek ve tutulacaktır. Ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

 

– BM’nin toprak bütünlüğü ilkesi bu savaştan sonra sanırım yeniden tanımlanacaktır. Zira Kosova’nın bağımsızlığından sonra bu konu aslında biraz aralanmıştı. Şimdi BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi Rusya’nın BM tarafından Gürcistan toprağı olarak tanınan ve/fakat 1992 yılında önce Gürcistan ile savaşarak bu savaşı kazanmaları ve ardından da referandum ile bağımsızlıklarını ilan etmeleri ile Gürcistan’dan kopan Abhazya ve Güney Osetya Rusya tarafından açıktan desteklenmektedir. Bu savaş sonucunda Rusya’nın desteğini arkasına alan bu iki cumhuriyet artık Gürcistan ile hiçbir şekilde bir arada yaşayamaz hale gelmişlerdir. Bu iki cumhuriyeti belki de bundan sonra bu diğer ayrılıkçı bölgeler izleyecektir.

 

– Bu savaşa sonrasında bölge ve bölge dışı ülkeler saflarını birer birer belirlemeye başlamışlardır. Bölge ciddi bir ayrışmaya gitmektedir. Bu ayrışma aslında uzun süreden beri vardı, ancak kesin çizgilerle ortaya çıkmamıştı. Şimdi ise bölge ülkeleri yaptıkları açıklamalarla bu savaşta kimin kimi desteklediğini ortaya koymaktadır.

 

– Ermenistan bu savaşta Rusya’ya açıktan destek vermekte ve hatta sıcak çatışmanın tarafı dahi olmaktadır. Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e 40 km uzaklıkta olan yakınlarındaki Vaziani (ABD ve NATO) ve Marnauli (Türkiye) tarafından modernize edilen ve gayri resmi bir şekilde NATO üssü olarak kullanılan askeri havaalanları Ermenistan’da bulunan 102. Rus Üssü’nden  havalanan Rus askeri jetleri tarafından vurulmuştur. Bu alanen Ermenistan’ı bu savaşta Rusya’nın yanında yer aldığının açık kanıtıdır. Ancak hiçbir Ermeni yetkilisi savaş ile ilgili resmi bir açıklama yapmamıştır. Ayrıca Kazakistan’ın da Rusya tarafında yer alma eğiliminde olduğu görülmektedir.

 

– Bölgenin diğer ülkelerinin genelinde Gürcistan yanlısı bir tutum görülmektedir. Dağlık Karabağ’ın Ermenistan tarafından işgal edilmesi sebebiyle Gürcistan ile benzer kaderi paylaşan Azerbaycan Gürcistan’ın toprak bütünlüğünden yana tavır sergilemiş ve bu yönde açıklamalar yapmıştır. Bölgede Ukrayna, Baltık ülkeleri, Polonya, AB, NATO ve ABD Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü savunan ve/veya bu yönde imada bulunan açıklamalarda bulunmuşlardır. Azerbaycan ayrıca petrol sevkiyatını da askıya almıştır.

 

– Moldova kendi içerisindeki ayrılıkçı Dnyester Yanı bölgesi sebebiyle şimdilik sessizliğini korumaktadır. Baltık ülkeleri ve Polonya Rusya’nın karşı cephesinde yer alırken bu cepheden en sert açıklama Ukrayna’dan gelmiştir. Ukrayna’nın bu tepkisi ile Kafkasya’daki çatışmanın aslında nerelere sıçrayabileceğinin göstergesi olmuştur. Rusya ile iyi ilişkiler içerisinde olmayan Ukrayna daha önce Gürcistan’a her türlü yarımı yapacağını ifade etmişti. Şimdi Ukrayna’ya ait Sevastopol Deniz Üssü’nden hareket eden gemilerin Gürcistan’a karşı savaşta kullanılması durumunda Ukrayna bu gemileri üsse geri gelmesine izin vermeyeceklerini açıklamıştır. Bu son derece ciddi bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Zira 10 Ağustos akşamı bu gemilerden birisi Abhazya deniz sınırına yaklaşan bir Gürcü hücum botunu batırmıştır.

 

– Gürcistan bu savaşla Rusya’nın bölgede ayrılıkçı güçleri desteklediğini ortaya koymak istemiştir. Ayrıca Saakaşvili iktidarı da bölgede Gürcistan’ı toprak bütünlüğünü sağlamada en önemli sorun olarak Rusya’nın durduğunu bu savaş ile kamuoyu nezdinde pekiştirmiştir. Rusya ile Batı arasında sorun teşkil eden ve diplomatik alanda tartışılan birikmiş konuların Gürcistan üzerinden sıcak metotlarla çözülme isteği şeklinde tezahür etmektedir.

 

– Rusya’nın saldırılarını devam ettirip Gürcistan üzerindeki ablukasını sıkılaştırması bu ülkeye stratejik bir üstünlük sağlarken Batının genelinin Rusya’ya karşı tavırlarını sertleştirmelerine sebep olmuştur. Rusya-Batı ilişkileri Kafkasya savaşı sebebiyle ciddi zararlar görebilecek aşamaya gelmiştir.

 

– Gürcistan’ın savaş öncesi duruma çekilmiş ve Rusya ile barış istemiştir. Ancak Rusya Gürcistan’ın bölgede bir daha askeri usüllere el atmayacağı yönünde yazılı teminat istemektedir. Rusya’nın denizden, karadan ve havadan ablukayı genişletmesi ve Gürcistan içindeki (savaş bölgesi dışındaki) stratejik noktalara yönelik saldırılarını sürdürmesi bu ülkenin Gürcistan’a iyi bir ders vermek isteği ve barış masasına üstün bir şekilde oturması arzusu ile açıklanmaktadır. SSCB’nin dağılması sonrası, özellikle de 2003 yılında Gül Devrimi ile Mihail Saakaşvili’nin iktidara gelmesi sonrasında Gürcistan’ın aşırı Batı yanlısı tutumu Rusya ve genel olarak Rus halkı üzerinde ciddi tepkilere sebep olmuştur. Hatta zaman zaman Rusya’da yapılan kamuoyu yoklamalarında Rusya’nın düşmanları sıralamasında Gürcistan ABD’nin de ötesine geçerek üst sıralara yerleşmiştir. Rusya’da Gürcistan’a karşı olan bu genel hava sebebiyle uzun süreden beri ABD’yi arkasına alarak Rusya’ya kafa tutan Gürcistan’a iyi bir ders vermek için fırsat kollanmaktaydı. Gürcistan bu fırsatı Güney Osetya’ya saldırarak Rusya’ya adeta kendisi sağlamıştır. Gürcistan aslında resmen açıklamasa da adeta Rusya’nın karşısında teslim olmuştur. Ama bu Rusya’yı durdurmaya yetmemiştir. Rusya Gürcistan’ın bunu alanen yapmasını istemektedir. Ayrıca Rusya Gürcistan’ın Güney Osetya’da soykırım yaptığını ileri sürmekte ve bu yönde delil toplamaktadır.

 

– Rusya cephe hattında Gürcistan’ı sıkıştırdıkça bu ülkeye karşı ateşkes şartlarını da giderek ağırlaştırmaktadır. Rusya yaptığı son açıklama ile yeni bir şart daha ileri sürmüştür. Bu şarta göre Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili’nin görevi bırakması şeklindedir. Bu da herhalde savaş tarihinde eşine az rastlanır bir barış talebidir. Anlaşılan o ki, Rusya şimdi bütün dikkatini aşırı amerikan yanlısı olarak gördüğü ve hiç haz almadığı Saakaşvili iktidarı üzerine yöneltmektedir. Rusya daha önce iç politik unsurları kullanarak Saakaşvili iktidarına son vermek istemişti. Ancak Gürcistan’da genel olarak Rusya yanlısı bir parti ve seçmen kitlesi bulmanın zorluğundan hareketle iç politika hamleleri yapamamış ve neticesinde de Saakaşvili seçimleri kazanmıştı.

 

– Rusya şimdi savaşta elde ettiği başarıyı ve üstünlüğü Saakaşvili’nin iktidardan devrilmesi için kullanmaya çalışacaktır. Aslında bu son savaşla Saakaşvili hırslı bir lider odluğu ve bu hırsın iyi hesaplanmamış planların dinamiği olması durumunda ülkenin başına neler getirilebileceğinin en güzel örneğini vermiştir. Çok büyük değişiklikler ortaya çıkmaz ise Saakaşvili iktidarı bu savaş sonrasında iktidardan uzaklaştırılma sürecine girecektir.