Rusya tarafından Pazatesi günü yapışan Ukrayna sınırına yakın bölgelerde savaş tatbikatı yapılacağı önündeki açıklamalar başta Batılı çevreler olmak üzere dünya gündeminde büyük yankı buldu. Söz konusu gelişmeleri TÜRKSAM Başkan Yardımcısı ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serdar ERDURMAZTÜRKSAM için değerlendirdi:

 

"Haziran ayının son günlerinde Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’ın Avrupa Birliği ile uzun vadeli Ticari ortaklık anlaşması imzaladığına dair haberler üç ülkede sevinçle karşılanırken Rusya’da güçlü bir itirazla karşılanmıştır[1].Rusya bu durumun Ukrayna’da ancak bölünmeye yol açacağı değerlendirmesini yapmıştır.

 

Avrupa haritasına şöyle bir göz atarsak bugün Doğu Avrupa bölgesinde Rusya ile AB sınırlarını arasında tampon bölge konumunda olan üç ülke gözümüze çarpar bunlar; Beyaz Rusya, Ukrayna ve Moldova’dır. Soğuk Savaş sonrası gelişen konjonktürde eski Sovyet imparatorluğundan bağımsızlığını kazanan bu üç ülke dışında en kuzeyde Estonya’dan başlayarak, Letonya, Litvanya, Polonya, Solovakya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan  alel acele AB’ne dahil edilmiştir. Ukrayna ve Gürcistan’ın AB ile ilişkileri Rusya’nın karşı çıkışları sonunda çıkmaza girmiş ve 2008 yılında Rusya’nın Gürcistan’a mücadelesi ile sonuçlanmıştır. Ukrayna ile olan kriz halen güncelliğini korumaktadır.

 

Ukrayna’da ayrılıkçı Rus taraftarı unsurlarla Ukrayna devlet olarak mücadele etmekte zorlanırken AB’nin güçlü bir örgüt olarak yumruğunu masaya vurmaktan uzak durduğuna şahit olmaktayız. Halbuki Rusya açık bir şekilde siyasi olarak kendine müzahir tarafları korurken, diğer taraftanda el altından askeri destek vermek suretiyle mücadelesini güçlü bir şekilde sürdürmektedir. Bu mücadelede inisiyatif Rusya’nın elinde gibi görünmektedir. Rusya aksiyonda bulunuyor, buna göre ABD ve AB reaksiyonel çarelerle olayı yumuşatmaya çalışıyor. Bu çareler ise olayı kesin çözüme ulaştırmaktan ziyade kriz yönetimine yönelik tedbirler olarak ortaya çıkmaktadır. Aslında sorunu kökünden çözmeye yönelik bir irade batı cephesinde gündemde değil. Böyle bir irade için yumuşak gücün mutlaka, sert güç ile desteklenmesi gerekmektedir. Çünkü Rus algılaması bu yönde çalışmaktadır.

 

Konuya Rusya cephesinden baktığımızda Rusya’nın kesin bir biçimde arada kalan bu üç ülkeyi (doğuda ise Gürcistan’ı) AB’ne yedirmeye hiç niyetinin olmadığının kararlılığı içinde olduğunu görmekteyiz. Bir taraftan Ukrayna ile uğraşırken, diğer taraftanda Moldova’da Trans-Dinyester bölgesinde Rus çoğunluğu örgütlemek suretiyle Ukrayna’dakine benzer şekilde bir yapılanma içine girdiği ifade edilmektedir[2]. Rusya’nın Beyaz Rusya açısından şu anda bir endişesi bulunmamaktadır. Ancak, Ukrayna ve Moldova’yı da kendi hegomonyası altına almak için her türlü stratejiyi göze alacağı artık gün ışığı gibi ortadadır. Bunun en açık ifadesi 4 Ağustos tarihli haberlerde yer alan “Rusya’nın Ukrayna sınırı yakınında yapacağı geniş kapsamlı askeri tatbikat”tır[3].

 

Aslından tatbikatın açıklanmasının yapılan anlaşmanın hemen ertesinde yer alması oldukça manidardır. Diplomatik teamüllere göre bir göz dağı, uyarı niteliği taşımaktadır. ABD ve AB bu uyarıyı veya çıkışı ne kadar ciddi olarak dikkate alır bilinmez. Ancak, Rusya tarihi incelendiğinde bunun geneleklerinde olduğu ve bu tecrübe, alışkanlık ve öğretilerinin getirisiyle hareket ettiklerinin bilincinde olarak oldukça dikkatli bir tavır takınmak gerektiği batı tarafından kabul edilmelidir. Aksi takdirde Gürcistan’ın başına gelenlerin Ukrayna ve Moldova’nın başına gelmesi işten bile değildir. Putin’in bu tür bir müdahaleye karar verirken uygulanan ambargo ve yaptırımları ve bunların sonuçlarınıçok fazla dikkate almayacağı şeklinde bir değerlendirme yapılabilir.

 

Konuyla ilgili NATO Genel Sekreteri’nin çıkışlarına baktığımız zaman; her ne kadar NATO ülkelerinin dayanışmasının bir yansıması gibi görünmesine rağmen bunun zahiri olduğu Rusya tarafından son derece iyi bilinmektedir. Çünkü örgütte bir kararı alabilmek için bütün ülkelerin onayı gerekmektedir. Başta Almanya olmak üzere bir kısım ülkelerin bir şekilde NATO’nun konuya müdahale etmesine karşı duracakları güçlü bir varsayım olarak karşımızda durmaktadır. Bu açıdan bakıldığında NATO’nun sahnede yer almasının asıl nedeni batının meydanı fazla boş bırakmamak kaygısından kaynaklanmaktadır. Bu ise Rusya tarafından ciddiyete alınmayan bir davranış olarak algılanmaktadır.

 


[1] “UE signs pacts withg Ukrain, Georgia and Moldova”, BBC News Europe, 27 June 2014, www.bbc.com.

[2]“Russian ex-police chief Antyufeyev leads Donetsk rebels”, BBC News Europe, 31 July 2014, www.bbc.com

[3]“Russia staging military execises near Ukrain-Interfax”, Reuters, 04 Aug 2014, Moscow. www.reuters.com