8 Ağustos’ta başlayan ve 5 gün süren Kafkasya Savaşı sonrasında Rusya’nın Gürcistan topraklarına girmesine NATO’nun sert tepki göstermesi üzerine kesilen Rusya-NATO ilişkileri yeniden düzelmeye başlıyor.

 

2-3 Aralık'ta Brüksel'de gerçekleşen NATO Dışişleri Bakanları Zirvesi’nde en önemli gündem maddesi olan Ukrayna ve NATO’nun ittifakın Üyelik Eylem Planı’na (MAP) dahil edilmesi talebi ele alınmış, ancak özellikle Almanya, İtalya ve Fransa gibi ittifaka üye AB ülkelerinin olumsuz tavrı nedeniyle Ukrayna ve Gürcistan’ın üyelik umudu bir başka bahara ertelenmiştir.

 

Aslında Ukrayna ve Gürcistan’ın üyeliği ABD tarafından uzun süredir desteklenmekteydi. Bu iki ülkenin üyeliği Kafkasya Savaşı sonrasında Almanya tarafından da net bir şekilde desteklenmesi Rusya ile bölgede sorunlar yaşayan Ukrayna ve Gürcistan yönetimlerini iyice umutlandırmıştı. Ancak Kafkasya Savaşı sonrasında Rusya’nın uyguladığı politikalar sonrasında önce Almanya ve Fransa ikna edilmiş ve ardında da zirve önce ABD’den Ukrayna ve Gürcistan’ın üyelik planına dahil edilmesi konusunda ısrarcı olmayacakları açıklaması gelmiştir. ABD’nin NATO konusunda ilk defa bu kadar yumuşak ve Rusya’ya mesaj içeren bu tavır değişikliği Amerikan seçimlerinde Barakc Obama’nın galip gelmesi ve Rusya ile yeni bir başlangıç yapması isteği ile açıklanabilir. Aslında ABD’nin bölge politikalarında iki önemli konu vardı ve bu iki önemli konu da Rusya için hayati önem taşımaktaydı. Bunlardan birisi Çek Cumhuriyeti ve Polonya’ya radar ve füze savunma sistemi yerleştirilmesi ile NATO’nun doğuya doğru genişlemesi konusuydu. ABD yönetimi Ukrayna ve Gürcistan’ın üyeliğinde ısrarcı olmayacağını açıklamasıyla şimdilik bu iki önemli konudan birincisinde ısrarcı olarak radar ve füze savunma sistemlerini Doğu Avrupa’ya yerleştirilirken, NATO konusunda geri adım atarak Rusya için ortak bir yol bulmuştur.

 

ABD’yi bu kararı almaya iten objektif ve “ikna edici” sebeplerin varlığı söz konusudur. Bunlardan ilki Rusya’nın Güney Amerika’ya başka bir ifadeyle Amerika’nın “arka bahçesine” yapılan çıkarmadır. Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev Brezilya, Peru, Venezüella ve Küba’yı kapsayan bir ziyarete çıkmış, bu ülkelerle çeşitli anlaşmalar imzalamış ve Venezüella ile de ortak bir deniz tatbikatı düzenlemişti. Bu ABD’ye verilen ince bir mesajdı ve siz benim arka bahçeme gelirseniz ben de sizin arka bahçenize gelirim mesajı verilmek istenmişti. Diğer taraftan “NATO’nun sınır sorunları olan bir ülkeyi ittifaka kabul etmeme” gibi bir prensibi vardı ve bu anlamda Gürcistan’ın Rusya ile Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanımasından sonra ciddi sorunları bulunmaktaydı. NATO’nun bu ülkeyi içerisine alması durumunda Gürcistan gibi ne yapacağı çok da kestirilemeyen bir ülkenin NATO ile Rusya’yı karşı karşıya getirmesi ihtimali dahi söz konusu olabilirdi.

 

Ukrayna için de durum hiç farklı değildi. Rusya için aslında Gürcistan’ın üyeliğini dahi kabul edilebilirdi ama Ukrayna’nın NATO’ya üyeliği asla kabul edilemezdi. Ukrayna’nın NATO’ya üyeliği Sevastopol’daki Rus Deniz Üssü’nun sonu demekti. Ayrıca bu ülkenin NATO’ya üye olması durumunda Karadeniz bir NATO gölü haline gelebilirdi ve Rusya’nın önüne bölgede NATO Seddi ile kesilebilirdi. Bu sebeple de Rusya bu ülkede etkin olduğu iç faktörleri devreye soktu. Ukrayna’nın NATO’ya üye olması durumunda Kırım’ın Abhazya ve Güney Osetya gibi ayrılması gündeme geldi. Çok net bir şekilde Ukrayna ve Batıya Kırım’ın ayrılacağı ima edildi ve bu konuda yerel ayrılıkçı kuvvetler açıklamalar yaptılar. Diğer taraftan Ukrayna’da siyasi istikrar yoktu ve bu ülkenin NATO’ya üye olması durumunda siyaset daha da karışacaktı. Ayrıca AB ülkelerinin motor gücü olan Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkeler hem enerji bağımlılıkları ve hem de ticari çıkarları gereği Rusya’yı karşılarına almak istemediler. Türkiye’nin de bu konuda bölgede yeni sorunlar çıkmasını istemediği yönünde bir tavır takınması Gürcistan ve Ukrayna’nın NATO’ya üyeliğinin şimdilik kaydıyla askıya alınmasına sebep olmuştur. Ancak bunun daimi bir durum olmadığını ve ilk fırsatta bu konuların yeniden ele alınacağını da unutmamak gerekir. Diğer taraftan Rusya’da en azından her iki ülkede kendine yakın ekiplerin iktidara getirilmelerine kadar bu ülkelerin üyelik süreçlerinin geciktirilmesine çalışmaktadır. Zira her iki ülkede de iktidar değişikliği ihtimali yüksektir. Rusya için Gürcistan’da Moskova yanlısı bir iktidar bulmak zor olsa da Nino Burçanadze gibi en azından dengeli politikalar uygulayacak birisini iktidara getirilmesi Rusya’nın hedefleri arasındadır.  Ancak Ukrayna’da Rusya’ya yakın isimlerin iktidar olma ve NATO’ya hayır deme ihtimali yüksektir.

 

Sonuç olarak 2-3 Aralık’da yapılan NATO toplantısında, NATO’nun Rusya ile olan ilişkilere tekrar başlaması konusunda fikir birliğine varılırken, Ukrayna ve Gürcistan’ın üyelik aksiyon planına dahil edilmesi konusu “şimdilik” kaydıyla ertelenmiştir. Bu konunun Nisan ayında yapılacak NATO 60. Yıl Zirvesi’nde sorun tekrar gündeme gelmesi ihtimali son derece yüksektir.

 

Zirve sonrasında yapılan açıklamalarda Ukrayna ve Gürcistan’ın üyelik eylem planına dahil edilmemesi kararından Rusya son derece memnun gözükmektedir. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ise bu kararın NATO ile Rusya arasında herşeyin normale döndüğü anlamına gelmediğini söylemiştir. Diğer taraftan ABD Devlet Sekreteri Yardımcısı Daniel Frid, Brüksel’de yapılan NATO toplantısında Gürcistan ve Ukrayna’nın NATO üyeliği aksiyon planına dahil edilmemesi kararının Rusya’nın zaferi olarak yorumlanmaması gerektiğini söylese de bu açıkça Rusya’nın zaferi olarak yorumlanabilir. Ancak petrol fiyatlarının düşmesi ve ekonomik krizin derinleşmesiyle beraber zayıflama ihtimali kaçınılmaz olan Rusya’nın NATO zaferinin ne kadar devam edeceği hususu tartışılabilir.

 

Bu yazı TRT’nin aşağıda linki verilen web sayfasında yayınlanmıştır.

http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=aeaf2422-6757-4458-ac98-820939d9bd86