Rusya ve Ukrayna arasında çıkan ve Avrupa’yı adeta titreten doğalgaz savaşı nihayet sona erdi ve iki ülke anlaştıklarını açıkladı. Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bu anlaşmaya göre Rusya ve Ukrayna, Rus gazının fiyatını, 1000 metreküpü 230 dolar olarak belirleyen beş yıllık bir anlaşma imzaladılar. Bu anlaşmaya göre 1 Ocak'tan geçerli olmak üzere Gazprom, Ukrayna'daki kullanıcılara gazı RosOukrEnergo şirketi yoluyla verecektir. Anlaşmayla Ukrayna üzerinden Rus gazının geçiş fiyatının, 100 kilometre üzerinden 1000 metreküp için daha önce 1.09 dolar olan fiyat da 1.6 dolara çıkarıldı.

 

Büyük ölçüde sanayisi ve ısınması doğalgaza bağlı olan Ukrayna yılda 70 ila 80 milyar metreküp doğalgaz tüketiyor. İhtiyacının büyük bir bölümünü başta Türkmenistan olmak üzere Kazakistan ve Özbekistan’dan karşılayan Ukrayna, Rusya’dan yılda 23 milyar metreküp dolayında doğalgaz satın alıyor. Varılan anlaşmayla Ukrayna her ne kadar Rus gazına 230 dolar ödemeyi kabul etse de uygulanan “genel toplam ortalaması” formülüne göre aslında Kiev’in cebinden çıkacak para 95 dolar civarında kalacaktır. Zira Ukrayna’nın gaz aldığı ülkeler olan Rusya, Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan gazlarını Rusya üzerinden alacak ve bütün fiyatların ortalaması 95 dolara tekabül edecektir. Anlaşma 5 yıl yürürlükte kalacaktır. Bu fiyat Ukrayna sınırı teslim fiyatı olacaktır. Bu sebeple de Ukrayna’nın bu yıl Rusya’dan aldığı doğalgaz miktarını biraz azaltarak 17 milyar metreküp civarına çekeceği tahmin edilmektedir.

 

Gazprom 230 dolara satacağı gazı doğrudan Ukrayna yerine aracı olan ve  yüzde 50'si Gazprom'a ait RosUkrEnergo şirketine  230 dolara satacak, bu şirket ise 50-60 dolar civarında maliyeti olan Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan’dan alınan doğalgazla karıştırıp maliyeti düşürdükten sonra 95 dolara Ukrayna'ya sınırda satacaktır. Yeni anlaşmayla krizin çıktığı günlerde Ukrayna’nın sistemden çektiği ileri sürülen doğalgazın da ücretinin ödenmesi karara bağlanmıştır. Yeni anlaşmayla daha önce öngörülen herhangi bir kademeli geçiş sürecine yer verilmemiştir.

 

Rusya ile Ukrayna arasında yaşananlar gaz satan bir ülkeyle bu gazı sevkeden bir başka ülke arasındaki bir sorun olmaktan çok daha öte anlamlar taşımakta ve anlaşmazlık ticari bir ihtilaftan daha öte jeoekonomik ve jeostratejik kaygılar içermektedir.

 

Sovyetler birliği dağıldıktan sonra süper güç statüsünü kaybeden Rusya, Başkan Putin’in iktidara gelmesinin ardından önce bölgesel bir güç ve ardından da bölgesel enerji süper gücü olma yönünde çaba harcamaktadır. 11 Eylül sonrası ABD’nin Afganistan operasyonu sebebiyle bölgeye yerleşmesi, Avrasya coğrafyasında daha önce ekonomik olarak var olan ABD’nin Afganistan ile beraber askeri üsler de edinmesi ve renkli devrimlerle bölgede kendisine yakın güçleri iktidara getirmesi sebebiyle bölgede etkisi azalan Rusya önce Şanghay İşbirliği Örgütü ve ardından da şimdi enerjiyi bir dış politika aracı olarak kullanmaktadır. Bu sebeple gelecek dönemde Avrasya coğrafyasında safların iyice belirginleşmeye başlayacağı ve Rusya’ya yakın ülkelerin bu ülkenin imkanlarından kolaylıkla faydalanacağı, Rusya’nın karşısındaki ülkelerin ise çeşitli vesilelerle cezalandırılacağı bir döneme geçmekteyiz. Rusya enerjiyi olduğu gibi önümüzdeki dönemde gümrük ve vize kolaylıklarını da gündeme getirebilir.

 

Bu krizin bir diğer boyutunu da aslında renkli devrimler oluşturmaktadır. Her ne kadar Rusya aksini iddia etse de Ukrayna’ya önerilen 230 dolarlık miktar biraz da bu ülke devlet başkanının Batı ile beraber hareket etmesi ve Rusya’nın adayı karşısında seçimleri kazanmasıdır. Ancak Rusya için her şey birmiş değildir ve Mart 2006 yılında yapılacak Parlamento seçimlerinde Rusya’nın rövanşı alma şansı doğmuştur. Bu kriz ise Rusya’nın bu ülkedeki pozisyonunu daha net belirlemesinde yardımcı olacaktır.

 

Ukrayna halkını 'Rusya yanlısı' ve 'Rusya karşıtı' olarak ikiye bölmüş durumdadır. Rusya'dan yana olanlar, Viktor Yanukoviç liderliğindeki Bölgeler Partisi'ni ve Yuliya Timoşenko bloğunu destekliyorlar. Rusya Başsavcılığı, Timoşenko aleyhinde açtığı davayı geçtiğimiz günlerde kapatarak Timoşenko'yu akladı. Rusya'nın bu aklamasından sonra Timoşenko'ya muhalif çevreler, iktidar olmaya hevesli Timoşenko'nun Kremlin'den destek aldığını iddia etmeye başladılar. Ancak, Timoşenko'yu yakından tanıyan kişiler bu politikacının başkasının oyununa gelmeyeceğini söylüyorlar. Bu nedenle, ancak seçimlerin bitiminden sonra Ukrayna'daki güç dengesi belli olacağı ileri sürülmektedir.

 

Bu son krizle Avrupa ve dünyada enerji güvenliğinin ne kadar önemli ve stratejik olduğu daha iyi anlaşılmıştır.  Rusya’nın ekonomik olarak kısa vadede kazançlı olduğu ancak orta vade de ekonomik ve stratejik açıdan zararlı çıkabileceği söylenebilir. Zira Rusya’nın enerjiyi ve özellikle de doğalgazı stratejik bir dış politika aracı olarak kullanma isteği Batıda “stratejik şantaj aracı” olarak algılanmıştır. Zira daha önce Rusya’nın doğalgazı bir baskı aracı olarak Moldova, Gürcistan ve Ukrayna’ya karşı kullandığı hafızlarda kalmaktadır.  Bu son krizle beraber de orta vadede Avrupa’nın en büyük enerji teminatçısı olma rolüne soyunan Rusya’nın orta vadede pazar kaybedebileceği öngörülebilir. Zira, bu krizle beraber Avrupa ülkelerinin alternatif kaynak arayışları hız kazanacaktır. Ukrayna her ne kadar AB ve ABD’nin desteğini arkasına almasına rağmen iç politikada bu krizle beraber Rusya’ya olan bağımlılığın ne kadar ciddi boyutlarda oldu ortaya çıkmıştır. Bununla da Mart ayında yapılacak parlamento seçimlerinde Rusya faktörü daha dikkatli bir şekilde göz önüne alınacaktır. Bu manada Rusya’nın kazançlı çıkabileceği ifade edilebilir.

 

Türkiye’nin Doğalgaz Temin Ettiği Ülkeler

 

Türkiye bugün doğalgaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’ini Rusya’dan karşılamaktadır. Bunun için üç ayrı anlaşma ile iki ayrı güzergahtan gaz alınmaktadır. Bu hatların birisi Batı güzergahı olarak geçmekte ve Rusya-Ukrayna-Moldova-Romanya-Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye gelmektedir. Bir diğer hat ise mavi Akım olarak bilinen ve Karadeniz’in dibinden Türkiye’ye doğrudan çekilen bir boru hattıdır. Diğer yandan Türkiye İran'dan gelen bir boru hattı aracılığı ile de gaz satın alıyor ve Nijerya ve Cezayir'den de sıvılaştırılmış doğalgaz ithal ediyor.

 

Türkiye, yıllık 0rtalama 32 milyar metreküplük doğalgaz almaktadır. Bu gazın yaklaşık yüzde 70’ini Rusya tek başına karşılamaktadır.  Bu ise neredeyse yıllık 20 milyar metreküpe tekabül etmektedir. 2005 senesinde tüketilen yaklaşık 25 milyar metreküplük doğalgazın yarısına yakın bir kısmı Ukrayna üzerinden yani Batı hatlarından alınmıştır. Türkiye aldığı doğalgazın büyük bir bölümünü elektrik üretimi ve ısınma amaçlı kullanıyor. 2004'te tüketilen 22.1 milyar metreküp gazın yüzde 61'ini santrallerde elektrik üretimi için kullanıldı. Yüzde 19'u evlerde ısınma amaçlı kullanıldı ve yüzde 2'si ise gübre oldu. Bugün toplam elektrik üretiminin yüzde 43.8'ini doğalgaz yakan santrallerde  üretiyor olması bu kadar su ve kömür kaynakları olan bir ülke için fazlasıyla lükstür.

 

Türkiye'nin batısındaki Silivri'de 1.6 milyar metre küp hacmindeki bir depolama tesisinin Haziran ayında tamamlanacağı ifade edilmektedir. Diğer yandan İç Anadolu'daki Tuz Gölü'nün altında inşa edilecek 5 milyar metre küplük daha büyük bir depolama tesisi projesine de hız verileceği açıklanmaktadır. Ancak 1987 yılından beri doğalgaz alan bir ülkenin şimdiye kadar yer altı depolama tesislerini kuramamış olması bir zaifiyetin göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Avrupa ülkeleri bundan sonraki süreçte alternatif enerji sağlayıcı ülke arayışlarını hızlandıracaktır. Bu çerçevede Türkiye güvenilir bir kaynak sağlayıcı ülke olabilir. Türkiye bu son krizle Avrupa için güvenilir bir alternatif enerji sağlayıcı konumunu güçlendirmiştir. Bu kriz vesilesiyle alınması gereken dersler şunlar olabilir:

 

Alınması Gereken Dersler

 

Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan doğalgaz krizi Türkiye'nin yıllardır 'ticari sır' diye adeta devlet sırrı gibi sakladığı doğalgaz alım fiyatlarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Buna göre de Türkiye'nin aslında Avrupa'da en pahalı doğalgaz alan ülkelerin başında geldiği anlaşılmıştır. Türkiye her ne kadar Mavi Akım'dan aldığı gazın fiyatını 183 dolardan anlaşmışsa da daha sonra her üç hattan alınan gazda fiyat ortalaması formulüne gitmesi ve petrol fiyatlarının artmasına bağlı olarak yeni bir formül üzerinde anlaşılması sebebiyle bugün Rus doğalgazının Türkiye'ye maliyeti 260 dolara ulaşmıştır. Petrol fiyatlarına bağlı hareketlenmeler sebebiyle daha da yükselebileceği anlaşılmaktadır. İşte bu son durumda aslında devletlerarası ticari ilişkilerde 'ticar sır' diye birşeyin olamayacağı ve bunun sadece yönetimin kendi halkını kandırmak için uydurduğu bir ticari masal olduğu anlaşılmıştır.

 

Yer altı depolama tesisleri bir an önce faaliyete geçirilmelidir. Zira, Rusya ile Ukrayna’nın yaşadığı türden bir kriz yeniden ve beklide Türkiye ile yaşanabileceği gibi herhangi bir doğal afet dahi Türkiye’yi bir enerji krizine sokabilir.

 

Bir ülkeye bağımlılık oranı NATO ve AB standartları olan yüzde 35-40 seviyelerine çekilmelidir. Bu çerçevede Türkmenistan’dan gelecek doğalgazı almak için Trans-Hazar hattının yapımı gerçekleştirilmelidir. Azerbaycan ve İran seçenekleri daha verimli kullanılmalıdır.

 

Türkiye kaynak çeşitliliğini mutlaka sağlamalıdır. Bu çerçevede güneş enerjisi rüzgar enerjisi ve nükleer enerji seçenekleri değerlendirilmelidir. Aynı şekilde ülkemizin sahip olduğu su kaynakları ve kömür kaynakları da verimli kullanılmalıdır. Doğalgazdan elektrik üretimi asgari seviyelere indirilmelidir.

 

Türkiye doğalgaz boru hatlarını Ceyhan limanına kadar indirmeli ve burada ihraca yönelik bir doğalgaz sıvılaştırma tesisi (LNG) kurmalıdır.

 

AB Toplantısı

 

Avrupa’nın Rus doğalgazına olan bağımlılığı, gelecekteki enerji krizlerine karşı kıtanın son derece hassas olunduğu ortaya koymuştur. AB Enerji Komisyonu Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan ve bu hafta başında gaz kesintisine neden olan anlaşmazlık karşısında enerji kaynaklarını güvence altına alma yolları arayışı çerçevesinde acil durum görüşmelerinde bulunmuştur. Avrupa enerji konusunda büyük ölçüde Rusya'ya bağımlı olduğundan AB'nin 25 üye ülkesinden yetkililer, anlaşmazlığın onları nasıl etkilediğini ve gelecekte gaz ihtiyaçlarının kesintiye uğramamasını nasıl garanti altına alabilecekleri konularını görüşülmüştür.

 

AB Komisyonunun enerjiden sorumlu Üyesi Andris Piebalgs, 'Ortaya çıkan tablo Birliğin gaz sevkiyatında doğabilecek sorunlara karşı ne oranda hassas olduğunu ortaya koymuştur' açıklaması yaparak alternatif arayışlarına hız vereceklerinin işaretlerini vermiştir.

 

Büyük çoğunluğu devler kontrolünde olan ve bu günlerde dünya piyasalarına açılma izni alan  Gazprom şirketi dünyadaki en büyük gaz rezervlerine sahip şirket konumundadır. Gazprom şirketi Avrupa'da tüketilen gazın dörtte birini tedarik ediyor; Polonya gazının yüzde 62'si, Almanya gazının yüzde 30'u, Fransa gazının yüzde 30'u ve İtalya gazının yüzde 20'si ve Türkiye’ye alınan gazın yüzde 70’i Rusya tarafından sağlanıyor. Gazprom'un Avrupa'ya ihraç ettiği doğalgaz sevkiyatının yüzde 80’nine yakın bir kısmı Ukrayna üzerinden gerçekleştiriliyor. Norveç ve Cezayir dışında AB’nin ciddi bir alternatifinin olmaması AB’yi Rusya’ya adeta mahkum etmiş durumda. Dahası, Avrupa Komisyonu, Avrupa'nın ithal gaza olan bağımlılığının, Rusya'nın 2020 yılı itibariyle gaz ihtiyacının yarısını karşılar hale gelmesiyle daha da artacağı konusunda ciddi endişeler taşımaktadır.

 

Bu süreçte 'Nabucco' boru hattı projesi büyük önem taşımaktadır. Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu’dan sağlanacak doğalgazın Türkiye üzerinden Batı Avrupa'ya taşınmasını öngören bu projenin 2011 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor. Doğalgazın Batı Avrupa'ya gelebilmesi için Türkiye'nin batı kesiminden Avusturya'ya kadar uzanan ve İber Yarımadası dahil tüm AB'nin önemli miktarda dağıtımını sağlayacak yaklaşık 3.400 kilometre uzunlukta çok büyük bir boru tesisatını gerektiriyor.

 

Boru Hattı Ev Sahibi Ülke Anlaşması'na imza koyan Ukrayna topraklarından yılda yaklaşık 110 Milyar m3 doğalgaz transferi gerçekleşmektedir. Bu oran Avrupa’ya giden verilen toplam gazın yaklaşık yüzde 80’i civarındadır.

 

Krize Giden Süreç

 

Kriz Başkan Putin’in Gazprom'un 'tüm ülkelerle piyasa şartları çerçevesinde ticaret yapacağı' yönündeki açıklamasının ardından gelişmeye başladı. Her ne kadar Ukrayna ile bir doğalgaz krizi beklentisi mevcut ise de bu krizin bu kadar derinleşebileceği ihtimali zayıftı. Rusya Devlet Başkanı Putin’in, devlete ait Gazprom’a verdiği talimatın ardından harekete geçen şirket  zam yapılacak listeye, ilk önce dost olmayan ülkeler, yani Moldova, Ukrayna ve Gürcistan’ı dahil etti. Daha sonra sıra dost ülkelere, yani Beyaz Rusya ve Ermenistan'a geldi.

 

Rusya enerji diplomasisini son yıllarda akıllıca kullanmaya başlamış ve dış politikasında en önemli araçlardan birisi haline getirmiştir. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Federasyon Konseyi'nin kapalı toplantısında, Rusya'nın dış politikasında bazı değişiklikler yapılacağını açıkladı. Buna göre Rusya'ya itaatkar olmayanlar petrolsüz ve doğalgazsız kalacakları sinyalleri verilmeye başlanmıştı zaten. Nitekim bu açıklamanın hayata geçirilmesi gecikmedi ve Rusya’nın sadık müttefiki Beyaz Rusya'ya satılan doğalgazın fiyatı Ukrayna  Başbakanı'nın da hazır bulunduğu bir toplantıda indirildi. Buna göre Beyaz Rusya doğalgazı Rus iç piyasa fiyatı olan 1000 m3/45 dolar’dan satın alacaktır. Karşılığında ise Beyaz Rusya’nın boru hatları şirketi Belgaz’ın yüzde 50’si fiili olarak Rus Gazprom’un kontrolüne geçmiştir. Ayrıca Lukaşenko, Rus doğalgazının kendi ülkesinden transit geçişi için ücret talep etmedi. Lukaşenko, Ukrayna lideri Viktor Yuşenko'nun kabul etmediği tüm talepleri yerine getirdi ve sonuç itibariyle de sorunu krize dönüşmeden atlatabildi. Aynı şekilde Gürcistan’a da doğalgaz baskısı yapan Rusya bu ülkenin iç doğalgaz hatlarını alma karşılığında Gürcistan’a kolaylıklar yapabileceğini açıklamıştır. Azerbaycan ve Ermenistan ile de doğalgaz fiyatlarını gündeme getiren Rusya bu ülkelerle belirli bir oranda (yaklaşık 110 dolar) anlaşma yoları bulabilmiştir.

 

Gazprom ile yeni fiyattan kontrat imzlamaya yanaşmayan Moldova da Rusya'nın restiyle karşılaştı ve Gazprom, Moldova'ya gaz sevkiyatını da durdurdu. Moldova daha önce gazın bin metrekübüne 80 dolar veriyordu. 1 Ocak'tan itibaren Gazprom yüzde 100'lük artışla 160 dolar fiyat önermişti. Gazın kesilmesi üzerine Ukrayna ve Moldova devlet başkanları bir telefon görüşmesi yapıp ortak tavır arayışına girdiler.

 

Doğalgazı yaklaşık 50 dolar civarında bir fiyattan alan Ukrayna’ya 160 dolar yeni fiyat teklif eden Rusya’nın bu önerisine Ukrayna’dan soğuk bakılması sonrasında Gazprom’un rest çekerek fiyatları 230 dolara çıkarması krizin daha da derinleşmesine sebep oldu. Krizin giderek derinleşmesi üzerine Başkan Putin devreye girdi ve Ukrayna’ya yeni bir öneri sundu. Bu öneriye göre Ukrayna’ya satılacak doğalgazda kademeli bir geçiş öngörülmektedir. Yılın ilk 3 ayında belirlenen fiyat eskiden olduğu gibi 50 dolar civarındadır. Ancak diğer dönemler için Nisan ayından itibaren Ukrayna 230 dolar ödemek durumundadır. Rusya Ukrayna’ya ödeme kolaylığı da sunmuştur. Buna göre Kiev uluslararası geçerliliği olan bir teminat mektubu vermesi halinde Rusya bu ülkeye yaklaşık 3,6 milyar dolarlık bir kredi açmaya hazırdır. Ancak bütün bu öneriler Ukrayna tarafından kabul edilmemiştir. Zira, Ukrayna Devlet Başkanı olan ve aynı zamanda Turuncu Devrimin lideri Viktor Yuşenko Rus doğalgazının eder fiyatının en fazla 75-80 dolar olduğu ve daha fazla bir fiyatı kabul etmeyeceklerini bildirmiştir. Ayrıca Ukraynalı yetkililer bu kışı geçirecek miktarda bir doğalgaza da sahip olduklarını açıklamışlardır. Ukrayna Dışişleri Bankalığına göre Rus yönetimini doğal gazı keserek ülkenin ekonomisini istikrarsızlığa uğratmak istemektedir. Başbakan Yuri Yehanurov önce Ukrayna üzerinden Avrupa'ya ihraç edilen doğalgazın yüzde 15'ini transit geçiş ücreti olarak alacaklarını duyurdu. Ardından, destek için AB ve ABD'ye başvurdu. Son olarak da, doğalgaz tartışmasını uluslararası mahkemeye taşıyacağını açıkladı.  Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko ise, Güvenlik Konseyi'ne, Rusya'nın Kırım'daki Karadeniz Donanma Üssü için ne kadar kira ödediğini tespit etmesi ve Rusya'ya yakın hava sahası hakkında Rus askerlerine bilgi sağlayan Sivastopol (Kırım) ile Mukaçevo'daki (Batı Ukrayna) radar istasyonlarıyla ilgili anlaşmaların olumlu ve olumsuz taraflarını incelemesi talimatını verdi.

 

Ukrayna’da Rusya’ya karşı bazı kozlarını kullanmak istemektedir. Bunların başında Sevastopol donanması gelmektedir. Ukrayna yaptığı anlaşmayla Rus donanmasının 2017 yılına kadar Karadeniz’deki üslerinde kalmasına izin vermişti. Ancak şimdi bu konunu yeniden tartışılabileceğini ima etmektedir. Ancak Rusya Savunma Bakanı Sergey İvanov;  “bu bir çok konuyu kapsayan bir anlaşmadır. Eğer siz bu anlaşmayı yeniden görüşmeyi gündeme getirirseniz o zaman Rusya-Ukrayna sınırlarını da yeniden görüşmeyi gündeme getirirsiniz” diyerek adeta sorunlu olan sınırları yeniden tartışmaya açma tehdidinde bulunmuştur. Ve elbette ki, nüfusunun büyük çoğunluğunu Rus etnik kökenine mensup kişilerin oluşturduğu Kırım konusu da yeniden gündeme getirilebilecek konular arasındadır. Rusya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Sergey İvanov’un da bir konuşmasında, Kırım'ın Moskova'ya iade edilmesiyle ilgili imalı açıklamalarda bulunması anlamlıdır. Ukrayna Hükümetinin parlamentodaki resmi temsilcisi Boris Bespali, ise Rusya'nın, (SSCB dağıldıktan sonra) nükleer silahlardan arınması karşılığında Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü garanti ettiğini hatırlatarak, Rusya Savunma Bakanının şimdi Ukrayna'nın toprak bütünlüğünden şüphe duymasını kesinlikle kabul edemeyeceklerini ifade etti. Aynı şekilde Ukrayna deniz donanmasının kira bedelinin ve masraflarının da arttırılacağı tehdidinde bulunmaktadır. Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin ise yeniden tartışma konusu yapılması bu ülkede yaşayan yaklaşık 300 bin Kırım Türkü sebebiyle Türkiye’yi de doğrudan etkileyebilecek bir pozisyondadır.

 

Diğer yandan Rusya yeni doğalgaz alım anlaşmaları da yapmaktadır. Türkmenistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Rusya ile Türkmenistan arasında, 2006 yılında doğalgaz alım satımına ilişkin varılan anlaşma, Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı ile Rusya Devlet Doğalgaz Şirketi Gazprom Başkanı Aleksi Miller tarafından imzalandı. Anlaşmaya göre Rusya, önümüzdeki yıl toplam 30 milyar metreküp doğalgaz satın alacak. Her bin metreküp doğalgazı 65 dolardan alacak olan Rusya, yılın ilk üç ay içinde 15 milyar metreküp Türkmen doğalgazı almayı hedefliyor. Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı ve Gazprom Başkanı Miller, anlaşmanın her iki ülkenin de hayrına olacağını, ilişkilerin yalnızca doğalgaz ile sınırlı kalmayacağını belirterek, iki ülkenin de ekonomisinin gelişmesine büyük katkı sağlayacağını vurguladılar.

 

Rusya üçüncü ülkeleri by-pass edecek yeni boru hatları yapımına da hız vermiştir. Önce Türkiye ile Mavi akım hattını yapan Rusya şimdi ikinci bir Mavi akım hattından bahsetmektedir. Aynı zamanda Rusya Baltıklardan Avrupa’ya uzanan yeni bir hattın da inşasına başlamıştır. Sembolik olarak da bu hattın başına Almanya’nın eski Şansölyesi Gerhard Schröder’i getirmiştir.

 

1990’lı yılların başında ABD tarafından ortaya atılan ve Türkiye’ye de başrol biçilen Doğu-Batı enerji koridorunda Hazar Denizi enerji kaynakları Batı pazarına Türkiye üzerinden taşınacak ve böylece İran tamamen Rusya ise kısmen devre dışında kalacaktır. Önümüzdeki günlerde Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi’nden artık petrol akmaya başlayacak olmasıyla petrolde yukarıda zikredilen amaç gerçekleştirilmiştir. Ancak, doğalgaz da bu husus gerçekleştirilememiştir.