Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın merakla beklenen Rusya ziyareti geçtiğimiz gün gerçekleşti. Türkiye S-400 konusunda geri adım atmayacağını bir kez daha deklare ederken, iki ülke arasında bir dizi iş birliği kararı da alındı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da ziyaretten sonra katıldığı bir televizyon kanalında, S-400 savunma sistemini almakta kararlı olduğumuzu ve Türkiye’nin acilen bir hava savunma sistemine ihtiyaç duyduğunu tekrarladı. Örtüşen çıkarlarımız, ABD’nin pervasızca PKK uzantılarını silahlandırmaya devam etmesi ve Türkiye’nin tehditlere boyun eğmeyerek tercihini Patriot’tan değil; S-400’den yana kullanması, Rusya ile ilişkilerimizin belirli bir tempoyu yakalaması sonucunu doğurdu.

 

Türkiye-Rusya ilişkilerinin mümkün olan en üst seviyede devam etmesi iki ülkenin de çıkarına olacaktır. Ancak; ihraç edecek ürün sıkıntısı çeken ülkemiz açısından, ikili ilişkilerden ticari anlamda verim alabilmenin zor olacağı gözükmektedir. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye’nin lehine kullanabileceği bir alan tespit etmesi gerekmektedir ve bu alan öncelikli olarak yüksek teknoloji isteyen savaş sanayisi olarak öne çıkmaktadır. Türkiye, şimdilik acilen ihtiyaç duyduğu hava savunma sistemlerini Rusya’dan ithal etmeli; ancak gelecekte ortam üretim yapma seçenekleri de her daim masada bulundurmalıdır. Bunun karşılığında ise ithalatımız ağırlıklı olarak Rusya’dan karşılanabilir ve Türk şirketlerinin Rusya’da imtiyazlı bir konuma getirilmesi sağlanabilir.

 

Bu zamana kadar ABD-AB ile ilişkilerinde her zaman kaybeden taraf olan Türkiye’nin bundan sonra kuracağı ilişkilerde gerek ticari, gerek diplomatik mütekabiliyet araması çok önemlidir. Bütün bunların yanısıra S-400’lerin alınmasıyla, ekonomik göstergeler arasında bağ kuranların sıkça düştükleri bir hatayı da belirtmeliyiz. ABD tarafından gelen ağır tehditler, ülkemizde bazı çevreleri harekete geçirmiş ve “S-400 alırsak, doların yükseleceği seviyeye dayanamayız” şeklinde fikirler paylaşılmaya başlanmıştır. Önemle vurgulamayız ki, Türk ekonomisinin, olası tehditler karşısında bocalamasının temelinde iktisadi yapımızın güçsüz düşmesi vardır. Ajan Brunson’u iade eden ülkemiz, dolar yükselmesin düşüncesiyle, S-400’lerden bazı çevrelerin arzu ettiği gibi vazgeçecek olursa, yarın aynı korkuyla Suriye ve Ege’deki çıkarlarımızı da rafa kaldırmamız gerekecektir. ABD’nin iktisadi müdahalelerinden korunmanın yolu, ABD’ye boyun eğmek değil; yüksek teknoloji üretebilecek ve tarımda dışa bağımlılığı bitirecek, kamucu ekonomik sistemi hayata geçirebilmektir.

 

Sonuç olarak; Türkiye hem ABD, hem Rusya ile ilişkilerinde doğru yoldadır ve izlediği politikada ihtiyacı olan asıl şey ekonomisini yeniden planlamak ve kalkınmayı başarabilmektir.