NGO Devrimlerinin sıradaki adresi Kırgızistan'da devrim başarıya ulaşmak üzere üzeredir. Kırgızistan'da 13 Ekim'de yapılan parlamento seçimlerinde muhalefet sadece birkaç sandalye kazanabilmesi üzerine muhalefet, Akayev yönetimini oylamaya hile karıştırmakla suçlamış ve devlet başkanının istifasını talep etmek maksadıyla ülkenin güney kesimlerinde ayaklanma hareketi başlatılmıştı.

 

Güneyde başlayan ve giderek Kırgızistan'ın iç kesimlerine de sıçrayan bu ayaklanmanın nihayet Başkent Bişkek'e ulaşmasıyla devrim yeni bir aşamaya girmiştir. Zira başkentteki göstericiler artık hükümet binalarını ele geçirmiş durumdadırlar.

 

ABD’nin yanı sıra Rusya’nın da bir askeri üsse sahip olduğu Kırgizistan’daki gelişmeler daha önce Gürcistan ve Ukrayna’da olduğu gibi Rusya ile Batı arasında yeni bir gerilim kaynağı olmaya aday gözükmektedir. Kırgızistan’da muhalefet ile iktidar arasındaki mücadele giderek şiddete dönüşürken, uluslararası arenada da Kırgızistan’da yaşanan hadiselere verilen tepkilerin yeni bir küresel mücadeleye sebep olacağının sinyalleri görülmektedir.

 

AB Dış Politika Temsilcisi Javier Solana'nın Kırgızistan’daki hadiseler ile ilgili olarak Brüksel'de yayımladığı bildiride 'Kırgızistan'daki olayları yakından takip ediyoruz. Parlamento seçimlerinin uluslararası normlara uymaması ve halkı tatmin etmemesi konusunda endişeliyiz. Bu durum ülkede gerilim yaşanmasına neden oluyor' ifadeleri, Rusya’nın tepkisine neden olmuştur.

 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Solana'nın Kırgızistan'daki olaylar ile ilgili hatalı yargısını kınadığını açıklamıştır. Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yayımlanan bildiride, Solana'nın Lavrov ile telefonda görüştüğü belirtilmiştir. Lavrov'un görüşmede Solana'ya, Kırgızistan'daki olaylar ile ilgili yorumunu yanlış bulduğunu söylediği ve bu açıklamaların Kırgız muhalefeti tarafından gerilimi artırmak için kullanılabileceğini ifade ettiği de kaydedilmiştir.

 

Kremlin yönetiminde Başkan Putin’den sonra ülkenin en saygın politikacılarından birisi olan Rusya Savunma Bakanı Sergey İvanov’da Rusya ile AB arasında yaşanan söz düellosuna askeri bakış açısı getirerek adeta Batıyı tehdit etmiştir. İvanov, yaptığı açıklamada, Kırgızistan'da yaşanan gerilimden duyduğu endişeyi dile getirmiş ve bu ülkenin Ortak Güvenlik Anlaşması çerçevesinde Rusya'nın müttefiki olduğunu hatırlatmıştır. Sergey İvanov, Rus televizyonuna yaptığı açıklamada, 'Kırgızistan, Ortak Güvenlik Anlaşması çerçevesinde bizim müttefikimizdir. Kırgız muhalefetinin sorunları siyasi diyalog yoluyla çözümlemesini arzuluyoruz' demiştir.

 

Küresel arenada bunlar yaşanırken Kırgızistan’da Askar Akayev’in İçişleri Bakanını değiştirmesinden sonra iktidar muhalefete karşı giderek tutumunu sertleştirmektedir. Zira, yeni İçişleri Bakanı’nın talimatıyla Kırgız polisi 23 Mart 2005 tarihinde Bişkek'in merkezinde toplanan muhalefet yanlısı yaklaşık 300 kişiyi dağıtmış ve göstericilerden bir kısmını da gözaltına almıştır.

 

Çin, Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan ile sınırdaş olan Kırgızistan, Sovyetler Birliği’nin olduğu gibi bugün de Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)nin en fakir ülkelerinden birisidir.  Diğer Orta Asya ve Kafkasya ülkeleri gibi zengin yer altı ve yerüstü kaynaklarından yoksun olmasına rağmen Kırgızistan’ın küresel aktörlerin yeni mücadele alanı olması ve NGO devrimlerinin Orta Asya’da Kırgızistan’dan başlatılmasının makul ve açıklanabilir sebepleri bulunmaktadır.

 

Kırgızistan Hazar bölgesi ülkeleri gibi zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip değildir. Ancak, günümüzde en az bu zenginlikler kadar önemli olan stratejik konuma sahiptir. Özellikle ABD için gelecek onyıllarda Çin, esas mücadele etmesi gereken ülke konumundadır. ABD bu ülkeyi Pasifik bölgesinden yeteri kadar kontrol altına almışken Rusya ve Orta Asya tarafından yeterli kontrol sağlayamamıştır. İşte Kırgızistan bu noktada ABD’nin “ileri karakol” konumuna oldukça uygun bir ülkedir. Zaten Afganistan operasyonları sırasında bu ülke ile sınırdaş olmamasına rağmen özellikle Kırgızistan’da ABD’nin askeri üs elde etmesi daha çok Çin’e yönelik bir girişim olarak algılanmıştı. Diğer taraftan ABD, “demokrasi projesi” (Democracy Project) çerçevesinde eski Sovyet kuşağı ülkelerinde ve Büyük Ortadoğu coğrafyasında yer alan ülkelerde büyük bir dönüşüm projesi hayata geçirmek istemektedir. Gürcistan ve Ukrayna’dan sonra sıranın geleceği Orta Asya’da ise Kırgızistan “en zayıf halka” konumundadır. Bu sebeple de Kırgızistan’da diğer bölge ülkelerine göre daha kolay yapılacak bir hareketin Orta Asya’nın “katı” liderlerine karşı girişilecek halk hareketleri için iyi bir zemin oluşturabilir. Dolayısıyla ABD tarafından hazırlanan ve Soros gibi Sivil Toplum Kuruluşları tarafından icra edilen ve benzer şablonlara sahip NGO devrimleri bu defa Kırgızistan’da denenmektedir.