31 Mayıs 2006 tarihinde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’ye resmi ziyarette bulunacaktır. Lavrov ziyareti öncesi bazı Türk gazetelerinin Moskova muhabirlerine verdiği demeçte “Türkiye ile Rusya arasında ilişkilerin Atatürk zamanından bu yana en parlak dönemini yaşamaya başladığını” belirtmiştir. İki ülke arasında olumsuzluk içeren hiçbir alan bulunmadığını vurgulayan Lavrov: “Devlet adamlarını yakınlaştıran aslında iki ülke insanlarıdır. Türkiye ziyaretim öncesinde istatistiklere bir göz atmam bu tespiti yapmam için yeterli oldu. Sadece 2005 yılında 2 milyon Rus vatandaşı ülkenizi ziyaret ederek bir bakıma halk diplomasisi yapmış. Özellikle Antalya dendiğinde içimden ’Burası Rusya’nın sağlık ocağı’ diyesim geliyor” ifadesini kullandı.

 

Rus Dışişleri Bakanı’nın Ankara ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından kabul edilmesi bekleniyor. Rusya Dışişleri bakanı Lavrov Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün İstanbul’daki karargahını da ziyaret etmesi planlanmaktadır.

 

Lavrov’un ziyareti esnasında Rusya Federasyonu’nun İstanbul Başkonsolosluğunda önemli bir açılışın da yapılması düşünülmektedir. Rus diplomatı, felsefeci ve yazar Konstantin Leontyev’in anısına Başkonsolosluk binasına yerleştirilen hatıra levhanın aşılışı planlanmaktır.

 

İki taraf arasında yapılacak görüşmelerde ikili ilişkilerin pek çok sorunları ve bazı bölgesel ve küresel sorunların ele alınması planlanmaktadır. Ankara’da Rusya ile Türkiye’nin Orta Doğu çözümü, İran’ın nükleer programı, Irak’taki durum, savaştan sonrası Irak’ın yeniden yapılandırılması ve Karadeniz bölgesinde güvenliğin sağlanması gibi önemli sorunlar masaya yatırılacaktır.

 

Ziyaretin ana gündem maddelerinden olan İran ve Irak konusunda iki ülkenin benzer görüşlere sahip olduğu ifade edilmektedir. Lavrov, 5 Mayıs’ta Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile telefon görüşmesi yaptığını belirterek, 'Görüşlerimizin çakıştığını, benzer olduğunu memnuniyetle öğrendim. Diyerek bu düşüncesini açıklamaktadır.

 

Lavrov’a göre ikili ilişkilerin en önemli ayaklarından birisini enerji konusu oluşturmaktadır. Özellikle gündemde olan ikinci Mavi Akım hattının yapımı konusunda nihai kararın projeye iştirak eden şirketler vereceğini belirten Lavrov Türkiye’nin enerjide transit ülke statüsü alması gerektiği inancında olduklarını ifade etmektedir. Lavrov’a göre bu ikinci hattın yapımına karar verilmesinde Türkiye’ye gidecek ek miktardaki doğalgaz Güney Avrupa ile İsrail’e ulaştırılması hususu önemli rol oynamaktadır. Rus Dışişleri Bakanı: Boğazları by-pass edecek birkaç proje üzerinde çalışmalar sürdürdüklerini ve Türkiye’nin önerdiği hat olan Samsun-Ceyhan şıkkına ’evet’ demeleri için bu hattın ekonomik açıdan diğerlerine nazaran tercih edilir olması gerekmektedir. Türkiye’de son günlerin tartışma konusu olan atom santrali inşası konusunda ise Lavrov: “Rus şirketleri Türkiye’deki bu projeye büyük ve ciddi ilgi duyuyor. Türkiye’deki atom santralinin ilk reaktör ünitesini Rus şirketleri inşa etmek için rakipleriyle mücadele hazır.” Açıklamasında bulunmuştur.

 

Rus dışişleri Bakanı ayrıca Türkiye’nin (BM Güvenlik Konseyi Geçici üyeliği) girişiminin diğer ülkeler tarafından benimsenmesi durumunda Ankara’ya destek vermeye hazır olduklarını açıklamıştır.

 

Türkiye ile Rusya arasında son bir yıl içinde beş önemli üst düzey görüşmenin olması iki ülke arasında giderek artan yakın işbirliği ve diyalogun önemli göstergelerinden birisidir. 16 Kasım 2001 tarihinde New York’ta imzalanan “Avrasya’da İşbirliği Eylem Planı” ve ardından Başkan Putin’in Türkiye ziyareti sırasında 2004’te çok boyutlu ortaklığı ve dostluğunun derinleştirilmesine ilişkin Ortak Politika Deklarasyonu ikili ilişkilerin ana çerçevesini çizmektedir.

 

Ekonomik ve siyasi ilişkilerin giderek derinleşmesi ve buna güvenlik boyutunun da eklemlenmesi artık meyvesini vermeye başlamıştır. Türk boğazlar rejimini tartışmaya açma tehlikesi bulunan NATO gücünün Karadeniz’e geçişinin gereksizliği konusunda iki ülkenin benzer duruş sergilemesi ABD’yi bu tavrından vazgeçirmiştir.

 

Başkan Putin’in 2004 sonunda Türkiye ziyareti ve ardından Başbakan Erdoğan’ın Rusya ziyaretleri ve kurulan telefon trafiğinin ardından şimdi Cumhurbaşkanı Sezer’in Haziran ayı içerisinde Rusya ziyareti beklenmektedir. Lavrov’un Türkiye ziyareti de aslıda bir nevi bu ziyarete hazırlık amacı taşımaktadır. Aynı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı Bülent Arınç’ın Rusya ziyaretine hazırlıklar yapılmaktadır.

 

Bütün bu karşılıklı ziyaret trafiği içerisinde geçtiğimiz hafta Güvenlik Konseyi Sekreteri İgor İvanov’un davetlisi olarak Moskova’ya 3 günlük çalışma ziyaretinde bulunan Milli Güvenlik Kurulu Genel sekreteri Yiğit Alpogan’ın temasları da son derece önem taşımaktadır. Türk-Rus ilişkileri tarihinde ilk kez böyle bir ziyaret gerçekleştirilmiştir. MGK Genel sekreteri Yiğit Alpogan’ın meslektaşı İgor İvanov ile yaptığı ve yaklaşık 5,5 saat süren toplantıda ikili ilişkilerin bazı sorunları ve bölgesel ve küresel sorunlara dair fikir alışverişi yapılmıştır. Moskova’da gerçekleştirilen görüşmelerde Kafkasya’daki durum, Orta Doğu çözüm süreci, ayrıca Karadeniz bölgesinde güvenlik, terorizm ve aşırı dincilik ve ayrılıkçılık ile mücadele gibi sorunlar ele alınmıştır.

 

Türkiye Milli Güvenlik Kurulu Genel sekreteri Yiğit Alpogan ayrıca Rusya Dışişleri bakanı birinci yardımcısı Andrey Denisov ile görüşmelerde bulunmuş ve Moskova’daki Uluslararası İlişkiler Devlet Üniversitesi (MGİMO) öğrencileri ve öğretim üyelerine seslenerek bir konuşma yapmıştır.

 

Bu arada Rusya-Türkiye Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantısına katılan Rusya Enerji Bakanı Viktor Hristienko, İstanbul’da katıldığı sempozyumda “enerji güvenliği” ile ilgili net mesajlar vermiştir. Hristienko, “Global enerji politikalarının yarısı, ekonomiye değil siyasete bağlıdır. Bu anlayış, bazı riskleri de beraberinde getirmektedir. Enerji güvenliğinde yeni eğilimler gözlüyoruz. Her ülke kendi milli enerji stratejisini, milli politikasını oluşturma hakkına sahiptir” dedi. Böylece Türkiye’de sık sık gündeme gelen ‘enerjide Rusya’ya bağımlılık’ tartışmalarına mesaj yollamıştır.

 

KEK Eşbaşkanları Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve Rusya Enerji Bakanı Viktor Hristienko, KEK protokolüne imza koyduktan sonra, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Okan Üniversitesi tarafından düzenlenen ''Avrasya'nın Ekonomik Potansiyeli Sempozyumu''na Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve Rusya Enerji ve Sanayi Bakanı Viktor Hristenko katıldı.

 

Devlet Bakanı Tüzmen, geçen yıl iki ülke arasındaki ticaretin önceki yıla göre yüzde 50 artarak 15 milyar doları aştığını, bu yılın sonunda da bu rakamın 18 milyar dolara yükseleceğini belirterek, ''2008 için belirlediğimiz 25 milyar dolarlık büyük hedefi de rahatlıkla yakalayacağız'' dedi. Tüzmen Türk müteahhitlerinin Avrasya coğrafyasında üstlendiği projelerin toplamının 34 milyar dolara ulaştığını, Türk işadamlarının Avrasya’da gerçekleştirdiği yatırımların 8 milyar doları geçtiğini açıkladı.