Geçtiğimiz Mayıs ayı başında, Kıbrıs müzakerelerinin devam ettiği o en sıcak günlerde Rum lideri Anastasiadis ve Rum Ulusal Konseyi’nin kapalı kapılar ardında yaptıkları bazı gizli değerlendirmelerde ‘anlaşmalı ayrılık’ konusunu gündemlerine alarak tartışmaya başladıklarını yazmıştım. Yazımda özellikle Kıbrıs Rum paradigmasında (değerler sisteminde) meydana gelen radikal değişime dikkat çekmeye çalışmıştım.

 

Kıbrıs Rum toplumunun düşünce yapısını şekillendirerek yön veren mekanizmaların başında Kilise ve Rum Ulusal Konseyi gelmektedir. Kıbrıs Rum toplumunun zihnine 18. yüzyıldan bu yana Megali İdea ve Enosis ülküsü ile Kıbrıs’ın er geç bir gün Yunanistan’a bağlanması gereken Helen adası olduğu fikirleri kazınmıştır.

 

Kıbrıs Rum toplumu, bu bağlamda gerek İngiltere’nin 1878’de Kıbrıs’a gelmesini, gerek 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ve gerekse son 50 yıldır müzakerelerde ortaya koymuş oldukları federal çözüm modelini de Megali İdea ve Enosis’e ulaşma yolunda ara formül olarak görmüşlerdir.

 

Kıbrıs sorununun temeli, Rum yönetiminin 1963’de silah zoru ile gasp ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti’ni üniter Rum devletine dönüştürdükten sonra mevcut durumu Kıbrıs Türklerinin azınlık olarak kabul etmesini beklemesine dayanmaktadır. Ada'da iki ayrı halk, iki ayrı egemen ve bağımsız devlet vardır. Kıbrıs Adası’nın gerçeği budur.

 

Kıbrıs konusuna çözüm bulunabilmesi amacıyla en son olarak 2008’de başlayan müzakere süreci, Rum tarafının ortaya koymuş olduğu katı ve uzlaşmaz tavırları nedeniyle Temmuz ayı başında çökmüştür.  Yaşanan bu son gelişmenin ardından BM parametreleri ve federal çözüm modeli artık müzakere zemini olmaktan çıkmıştır.

 

Güney Kıbrıs’ta başkanlık seçimlerine kısa bir süre kaldı. En çok tartışılan konuların başında Kıbrıs konusu gelmektedir. Geçtiğimiz günlerde Fileleftheros Gazetesine konuşan Anastasiadis, Kıbrıs konusunda bütün olanakların tükenmesi ve yeni bir başarısızlık yaşanması durumunda ‘Kıbrıslı Türklerin endişelerini göğüsleyerek, Kıbrıs Helenizmini ve devletin işlevselliğini güvenceye alacak B Planı’nı siyasi güçlerle istişare etmemiz gerekecek’ dedi.

 

Güney Kıbrıs’ta yayınlanan haftalık Simerini Gazetesi geçtiğimiz günlerde Amerikan ve İngiliz diplomatik kaynaklara dayanarak manşetten yayınladığı haberinde Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması ve referandumda yeni bir olumsuz sonuç olması durumunda ‘tanınmaya karşılık toprak formülünün’ gündeme gelebileceğini yazdı!

 

Öyle anlaşılıyor ki, Güney Kıbrıs’ta gerçekleşecek başkanlık seçimlerinin hemen ardından Kıbrıs konusunda BM parametreleri ve federasyon modeli dışında farklı yepyeni süreçlerle karşı karşıya kalacağız!

 

Kıbrıs Rum yönetimi bugüne kadar eğer gerçekten samimi bir şekilde Kıbrıs konusuna federasyon zemininde bir çözüm bulmayı istemiş olsa ve bu çerçevede aradan geçen 50 yıllık süre zarfında Kıbrıs Rum toplumunu fikirsel anlamda buna hazırlamış olsa idi bir çözüme varılamaz mıydı?

 

Kilise, Rum Ulusal Konseyi ve Rum liderliği önümüzdeki süreçte Kıbrıs konusunun çözülememesi durumunda ‘Anlaşmalı ayrılık’ ve ‘B Planı’ gündeme gelmeden önce Kıbrıs Rum Toplumunu fikirsel anlamda örtülü olarak bu duruma karşı hazırlamaya çalışmaktadır.

 

Güney Kıbrıs’ta başkanlık seçiminin güçlü adaylarından Anastasiadis, Malas ve Papadopulos’un kendi aralarında yapmış oldukları siyasi tartışmalar Kıbrıs Rum toplumunun Kıbrıs konusunun önümüzdeki süreçte çözülememesi halinde ‘anlaşmalı ayrılık’ ve ‘B Planı’ konularında fikir sahibi olmalarına neden olmuştur!

 

Bu durum acaba Kilise, Rum Ulusal Konseyi ve Rum liderliğinin Kıbrıs Rum toplumunu ‘anlaşmalı ayrılık’ ve ‘B Planı’ konularına fikirsel anlamda hazırlamak için sahnelediği siyasi bir tiyatro olabilir mi?

 

Güney Kıbrıs’ta bir taraftan bu gelişmeler yaşanırken peki biz bu konuda neler yapıyoruz? Kıbrıs Rum paradigmasında(değerler sisteminde) meydana gelen radikal değişimin acaba ne kadar farkındayız? Mevcut durumu lehimize kullanmak için neler yaptık?

 

19 milletvekili kısa bir süre önce Cumhuriyet Meclisi’ne federal çözüm modelinin artık gündemden kalkması için girişimde bulundu. Ve orada kaldı! Yaşanan bu gelişme üzerine ortalık birden ayağı kalktı. Bazı kesimler bu gelişme üzerine sıkı sıkıya federal çözüm modeline bağlı olduklarını açıkladılar. Rum liderliği bizde yaşanan bu gelişmeleri gördükten sonra acaba ‘anlaşmalı ayrılık’ ve ‘B Planı’ konularında sizce bundan sonra ne düşünür ve ne yapar?

 

(Bu yazı 24 Kasım 2017 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır.)