Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Demokrat Parti’nin adayı Barack Hussein Obama ve Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Mitt Romney arasındaki ekabet 6 Kasım 2012 tarihinde yapılacak olan başkanlık seçimleri öncesi iyiden iyiye artmakta ve adaylar eyaletler arasındaki çekişmeli turlarına ek olarak yurtdışı seyahatlerine de ağırlık vermektedir. Romney, bu çerçevede Barack Obama’nın başkanlık dönemi boyunca henüz ziyaret etmediği İsrail’e tabiri caizse bir propaganda ziyareti düzenlemiştir. Mitt Romney, bunun dışında İngiltere ve Polonya’ya da gitmiş ve tartışılacak açıklamalara imza atmıştır.

 

Mitt Romney’in İsrail Ziyareti

 

Romney’in, İsrail’e düzenlediği ziyareti sırasında yaptığı açıklamalarda son derece oryantalist bir hava benimsediği görülmüş, İsrail-Filistin anlaşmazlığının çözümüyle ve İran-İsrail gerginliği ile ilgili süreçte yüksek perdeden yaptığı açıklamalarla İsrail’in yanında olduğunu ifade etmiştir. “İsrail, İran’a saldırırsa buna saygı gösteririm” diyen Romney’e İran’dan tepki çok fazla gecikmemiş ve İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, 31 Temmuz 2012 tarihinde devlet televizyonuna verdiği demeçte Mitt Romney’in  Beyaz Saray’a çıkma şansını güçlendirmek için İsrail’in “ayaklarını öptüğünü” söylemiştir.[1] Diğer yandan, Cumhuriyetçi aday Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmiş ve bu da ülke içersinde ve dışarıdan eleştirilere maruz kalmıştır. Olayla Uzak Doğu da tepkisiz kalmamıştır. Çin, böyle bir açıklamanın zaten gergin bir durumda olan Orta Doğu’yu daha da gereceğini, bu tarz “şahin bir söylemin” Kudüs’ün hassas yapısını göz ardı ettiğini belirtmiştir.[2] Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Josh Earnest de, günlük basın toplantısında “Başkent konusu, taraflar arasındaki nihai statü müzakerelerinde belirlenmesi gereken bir konudur” diyerek Romney’le ABD yönetiminin aynı görüşü paylaşmadığını ifade etmiştir.[3]

 

İsrail, ABD seçimleri öncesi hem siyasi retorik bağlamında son derece sık başvurulan konulardan biri olmuş hem de ülke içerisinde yaşayan sayıca fazla olmayan; ama özellikle ekonomik açıdan son derece etkili bir İsrail lobisi ve tarihi müttefiklik bağları nedeniyle iki aday için de önemli bir konu olagelmiştir.

 

Cumhuriyetçiler tarafından İsrail yanlısı “şahin” bir dilin benimsenmesiyle 2008 seçimlerinde Obama’nın Yahudilerden aldığı yüzde 78’lik desteğin kendi tarafına çekilmesi amaçlanmıştır. The Gallup isimli anket şirketinin sonuçları incelendiğinde Yahudilerin yüzde 68’inin Obama’nın yanında olduğu görülürken yüzde 25’lik bir kısmı Romney’e oy vermektedir.[4] Buradan anlaşıldığı kadarıyla ABD içerisindeki Yahudiler de sadece seçim için tek belirleyici faktör İsrail olmamış, yaşam koşulları, özellikle kamu harcamalarının ne şekilde tekrar düzenleneceği de önemli bir konu olmuştur. ABD’li Yahudilerin tek referans noktasının İsrail ile ilgili yapılan açıklamalar olmadığı açıktır.

 

Yıllardır Orta Doğu’daki ve işbirliği içerisinde olduğu devletler arasında “en sadık dostunu” İsrail olarak belirleyen ABD’de iki adayın İsrail’i gözden çıkarmak gibi bir durum kuşkusuz söz konusu değildir; fakat adayların İsrail’e bakışı arasında farklardan söz etmek mümkündür. Genel anlamda bakıldığında, Romney ve arkasındaki Neo-Con (Neo-Conservatives, Yeni Muhafazakarlar) destekçileri İsrail’e Obama’dan daha yakın bir görüntü çizmektedir. Gerek İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile dost olan Romney’in bireysel ilişkileri gerek temsil ettiği siyasi ekol bakımından İsrail yanlısı bir tavrı ortadadır. Obama ise sürece biraz daha mesafeli durmaktadır. Özellikle, İsrail’in 1967’de yaşanan Altı Gün Savaşları’nda İsrail’in Ürdün’den işgal ettiği Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim yerleri inşası konusunda Obama yönetimiyle aynı şeyleri dile getirmemesi, ABD Başkanı ve kadrolarının Filistin yanında olduğu şeklinde algılanmış İsrail tarafında büyük rahatsızlık uyandırmıştır. Romney’in gafları ve siyasi açıklamalarıyla gündeme gelen ziyaretlerinin önemli olan bir diğer yanı ise finansal bouyutudur.

 

Ziyaretlerin Finansal Boyutu

 

Mitt Romney, yaptığı ziyaretlerdeki siyasi açıklamalarının yanında düzenlenen bağış toplantılarında ekonomik açıdan da son derece önemli meblağlar toplanmıştır. Bir yandan da sermaye yarışı şeklinde gelişen seçimlerde ABD burjuvazisi içerisinde önemli yerlerde bulunan İsrail lobisinin etkisi son derece fazladır. Ayrıca, yurtdışında yaşayan Amerikalıların da seçim sürecinde yer aldığı görülmektedir. Bugüne kadar seçim döneminde 300 milyon dolar toplayan Obama yurtdışındaki Amerikalılardan 600 bin dolar, propaganda için 155 milyon dolar toplayan Romney ise yurtışındaki ABD’lilerden 325 bin dolar toplamıştır. Romney tarafından toplanan bu rakama, İngiltere ziyaretinde topladığı tutar hariçtir.[5]

 

Romney’in Cumhuriyetçi Başkan Bush döneminde girişilen Afganistan ve Irak işgallerinde en fazla destek aldığı ülke olan İngiltere’yi ziyaretinde de bağış toplantılarının son derece önemli roller oynadığı anlaşılmaktadır. İngiltere’nin önde gelen bankalarından Barclays’in, başkan adayı Mitt Romney’e yaklaşık olarak 1 milyon dolarlık yardımda bulunduğu, bunun üzerine İngiliz Parlamentosu’ndan 11 milletvekilinin Barclays’in Romney’in seçim sürecine de destek vermesinin durdurulmasına ilişkin talebi gündeme gelmiştir.[6] Başkanlık seçimleri, küresel anlamda etkisi olduğundan sadece ABD iç yapısında değil diğer ülkelerin iç siyasi gelişmelerine etki etmektedir.

 

Yeni Soğuk Savaşın Sinyalleri mi?

 

Soğuk savaş döneminde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) içerisinde yer alan bir ülke olan Polonya ziyaretinde de Romney, yine yaptığı açıklamalarla bir kez daha gündeme oturmuştur. Romney, yaptığı açıklamasında bölgede jeopolitik anlamda Rusya’yı bölgedeki bir numaralı rakibi olarak tanımlamıştır.[7] Bu açıklamanın açıklandığı yerin Polonya olması da son derece önemlidir. Burada Romney için mutlaka ki asıl amaç, aynı İngiltere ve İsrail ziyaretlerinde olduğu gibi Amerika’daki Polonya diasporasına mesajlar vermektir; ama aynı zamanda Polonya Rusya açısından hem tarihi hem de jeopolitik anlamda son derece kritik roller oynamakta olan bir ülkedir. SSCB sonrası Rusya’nın Avrupa Birliği’ne kaptırdığı ülkelerden biri olan Polonya, tarihsel olarak Rusya ile rekabet içinde bulunan, Rus enerji kaynaklarının Batı’ya ulaşmasında coğrafi konumu önemli bir ülkedir. Son dönemde Polonya’da Rusya’nın özellikle bölgedeki etkisini frenlemek amacıyla bir füze kalkanı projesinin gündeme geldiği de düşünüldüğünde Doğu Avrupa’da soğuk savaşa benzer bir şekilde silahlanmanın artması gündeme gelmiş ve iki kutuplu sistemde yaşananları akla getirmiştir.

 

Değerlendirme

 

Gafları nedeniyle uluslararası alanda Mitt Romney’in uluslararası alanda George W. Bush dönemine benzer şekilde antipati toplamaktadır. ABD’nin öncülüğünü yaptığı küresel sistemle sorunları olan ülkelerden gelen açıklamalar Romney’in söylemleriyle birlikte değerlendirildiğinde uluslararası sorunlarda tepkisizliğe yakın bir davranış sürdüren Obama ABD’sinin oğul Bush dönemi gibi yine sorunlara direk müdahil hale geleceğini ve bunun da gerginliği artıracağına ilişkin kuşkular yükseliş göstermektedir. Diğer yandan, bu açıklamaların herhangi bir politika oluşturma zemininden ziyade seçimler için bir kamuoyu oluşturma yönünde yapıldığı son derece önemlidir. İsrail-Filistin, İran ve Suriye gibi sağduyunun ön plana çıkması gereken konular hakkında Cumhuriyetçiler tarafından gelen sert açıklamalar, bir anda akıllara Afganistan ve Irak Savaşı’nın yaşandığı, askeri harekatların düzenlendiği ABD’nin Cumhuriyetçi Başkanı George Walker Bush dönemini getirmiştir.

 

ABD içerisindeki Yahudi seçmen profiline bakıldığı zaman ise Romney’in bu manevralarının sayısal çoğunluktan ziyade Yahudi lobisine yönelik yapılan eylemler olarak değerlendirmek mümkündür. Zaten Yahudilerin Amerikan nüfusunun CIA (Central Intelligence Agency) kaynaklarına göre toplam nüfusun yüzde 1.7’sini oluşturduğu belirtilmektedir[8]. ABD’deki Yahudi toplumunun kağıt üzerindeki sayılarının, öneminin nicelikten çok nitelikte olduğunu göstermektedir. Seçimlere yaklaşılan süreçte ABD içerisinde ise Romney’in sayısal olarak İsraillilerden fazla oy toplayamadığı ortadadır. Genel anlamda ise, ABD’nin ekonomik verileri, seçmen davranışlarının belirlenmesinde şu an için dış politikadan daha fazla etkilidir.

 

Romney, agresif bir tonla demeçlerini verse de şu an İran’a karşı herhangi bir askeri müdahale seçeneğinin söz konusu olmadığını belirterek seçim sonrası baskılar için kendisine manevra alanı sağlayabilecek bir açık kapı bırakmıştır. Bunun yanı sıra Filistin ve İsrail arasındaki ekonomik farklılığı iki toplum arasındaki ahlaki farklılık üzerinden temellendirmesi, Romney’in çok açık bir şekilde oryantalist bir söylem benimsediğinin örneğidir. Objektif olarak değerlendirildiğinde Filistin’e uygulanan tecrit politikasının bu durumun başlıca sebebi olduğu karşımıza çıkmaktadır. Romney’in bu söylemleri George Bush dönemi ABD’sinde görülen ve şu anda Avrupa kıtasında azımsanmayacak boyutlarda olan İslam karşıtlığının tekrar gün yüzüne çıkma kuşkusunu doğurmuştur.

 

Somut herhangi bir adımı olmadan Nobel Barış Ödülü’nü alan Obama tarafından izlenen stratejide Orta Doğu’da yaşanan kargaşa sürecinde iddialı olmayan bir ton benimsenmiş fazla göze batmayan bir üslupla hareket edilmektedir. Londra’da olimpiyatları eleştiren, İsrail’de Filistin’in fakirliğini ahlaki özelliklerine bağlayan ve Polonya’da da Rusya’yı karşısına alan Romney şu anda “aykırı” bir görüntü çizmektedir. Son olarak, iki adayın şansı konusunda ise eyalet seçimlerinin kıran kırana geçtiği şu an için söylenecek şey, Obama’nın sessiz sessiz ilerlemekte olduğudur. Cumhuriyetçilerin dili ise geride kaldıkça daha agresif bir hale gelmektedir. Eğer seçilirse, Romney’in oy almaya yönelik yaptığı açıklamalar bir taraftan ABD politikalarının meşruiyet sorununa ilişkin tartışmaları alevlendirecektir ve uluslararası alanda ABD’ye yöneltilen eleştirilerin artacağı bir döneme girilecektir. İsrail konusunda arada ton farklılıkları olsa dahi ABD politikalarının “rengi”nin her iki adayın başkan seçilmesi sonrasında da aynı olacağı beklenmektedir.

 

Dipnotlar

 

[1] Iran’s Ahmadinejad Mocks Romney For ‘Kissing The Foot’ of Israel During Visit, http://www.washingtonpost.com/world/middle_east/irans-ahmadinejad-mocks-romney-for-kissing-the-foot-of-israel-during-visit/2012/07/31/gJQAxPbCMX_story.html, Erişim Tarihi: 31 Temmuz 2012.

[2] Mitt Romney Now Criticised by China, http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/mitt-romney/9440379/Mitt-Romney-now-criticised-by-China.html, Erişim Tarihi: 31 Temmuz 2012.

[3] Beyaz Saray'dan Romney'e Kudüs Tepkisi, http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=220908, Erişim Tarihi: 31 Temmuz 2012.

[4] Obama, Romney Court Jewish Vote, http://www.huffingtonpost.com/2012/07/28/obama-romney-jewish-vote_n_1714250.html?utm_hp_ref=elections-2012, Erişim Tarihi: 1 Ağustos 2012.

[5] Obama, Romney Look Overseas For Campaign Cash, http://www.foxnews.com/politics/2012/07/30/obama-romney-look-overseas-for-campaign-cash/, Erişim Tarihi: 1 Ağustos 2012.

[6] Barclays Told To Stop Fundraising For Mitt Romney, http://www.telegraph.co.uk/finance/newsbysector/banksandfinance/9428249/Barclays-told-to-stop-fundraising-for-Mitt-Romney.html, Erişim Tarihi: 1 Ağustos 2012.

[7] Mitt Romney To Rekindle Cold War Spirit With Speech İn Poland Attacking Russia, http://www.guardian.co.uk/world/2012/jul/30/mitt-romney-speech-poland-russia, Erişim Tarihi: 1 Ağustos 2012.

[8] CIA – The World Factbook, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/us.html, Erişim Tarihi: 1 Ağustos 2012.