Rum tarafının hâkimiyetçi, klasik katı ve uzlaşmaz tavırlarını sistematik bir biçimde sürdürmesi nedeniyle hatırlanacağı üzere Crans Montana’da Kıbrıs müzakere süreci 2017 Temmuz ayı başında sonlanmıştı. Birleşmiş Milletler, taraflı bir duruş sergileyerek geçmişte olduğu gibi Crans Montana sonrasında da Rum yönetiminin süreci bozduğunu açıkça ortaya koyamamıştı!  Bu durum Rumları çözüm yönünde motive edemediği gibi bilakis ne yaparsa yapsınlar 2004’te olduğu gibi yanlarına kâr kalacağı gibi bir anlayışın daha da pekişmesine neden olmuştur.

 

Müzakere sürecinin çökmesiyle ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “KKTC ile beraber gerek Annan Planı’nda gerekse son süreçte daima söz verdiğim gibi bir adım önde olduk. Ancak tüm gayretlerimize rağmen Kıbrıs Konferansı’nın 28 Haziran’da başlayan ikinci oturumu sonuçsuz kaldı. Türkiye’nin ve Türk tarafının özverili çabaları, samimi ve ılımlı tavrı hak ettiği karşılığı almadı. Açıkçası sonuçtan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Uzun çabalardan sonra geldiğimiz bu tablo, Kıbrıs sorununa Birleşmiş Milletler (BM) İyi Niyet Misyonu parametreleri çerçevesinde bir çözüm bulunmasının imkânsızlığını ortaya koymuştur. Artık bu parametrelerde ısrar etmenin bir anlamı yoktur” demişti.

 

O günden buyana yaşanan gelişmeleri kısaca bir hatırlayacak olursak. Rum yönetimi sanki de hiçbir şey olmamış gibi eskiden gelen alışkanlıkları çerçevesinde müzakerelere kalındığı yerden devam edileceği yönde açıklamalar yapmaya devam ederek yaşanan gelişmeleri pek de ciddiye almamıştı. Garantörlük antlaşmasının kaldırılacağını, Türk askerinin Ada’dan derhal gideceğini sık sık dile getiren Rum yönetimi, kendisini hâkimiyetçi bir anlayışla Kıbrıs’ın yegâne temsilcisi olarak göstererek Ada’nın tüm kaynaklarını istediği gibi kullanabileceği iddiası ile kışkırtıcı eylem ve söylemlerini artırarak devam etmiştir.

 

Rum Yönetimi en son olarak geçtiğimiz gün bu çerçevede Mısır ile denizaltından boru hattı ile doğalgaz taşıma anlaşması imzalayarak kışkırtıcı girişimlerine bir yenisini eklemiştir. Rum yönetimi son dönemde her geçen gün yeni bir askeri antlaşma ve üs protokolü imzalayarak bunu dünya kamuoyu ile paylaşmaya devam etmektedir. Uluslararası aktörlerin güç ve desteklerini arkasına almaya çalışan Rum liderliği bu durumdan güç alarak provokatif eylem ve söylemlerde bulunmaya son sürat devam ediyor.

 

Diğer bir yandan BM Genel Sekreteri Guteres’in Crans Montana sonrasında tarafların nabızlarını tutmak maksadı ile Bayan Lute’yi ataması ile başlayan değerlendirme süreci ise tamamlanamadığından henüz raporlaştırılması yapılamadı. Crans Montana sürecinin çökmesinin ardından yaşanan gelişmeler bu yönde iken geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan son derece önemli açıklamalar geldi. Öyle anlaşılıyor ki, Sayın Erdoğan’ın yapmış olduğu açıklamalar Kıbrıs’ta Crans Montana süreci sonrasında yaşanmakta olan değişimi anlamak istemeyenlerin kulaklarına kar suyu kaçmasına neden olmuştur.

 

Batı basınında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), KKTC’de kalıcı ve kapsamlı bir deniz üssü kurmak istediği iddiasına ilişkin, “Bizim KKTC’de üs diye bir sorunumuz yok. Niye? Bizim topraklarımızdan oraya ulaşmak, Doğu Akdeniz’e varmak dakikalarla konuşulacak bir şey. Orası bize çok yakın mesafede. Yunanistan’ın bu bölgeye öyle bir yakınlığı yok. Bizim böyle bir sorunumuz yok. O işin sadece psikolojik boyutu var. Bu açıdan ihtiyaç duyacak olursak üs de kurabiliriz. Oradaki varlığımız önemli. Araç gereç konusunda da güçlü olmak durumundayız. Yok efendim neymiş, asker sayımızı azaltmalıymışız! Kusura bakmasınlar, biz orada asker sayımızı azaltmayacağız. Artıracağız, azaltmayacağız. Laf dinlemiyorlar; dinleselerdi, Kofi Annan’la biz bu işi çözerdik. Annan planında biz her şeyi kabul ettik, ama onlar sattı. Referandumda verdikleri söz neydi, ne yaptılar? Biz evet dedik, onlar hayır dedi. Onları tuttular AB’ye aldılar bizi dışarıda bıraktılar. Bundan sonra bizim için orada kendi ilan ettiğimiz reçete ne ise biz bu reçeteyi uygulamaya koyarız.”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM açılış töreni öncesi bir dönemde yapmış olduğu bu önemli açıklama Türk tarafının Kıbrıs konusunda bir reçetesi, dolayısı ile yeni bir yol haritası olduğunu da gündeme getirmiştir! Sayın Erdoğan’ın, “Kusura bakmasınlar, biz orada asker sayımızı azaltmayacağız. Artıracağız, azaltmayacağız.” şeklinde yapmış olduğu açıklaması önümüzdeki döneme ilişkin önemli ipuçları vermektedir!

 

BM Açılış Töreni’nde New York’ta ne gibi gelişmeler yaşanıp yaşanmayacağını önümüzdeki günlerde hep birlikte yakından takip edeceğiz. Rum medyası uzunca bir süredir kamuoyunda beklentileri yükseltecek yönde maksatlı şekilde yayınlar yapmaya devam ediyor! Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bundan sonra bizim için orada kendi ilan ettiğimiz reçete ne ise biz bu reçeteyi uygulamaya koyarız.” sözünü hiç kimse yabana atmamalıdır…