Maalesef Türkiye’de gündem seçimlere kilitlenmişken Türkiye’nin misyon coğrafyasında çok önemli hadiseler yaşanmaktadır. Polonya’da 11-13 Mayıs 2007 tarihleri arasında Polonya, Ukrayna, Azerbaycan, Gürcistan ve Kazakistan’ın katılımıyla enerji zirvesi gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Bu zirve bir çok açıdan “Rusya karşıtı” zirve olarak adlandırılabilirdi. Ancak Putin’in ikna turu neticesinde Kazakistan’ın bu zirveye katılmayacağını açıklamıştır. Polonya’da enerji zirvesi toplanırken Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin de Türkistan ülkelerine enerji gündemli bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

 

Putin’in Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine gerçekleştirdiği ziyaret bir çok açıdan Türkiye’nin politikaları ile çakışabilecek niteliktedir. Bu ziyeretin en önemli neticelerinden birisi olarak Kazakistan’ın Burgaz-Dedeağaç Hattına Petrol Vermesi için Rusya tarafından iknaya çalışılmasıdır. Bu durumda Bakü-Tiflis-Ceyhan Hattı’nın mevzi kaybetmesine sebep olabileceği gibi daha proje aşamasında olan Samsun-Ceyhan’ın şansı ise tamamıyla “ölü doğmasına” sebep olabilir.

 

Putin-Nazarbaev ve Berdimuhammedov arasında bir doğal gaz zirvesi de yapılmak istenmektedir. Bu zirvede Türkmen ve bölge gazının Rusya üzerinden Batı’ya aktarılması konuları görüşülecektir. Bu durumda Türkiye’nin Avrupa karşısında bir enerji köprüsü olması için Nobucca hattı ve Trans-Hazar Doğal Gaz Boru Hattı projesi de tehlikeye girecektir.

 

Bu ziyaret esnanda fiili olarak gündeme gelebilecek konulardan birisi de “Gaz OPEC”idir. Uzun süredir bazı Arap ülkeleri ve İran’la gündeme gelen ve Rusya’nın fazla ciddiye almadığı konuyu Kremlin’in aslında BDT ülkeleri ile beraber gerçekleştirmek istediği düşünülmektedir. Bu ziyaret esnasında bu konunun gündeme gelmesi ihtimali yüksektir.

 

Orta Asya’dan Çin’e doğru giden enerji nakil hatlarına Moskova’nın katılımı da yine bu ziyaretlerin ana gündem konularındadır. ABD’nin önce Orta Doğu ve sonra da Orta Asya’ya girerek yakın gelecekteki muhtemel en büyük rakibi olabilecek Çin’e gidecek enerji nakil hatları zerinde egemenlik sağlamak ve dolayısıyla da Çin üzerinde etki kurmak çabalarının şimdi Rusya tarafından kurulmak istendiği görülmektedir.

 

Özbekistan şimdiye kadar Türkistan bölgesindeki enerji oyununa katılmamakla beraber aslında doğal gaz kaynakları bakımından Türkmenistan’a yakın miktarda rezervlere sahiptir ve önümüzdeki dönemde bu oyunun içerisinde güçlü oyunculardan birisi haline gelecektir. Özbekistan’ın 11 Eylül sonrası ABD ile yaşadığı balayının erken bitmesi sonucunda ülkedeki ABD üslerini tavsiye etmiş ve batı ile adeta boşanma noktasına gelmişti. Bu sebeple Özbekistan bugün Rusya alternatifi ile yoluna devam etmek durumundadır. Bu sebeple de Özbekistan Rusya ile enerji anlaşmaları imzalamaktadır. Bu anlaşmaya göre Özbekistan’daki zengin Şahpatı doğalgaz yatakları 15 yıllığına Rusya’nın kullanımına verilmiştir. Diğer taraftan başta LukOil olmak üzere Rus petrol şirketlerinin Özbekistan’da petrol arama ve çıkarma işlemlerine büyük bir ilgi gösterdikleri ve hatta LukOil’in bu yetkiyi aldığı da bilinmektedir.

 

Türkiye bölgede mevzi kaybetmektedir. Kısır siyasi iç çekişmeler, seçim tartışmaları ve suni gündemlerle Türkiye tarihi misyon bölgesinde oynanan oyunların dışında kalmaktadır. Dış politika yapıcılar Cumhurbaşkanlığı sevdasında, iç politikanın dış politik ayakları tamamıyla suni gündemlere kilitlenmiş durumdadır. Türkiye iktidar partisi ile ana muhalefet partisi arasında sıkıştırılmış durumdadır. İç politikada elbet dengeler yerine otura/oturtulabilir. Ancak dış politikada iç politikanın bu durumu sebebiyle kaçırılan fırsatların ikamesinin son derece güç ve neticesi ülke için çok ağır olduğu unutulmamalıdır.