Terör örgütü PKK’ya Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Milli İstihbarat Başkanlığı’nın (MİT) operasyonuyla büyük bir darbe indirildi. PKK elebaşı Cemil Bayık’a en yakın isimlerden biri olan Rıza Altun ve beraberindekiler Kandil’e yapılan hava harekatında vuruldu. Harekat sonucunda PKK’nın dış temaslarını koordine eden terörist Mikail Özdemir ve örgütün sözde Dış İlişkiler Komitesi’nde faaliyet gösteren Emrullah Dursun’un da aralarında bulunduğu üst düzey terör örgütü mensuplarının etkisiz hale getirildiği belirtildi.

 

Kandil’de PKK’nın üst kadrosuna yönelik hava operasyonunu Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

“Türk Savunma Sanayiinin Geldiği Noktayı İspatlaması Açısından Oldukça Önemli”

 

Öncelikle şunu vurgulamak gerekir; bu tür ‘yüksek değerlikli hedef’ operasyonları, üreteceği etki ile ciddi hassasiyetler taşır. Başarı çok zor elde edilebilen verilere, hedefin düşünce, davranış ve reflekslerini doğru analiz edebilmeye, gerçek zamanlı verilerin operasyon odasına doğru ve zamanında akışına, anlık değişkenlerin doğru okunmasına ve karşı etkiye, hedefin ve hedefin içinde bulunduğu alanın izolesine, İKK etkinliğine ve en nihayet teknik imkan ve kabiliyetlerinizin kapasitesine, vurucu/kırıcı gücünüzün doğru ve isabetli kullanılmasına bağlıdır. Yani filmlerdeki ya da dizilerdeki gibi değildir. Yani birileri ya da bir şeyler kuyruğunuza teneke bağlamaya kalkabilir. Yani yanlış bir şeyler yapar ya da işler yanlış giderse madara olduğunuzla kalıverirsiniz.

 

Bu operasyon, insana ve sahaya dayalı istihbarat ile teknolojik imkân ve kabiliyetlerin/vuruş/isabet gücü ve kapasitesinin ulaşmış olduğu seviyenin ispatı/tekrarı ve teyidi açısından son derece önemlidir. Devletin farklı kurumları TSK ve MİT arasındaki kontrol ve koordinasyonun nasıl bir etkiye dönüştüğünü ispatlayan bir denklem olması nedeniyle de son derece önemlidir. Bir yanıyla, örgütün moral ve motivasyonunun, hiyerarşisinin, hafızasının ve ilişkiler ağının parçalanmasının yanı sıra örgütü himaye eden güç odaklarına da verilen ince bir mesaj olması nedeniyle de özel bir anlam taşımaktadır. Bir diğer yanıyla da milli teknolojinin bu şekilde yüksek değerlikli bir hedefte yani son derece hassas bir operasyonda kullanılması, Türk savunma sanayiinin geldiği noktayı ispatlaması açısından oldukça önemli bir değer taşımaktadır.

 

“ABD’nin Usame Bin Ladin’e Düzenlediği Operasyonla Eşdeğer”

 

Hatıralarınızı zorlarsanız, ABD’nin yıllarca köpürterek anlattığı Usame bin Ladin’e düzenlenen operasyonun da benzer bir nitelikte olduğunu görürsünüz. ABD, hala yapmış olduğu film ve dizilerde buna göndermelerde bulunmaktadır. Bu operasyon, o operasyonlarla eş değerdir, ama ilk ve tek değildir. İlki, yani eş-benzer operasyon 15 Ağustos 2018’de Sincar’da yapılmıştı, TSK ve MİT aynı şekilde müşterek bir operasyonu icra etmişler, PKK’nın Sincar sorumlusu (kod) Mam Zeki Şengali’yi etkisizleştirmişlerdi. Bu anlamda operasyon başarının tesadüf olmadığına dair de çok büyük bir ispat barındırıyor içerisinde.

 

Operasyonun yapılış şekline gelirsek, sürekli hareket halinde olan hedeflere karşı bu tür operasyonlar son derece zordur. Özellikle yer tespiti oldukça güçtür. Yeri tespit etmiş olsanız bile almış oldukları tedbirler nedeniyle bunların takip edilmesi, bunlarla ilgili koordinasyonun zaman planlamasının yapılması son derece ciddi belirsizlikler üretir. Bir başka yanıyla baktığımızda, operasyonun hem başarı olması noktasında hem de vurulan hedeflerin niteliği noktasında büyük değer taşımaktadır. Özellikle Rıza Altun, PKK içerisinde çok kilit bir role sahip; farklı zamanlarda hem İran sorumlusu hem Avrupa sorumlusu olarak anıldı. PKK’nın en üst düzeydeki ‘sözde’ Siyasi Komitesi’nde ve Dış İlişkiler Komitesi’nde de yer alıyor. Özellikle Dış İlişkiler Komitesi özel bir atıfı hak ediyor. Rıza Altın PKK’nın istihbarat servisleriyle olan bağlantılarda çok kritik ve önemli bir role sahip. Uyuşturucu, dolayısıyla kanlı ve kirli ara ve fonlamalara da bakıyor. Rıza Altın’la beraber olanlar da benzer ve hemen alt rollerde. Böylece net bir sonuç; örgüt içerisinde üst düzey konumlarda bulunan ve örgütün dış bağlantılarıyla ilgili kilit rollerde olan bu kişilerin bu şekilde etkisizleştirilmesi büyük değer taşıdıkları ortaya çıkıyor.

 

“Suriye’de Kurulmaya Çalışılan Denklemlere Dair İnceden Bir Mesaj”

 

Terörün kendileri içerisinde bir hiyerarşisi var. Bu hiyerarşideki en üst düzeydeki kontrol, koordinasyon ve karar verici pozisyonunda olan kişileri etkisizleştiriyorsunuz. Yani bir kere terörün bundan sonra ortaya koyacağı siyaset ve stratejinin engellenmesi ve sekteye uğratılması adına veya bozulması adına büyük bir değer taşıdığı kesin. Aslında bir anlamda Türkiye’nin ortaya koymuş olduğu etki açısından terörü ve terörü himaye edenlere, besleyenlere dair çok anlamlı çok stratejik bir seviyede bir kamu diplomasi etkisi olduğunu ifade etmek gerekiyor. Yani bu anlamda Suriye’de kurulmaya çalışılan denklemlere dair de inceden bir mesaj gönderilmiş oldu. Hatta Golan Tepeleri ile ilgili alınan kararlar sonrasında çok anlamlı bir gönderme olduğunu ifade etmemiz gerek. Golan Suriye’nin üniter yapısının parçalanmasına dair bir gövde gösterisidir. Bu anlamda da Türkiye’nin ortaya koymuş olduğu etki, Suriye’nin üniter yapısının devamı adına da karşı gönderme olduğunu da ifade etmek gerekir. Özetle, TSK ve MİT’in bu müşterek operasyonu, Türkiye’ye rağmen alınan kararlara, adaletsiz, hukuksuz ve haydut uygulamalara inceden bir karşılık oldu, iyi de oldu.