PKK terör örgütü mensuplarının bir kısmının gruplar halinde dağdan inmesi süreci başladı. Bu aslında sürpriz bir gelişme değildi. Bir süre önce TÜRKSAM’da yaptığımız bir toplantıda yakın bir zamanda dağdan gruplar halinde PKK’lı teröristlerin inmesine şaşırmamak gerekir tespitinde bulunmuştuk. Bu öngörüde bulunurken elbette ki, bazı verilere dayanıyorduk. Bu verileri şu başlık altında toplayabiliriz.

 

1.      Kürt Açılımı’nın kamuoyunda destek bulabilmesinin ve sürdürülebilir olmasının ve oldukça hassas olan bu konunun kamuoyunda hükümete tepki olarak dönmemesi için PKK’lı teröristlerin teslim olması gerekiyordu. Açılımı planlayanların bu teslimi de planladıkları mantıksal bir sonuçtur.

 

2.      ABD Kürt Açılımı’na açıkça destek vermektedir. ABD’nin de yukarıda bahsedilen gerçeği gördüğü ve paketler halinde teslim olma sürecini desteklediği görülmektedir.

 

3.      Her ne kadar muhatap almıyoruz dense de PKK Terör Örgütü Elebaşısı Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine teslimatlar başlamıştır. Öcalan bu yönde çağrıda bulunacağının işaretlerini vermekteydi.

 

4.      PKK Terör Örgütü’nün Türkiye siyasi kolu olarak faaliyet gösteren Demokratik Toplum Partisi (DTP)’nin bu süreci bir siyasi şova dönüştürme gayretleri devam etmektedir.

 

5.      PKK Terör Örgütü’nün elebaşlarını ABD’nin daha etkili dışlama metodu olan “uyuşturucu ticareti yapan tehlikeli şahıslar” ilan etmesi, Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nin artık PKK’ya ihtiyacının kalmaması ve hatta devletleşme sürecine engel olduğunun artık anlaşılması gibi sebepler de PKK’nın tasfiye sürecinin başlamış olduğunu göstermektedir.

 

Bilindiği gibi Barack Obama yönetimi Irak’tan çıkma takvimini açıklamış ve bu yönde planlamalara başlamıştır. ABD’nin Irak’tan güvenli bir şekilde çekilmesini sağlamak için Irak’ın kuzeyinde istikrara ve Türkiye’nin desteğine ihtiyacı vardır. Ayrıca ABD yönetimi altında Irak’ta Devlet Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ile önemli bakanlıkları alan, ayrı bir askeri birlik kuran ve merkezi hükümete kafa tutan bir Kürt yönetimi uzun süreden beri hem Şii ve hem de Sünni Arapları hiddetlendirmekteydi. Araplar Kürtlere olan kızgınlıklarını çeşitli şekillerde dile getirmişlerdir ve aslında ABD’nin çekilmesini beklemektedirler. ABD çekilirken Irak’ın kuzeyinde oluşan Kürt devletçiğinin bölgede birilerinin himayesine verilmesi gerekmektedir. Bu rol için Türkiye biçilmiş kaftan olarak gözükmektedir. Ancak Türkiye’nin desteğinin kazanılması için PKK terörünün kısmen de olsa bitirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, PKK terör örgütü zaten misyonunu tamamlamıştır ve artık kuzeydeki devletçiğe zarar vermektedir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’deki Kürt Açılımı bir yönüyle de Kuzey Irak açılımıdır.

 

Bu açılım sonrasında Kandil’den Mahmur’dan indirilecek PKK terör örgütü mensupları eğer herhangi bir cezaya çarptırılmayacaklarsa bu demektir ki, yıllarca dağda yaşamış, askere kurşun sıkmış insanlar artık elini kolunu sallayarak aramızda dolaşacaklardır. Bu durumda terörü içimize taşımamız, adeta terör ithal etmemiz ihtimali ortaya çıkacaktır. Daha önce dağda olduğunu bildiğimiz teröristler artık Türkiye’nin her noktasına ulaşabileceklerdir. Önümüzdeki süreçte bu teröristler PKK ismi ile olmasa da başka paravan terör örgütleri vasıtasıyla eylemler yapabileceklerdir. Önümüzdeki dönemde PKK’nın eylemleri azalırken DHKPC gibi örgütlerin eylemlerinde bir artış olmasına şaşırmamak gerekir.

 

Yıllarca dağda yaşamış ve bu devlete düşmanlık etmiş insanların herhangi bir rehabilitasyona tabi tutulmaması, onların bundan sonraki yaşamlarında teröre devam etmemeleri konusunda bir önlem alınmadığı anlamına gelir. Rehabilite edilmemiş teröristler, toplum için tehdit olmayı sürdüreceklerdir. İnsanlar hep alıştıkları şeyleri yaparlar. Dağda sadece silah kullanan insanların eline bir kalem verip masa başına oturttuğunuzda veya eline bir iş makinası verip bir atölyeye koyduğunuzda bir süre sonra oradan sıkılacaktır. Dolayısıyla da bu insanların toplumla kaynaşması noktasında sorunlar ortaya çıkacak ve terörün farklı yüzünü yeniden gösterebileceklerdir.

 

Burada en önemli sorun, teröristlerin bir suça katılsın veya katılmasın, terör örgütünün parçası olmasına rağmen herhangi bir cezaya çarptırılmamasının veya affa uğramasının toplum vicdanında oluşturacağı derin yaradır. Bugün Türkiye’de öyle bir şehir yoktur ki, orada şehitlikler olmasın. Bu kadar evladı şehit olmuş bir toplumda PKK teröristlerinin “kahramanlar” gibi karşılanması, onları onlarca avukatın gönüllü savunmaları, halkın karşılama programına davet edilmesi ve bu teröristlerin de savaş kazanmış kahramanlar edasıyla hareket etmeleri devleti zafiyete sokar. Öte yandan toplumun geri kalanı bakımından da devlete bağlılık ve güven duyguları, dolayısıyla devletin otoritesini tanıma ilYıllarca her terör faaliyeti sonrasında devlet bürokratlarının şehit cenazelerinde “kanı yerde kalmayacak” türünden attığı sloganların da içinin boş olduğu da ortaya çıkacaktır. Elbette son tahlilde akan kanın durması mı yoksa bu türden kimilerine göre prosedürel bir yaklaşım mı diye sorulduğunda birçokları “annelerin gözyaşı dursun” söylemini ön plana çıkaracaktır.  Ancak terörün kısa vadeli bitirilmesi ve annelerin gözyaşlarının dindirilmesi amacıyla yapılıyor gibi gözüken açılım sürecini hızlandırma amacıyla girişilen bu paketler halinde teslim oluş sürecinin kullanılması, terörün siyasallaştırılması çalışması ve en nihayetinde terörist elebaşının “Mandelalaştırılması” gibi bir noktaya gidebilecektir. Bu, daha büyük bir kaosu ve çatışmayı doğurur. Teslim olma sürecinin basına yansıyış şekli de sürecin nereye gittiğini göstermektedir. TRT dışındaki birçok kanal PKK’lı teröristlerin teslim olma sürecini sadece PKK’lıların teslimi olarak geçmiş ve terörist sözünü kullanmak istememişlerdir. Unutmamak gerekir ki, Türk adaleti önünde aklanıncaya dek bütün örgüt üyesi ve mensupları teröristtir.