Bir gazetenin haberinde PKK’nın elinde bulunan SAM 8 Rus yapımı alçak irtifa uçaksavar füze radarlarının Tunceli Ali Boğazı’nda görev uçuşu yapan helikopterlerimize kilitlendiğini yazdı. Dikkatinizi çekmek için bir daha tekrarlamak istiyorum; radarların kilitlendiği mahal Anadolu’nun ortası kendi ülkemiz, kilitlenen radarlar ise bölücü terör örgütüne ait.

 

Geçen Mayıs ayında gerçekleştiği ifade edilen haber hakkında kimse herhangi bir açıklama veya yalanlama yapmadı.  2012 yılının ikinci yarısına girerken İsrail kaynakları Suriye Devlet Başkanı Esad’ın PKK’ı silahla destekleyeceği konusunu gündeme getirmişti. Anlaşıldığı kadarı ile bu ifade sözde kalmamış. Gerçekten Türkiye’nin Suriye’deki muhalifleri desteklemesine misilleme olarak Esad’da gerekli silah sistemleri ile PKK’ı teçhiz etme işlemine girişmiştir.

 

SAM 8 alçak irtifa tanksavar füze sistemi sekiz tekerlekli bir araç üzerine entegre edilmiş, füze lançerleri, füzeler, tespit ve takip radarlarını içeren komplike bir yapı. 500 km. menzile sahip, araç üstüne konuşlandırıldığından hareketli bir silah sistemi. Sistemin belirli bir süre bir mahalde mevzilenip daha sonra yer değiştirerek başka bir mevziye gitmesi son derece kolay. Bu bakımdan tespit ve imhası zor bir durum ortaya çıkmaktadır.

 

PKK’nın elinde bu sistemin varlığı ve kaç tane olduğuna dair umarız askeri ve istihbarat mercilerinde gerekli bilgiler vardır. Ancak akla bir takım sorular takılmaktadır.

 

  • Bu sistemler Türkiye Suriye sınırını geçerek anılan bölgelere nasıl geldi? Araçların Suriye’den çıkarak Tunceli ve çevresine gelmesi sırasında onca yolu teperken farkedilmemesi bir istihbarat zafiyetidir.  Daha sınırdan girmeden evvel tespit edilerek gerekli tedbirlerin alınması ve sınırı geçer geçmez ele geçirilmesi gerekmez miydi? Anlaşıldığı kadarı ile silahlı kuvvetlerin bu konuda bir bilgisi yok, çünkü olsaydı imha için faaliyete geçer ve daha da önemlisi savaş uçak ve helikopterlerini bunların varlığı konusunda bilgilendirir ve elektronik karşı tedbirlerin alınması konusunda doktrine ederdi. Pilotlar kaza ile farkına varmışlar ve şaşırmışlar gibi bir görüntü var haberde.

 

  • PKK’nın bu şekilde silahlanması ve düzenli bir ordu haline gelmesi durumu otoriteler tarafından farkedilmiş midir? Egemen bir ülkenin sınırları içinde başka bir silahlı güç pervasızca senin uçak ve helikopterlerine kilitleniyor ve ben buradayım sinyalini veriyor. Bu bölgede egemenlik haklarının düpedüz delinmesi anlamına gelmektedir. Bölgeyi kontrol edmiyorsunuz ben buradayım demektir. Ülke egemenliğinin ve sınırlarının bölünmezliği konusunda ne kadar kırılgan olduğumuz konusunda dış ülkelere hiç arzu etmediğmiz emarelerin verilmesi açısından son derece vahim bir durumdur. Ülke içinde kendi arazini ve hava sahasını kontrol edemez bir pozisyona düşüyorsun.  Ne acı bir durum.

 

  • Irak kuzeyindeki Kürt yönetimi bağımsızlık için referandum hazırlığı yapmaktadır. Muhtemelen bunun ertesinde Irak merkezi hükümeti ile bir çatışma içine girecektir. PKK böyle bir çatışmada bu sistemleri Kürt bölgesinin silahlı gücünü desteklemek için kullanabilir. Bu durumda Türkiye dış politikada istenmeyen bir durum ile karşı karşıya kalabilir.

 

  • İçeride ise Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası açılım konusunda arzu ettiği sonuçları bulamayan PKK elindeki gücü kullanarak yeniden bir çatışma dönemi başlatabilir ki; görüldüğü kadarı ile bilinçli bir şekilde bu tür bir harekata hazırlanıyor. Düzenli ordu, etkin silah sistemleri ile donanım konusunda oldukça istekli ve planlı bir yapılanma içinde olduğu izlenimi vermektedir. Bunun daha da ötesine örnek; Irak Kürt Yönetimi’nin ortaya koyduğu tavırdır. Bu konuda ülkenin bütün mercileri son derece müteyakkız olmalıdır. Ancak, SAM 8 sistemlerinin ortaya koymuş olduğu emare otoritelerin bu konuda zafiyet içinde olduğu izlenimidir.

 

Sonuç olarak, Tunceli bölgesinde bir radarın kendi uçak ve helikopterlerimize kilitlenmesi egemen bir ülke sınırları içinde başka bir egemen gücün varlığının ifadesidir. Türkiye Cumhuriyeti bu konuda en ufak bir terddüt göstermeden gereğini yapmalıdır. Açılımın siyasi olarak sürdürülmesi, ülke içinde başka bir silahlı gücün pervasızca güç gösterisi yapmasına neden olmamalıdır.