Tıpkı Kandil’e askeri operasyon yapılacağı söylentilerinin dolaştığı bugünlerdeki terör olayları gibi 2007 sonbaharında da askeri harekât tartışmaları yapılmış ve terör olayları yaşanmıştı. Tarih okumamız için ısrarla önümüze yine aynı sayfayı açıyor. O günlerde terör saldırıları ve PKK faaliyeti hakkında gazetelerde yer alan sayısız haberlerin her biri diğerinden önemliydi. Bunlardan sadece birisi bile Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlikeyi anlatmak için yeterliydi. Bu haberde; Habur’dan giriş yapan beşi tıp öğrencisi, ikisi kurye yedi PKK’lının yakalandığı bildirilmekteydi. PKK’lıların üzerlerinde çok sayıda cep telefonu, sim kartı, banka ve kredi kartları da ele geçtiği haberi verildi. Sıradan biri için önemsiz olan bu gerçekle PKK’lı teröristlerin banka ve sim kartıyla parayı da uzaktan kumandalı bombayı da ustalıkla kullandığı görüldü.

          

PKK, yine o günlerde uygun bulduğu bir yerde önce taciz ateşi açıp kaçmak ve böylelikle dikkatleri başka yöne çektikten sonra asıl hedef olan karakola saldırmak, devriyeleri pusuya düşürmek gibi taktik eylemler gerçekleştirmekteydi. Bu eylem türünün 1970’lerde İsrailli özel harp uzmanlarının Barzani’nin peşmergelerine öğrettiklerinin tıpkısı olduğunu hatırlatmakta yarar var. Bir başka faaliyetle Eylül 2007’de sözde ateşkese son verdiğini açıklayan örgütün mayınlı eylemlerinde büyük ölçüde bir artış oldu. Dahası mayınların en isabetli zamanda patlatılması için cep telefonlarını uzaktan kumanda olarak kullandıkları belirlendi.

 

Bizim ülkemizde terörün cep telefonunu kullanarak birçok insanın canını alması hiç de şaşırtıcı değildir. Zira en ücra yerleşim birimlerinde bile hiçbir şekilde kimlik bildirmeden sim kartı almak son derece kolaydır. İnsanın can güvenliğinin ve demokratik haklarının, uygulanmasında asla taviz verilmeyen yasalarla korunduğu batı ülkelerinde, böyle bir uygulama hayal dahi edilemez. Çünkü kimlik bildirmeden sim kartı almanız mümkün değildir! Başarsanız bile önce kısa mesajla uyarırlar, bu uyarıya rağmen kimlik bildirmemekte inat ederseniz sim kartınız kullanıma kapatılır. Bizim gibi demokratik hak fukarası ülkelerde ise isterseniz eşinizi-dostunuzu aramakta, isterseniz mayını patlatıp can almakta kullanabilirsiniz.

Dönelim 2007’ye… Siyasi ve sivil PKK’lılar Türkiye’nin olası bir K. Irak harekâtını engellemek üzere içte ve dışta kamuoyu ve diplomatik baskı oluşturmanın gayreti içersindeydi. Aralarında haberleşmeleri ve halkı kışkırtmaları görevini ROJ TV müthiş bir tempoyla görevini yerine getirmekteydi. Türkiye’de yasaklı olduğu halde elinde kamerayla kâh Diyarbakır’dan, kâh Ankara’dan bağlanan muhabirler canlı yayınla, örgütün en uçtaki birimine bile anında haber uçurmaktaydı. PKK’nın tüm birimlerinin istihbaratın, propagandanın etkili bir şekilde kullanılmasında zamanın öneminin bilincinde olduklarından şüphe yoktu.

Geldik günümüze… Yine ateşkes sonrası bir dönem… Bu kez taktik eylemlerin niteliğinde de, kullanılan malzemede de, istihbaratın derlenip, kullanılmasında da PKK’nın zamanı boşa geçirmediği görülüyor. Hatta bu defaki gelişmişlik, değil arkasından gitmek, teknolojiyi yakalamak anlamına gelmektedir. Öyle ki artık cep telefonunu uzaktan kumanda olarak kullanmıyor. Mayınlar da eski mayınlar değil. Afganistan’da, Irak’ta Amerikan askerlerine ağır kayıplar verdiren Improvised Explosive Device-IED adı verilen ve büyük ustalığı gerektiren patlayıcılar PKK’nın elinde oyuncak basitliğine dönüşmüş durumda. Değişik patlayıcılarla imha gücü arttırılan ve eylem yerinde hazırlanan IED’nin patlatılması içinse basit bir uzaktan kumandanın yeterli olduğu öne sürülüyor.

 

İstihbarat ve eylem konusundaki ustalıkları sayesinde terörle yatıp-kalkan Türkiye’nin başbakanının geçeceği güzergâhı öğrenip pusu atacak kadar cüretkâr davranmaktalar. Rütbeli, rütbesiz gencecik polislerin, askerlerin şehit edildikleri eylemlerde taktik gereği önce asılsız bir ihbar yapılıp, ardından bölgeye çekilen güvenlik görevlilerinin üzerlerine kalleşçe ateş açmaktalar. Sadece tek bir ana caddesi bulunan avuçiçi kadar ilçelerde, güpegündüz sokak ortasında yılan sinsiliğinde arkadan yaklaşarak askere suikast eylemi yapabilmekte, sonra da yine herkesin birbirini tanıdığı yerde arkalarında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolabilmekteler! Askeri veya polis devriyesinin hareket tarzları konusundaki isabetli belirlemeleri sonucunda geçiş noktalarına, mayın döşeyip patlatarak büyük kayıp verdirmekteler. Güvenlik güçleri araçlarının zırhını ne kadar güçlendirirse teröristler de o ölçüde tahrip gücü yüksek patlayıcılar kullanmaktalar. Birkaç yüz kilo patlayıcıyı geçiş güzergâhına yerleştirip, yüzlerce metre uzunluktaki kabloyu döşeyebilmekteler. Yerleşim birimlerinde güvenlik güçlerinin günlük alışkanlıkları ve hareket tarzları konularında doğru ve kesin bilgiler derlemekteler. Kent merkezlerindeki polis noktalarına çeşitli hileleri kullanarak sokulmakta, önceden belirledikleri anlaşılan noktalara otomatik silahlı, roketli saldırılar gerçekleştirmekteler. Yıllardır uğraştığı halde tasfiye etmeyi başaramadığı koruculuğu ikna veya baskı yoluyla işlemez hale getirmeye çalışıyorlar. Yerleşim birimlerinin merkezine otomatik silahları ve teröristleri sokmakta, eylemi gerçekleştirdikten sonra hızla ve kayıpsız bir şekilde uzaklaştıkları planlar yapmaktalar. Yerleşim birimleriyle çevrelerinde güvenlik güçlerine yönelik eylemlere bakıldığında sivil PKK’lıların alan istihbaratını başarıyla gerçekleştirdikleri, eksiksiz bir şekilde ve eylem birimleriyle aksamayan bir koordine içinde kullandıkları anlaşılmaktadır. Kaçakçılıktan ele geçen silahların çokluğuna bakıldığında ve PKK’nın üst kademelerinin tehditleri dikkate alındığında kentlerdeki örgüt mensup ve yandaşlarını silahlandırdıkları gerçeği ortaya çıkmaktadır.

 

PKK uzunca bir aradan sonra bölgedeki ekonomik hayata da saldırmaya başladı. 1986 yılından itibaren bir süre bölgedeki şantiyelere, maden işletmelerine saldırıp, sonraki yıllarda bu eylem türünü terk etmişti. O yıllardaki eyleminin amacı haraç almak ve bölgenin kıt kanaat işleyen ekonomisine zarar vermekken bugünkü amacı çok daha farklıdır. Bölgede stratejik üstünlüğü ele geçirdiğine inanan PKK, işletmelerin artık kendisini muhatap almasını, DTK doğrultusunda bölge yönetiminde söz sahibi olduğunu göstermeye çalışmakta.

 

Serhıldan adını verdiği toplumsal eylemlerle halkı sokağa dökmede, Marksist-Leninist ideolojiden etnisite temelli örgütsel yapıya geçişte Filistin’i taklit eden PKK, benzeri bir şekilde Arap Hareketinin izinden gitmeye çalışıyor. Arap Hareketinde sosyal paylaşım sitelerinin önemini kavramış olarak aynı yolla haberleşmekte. Sanal ortamda buluşan örgüt mensupları izleyecekleri yol konusunda hızla örgütlenmekte ve talimat alıp-vermekteler. Konuları ele alışları sırasında BM ve diğer uluslararası kurumları etkilemek üzere diplomasi ve politika bilgisiyle hareket etmekteler. Bir örnekle anlatırsak; örgütün propaganda ve dış ilişkiler bölümleri TSK’nın Kandil operasyonunun sivilleri de kapsadığı, buna karşılık Tunceli’de eşiyle birlikte şehit olan öğretmenin ölümünün ise eylem sırasında istenmeyen bir olay olduğu, PKK’nın sivil can kaybı olmaması için dikkatli hareket ettiği şeklinde ele alıyorlar. Bundaki amaçları belli; ileride BM ve benzeri uluslararası kurumlara yapacakları başvurularda faaliyetlerinin bir terör faaliyeti değil meşru bir savunma olduğu şeklindeki savunmalarına dayanak olarak kullanacaklardır.

 

İran’la PJAK arasında ateşkesi sağlayan PKK, Türkiye’nin olası bir harekâtına karşı bütün güçlerini bir araya getirmeye çalışıyor. Karşı koyma konusunda Türkiye ‘de cephe açmayı planlayan Kandil, tarihin hiçbir döneminde sahip olmadıkları büyük bir fırsatın önlerinde bulunduğu vurgulamasıyla kentlerdeki örgüt birimlerine verdiği talimatlarda;

 

– örgüt diliyle fedai eylemi olarak ifade edilen intihar bombacılarını harekete geçmeye çağırıyor,

 

– Tamil Kaplanları gibi yok edilmemeleri için Vietnam modeli direniş eylemleri gerçekleştirmelerini, halkın ve gençliğin gösteri eylemleri sırasında dağılmayıp, güvenlik güçlerine direnmeleri,

 

– saldırıların hedef olarak belirlenecek ekonomik ve turistik noktaları da kapsaması, ormanların kundaklanması,

 

– eylem için tek bir bıçağın bile kullanılabileceği hatırlatılarak çarşıda, sokakta hiçbir devlet görevlisinin güvende olmaması,

 

– Güvenlik güçlerine karşı koymak üzere yaralayıcı ve öldürücü hiçbir aracın kullanılmasından kaçınılmaması ve bu hedef doğrultusunda gerekli olan araçların önceden hazırlanması isteniyor.

 

Üslendiği alanda, siyasette ve uluslararası ilişkilerde sıkışık durumda olan PKK’nın tehditleri ciddidir. Kırsalda ve yerleşim birimlerindeki eylemlerin etkisi ve planlamadan, gerçekleştirilmesine kadar olan tüm aşamalardaki ustalığının dikkate alınması bunun anlaşılması için yeterlidir.