KARAYILAN, PKK’nın sözde eylemsizlik içerisinde olduğu bahar aylarında Çukurca’da askere, polise görev yaptırılmaması çağrısı yaptı. Yetinmedi Mayıs ayında Çukurca ve Uludere’deki askeri birliklerin PKK’ya saldırmamalarını, aksi takdirde karşılığını fazlasıyla vereceklerini söyledi.

          

Sonra, ilçe merkezinde polise mayınlı tuzak, sabah görevlerine gitmek üzere evlerinden çıkan biri astsubay, diğeri uzman çavuş iki askerin kahpece vurulması, Hakkâri-Çukurca karayolunda yüzlerce kilo patlayıcıyla hazırladığı mayınlı eylemde on askerin şehit edilmesi eylemleri geldi. Yerel kalan diğer eylemler bunlara dahil değil.

          

Kandil ne diyorsa PKK uyguluyor. Şimdi 2012’de Hakkâri bölgesinde hakimiyetini ele geçirmeyi, Diyarbakır’ı dışilişkiler ve siyaset merkezi haline getirmeyi hedefliyor.

          

PKK eski PKK değil…

          

Geçmişte, akşam saat 20’den sonra ortalıkta dolaşmaya korkan PKK, şimdi gece saldırıyor ve gün ışıdığı halde çatışmadan çekilmiyor. Askere, polise saldırırken gücünü onlardan üstün gördüğü muhakkak. Birkaç yıl öncesine kadar bu mevsimde barınak hazırlıklarına girişir, özellikle de barınak bölgesinde dikkat çekici her hareketten kaçınırdı. Şimdi kışı barınakta geçirmemek üzere bütün gücüyle ve her alanda saldırıyor.

           

Geçmişte bir helikopter havalandığında, askeri birlikler kışladan çıktığında gittikleri yöne haber uçurulurdu. Bu da bir istihbarattı ancak pasif ve savunmaya yönelik bir istihbarattı. Şimdi ise saldırıya yönelik istihbarat yapıyor.

          

Teröristler cari istihbarat yapıyor. Bizzat yaptıkları anlık gözetlemeler ve yerleşim birimlerinde düzenli çalışan istihbarat unsurlarıyla elde ettikleri bilgileri anlık eylemlerde kullanıyor.

          

Geçmişte korucularla karşılaşmaktan kaçınırdı. Şimdi ise Çukurca yolundaki pusu eyleminde olduğu gibi bazı korucuları eylemlerine ortak ediyor.

          

Artık zorla kırsala çıkarılan, sevdiğini alamayan veya işsizlik bunalımla PKK’ya katılan köylü gençlerden kurulu bir PKK yok.

          

Kırsalda koordinasyonu bilen, stratejik-taktik planlamalar yapabilen silahlı teröristler var. Şehirlerde yaşayan, lüks otel lobilerinde oturmasını bilen, alış veriş merkezlerinin kalabalığına alışık kısaca şehirlerin koşuşturmacasından ürkmeyen, giyimiyle, davranışıyla, konuşmasıyla şehirli gençlerden kurulu bir örgüt var.

          

PKK eskisi gibi saklanmıyor. Saldırıya geçmeden günler önce göstere göstere toplanıyor. Saldırılacak hedefin civarındaki köylüler, mahalleliler tavırlarıyla haber veriyorlar.

          

Geçmişte irtibat ve muhabere büyük ölçüde canlı kuryelerle sağlanırdı. Bugün ise internetle, cep telefonuyla, uydu üzerinden haberleşmeyle irtibat kuruyorlar. Günün teknolojisine sahip oldukları için de sayıları yüzlerle ifade edilen teröristlerce gerçekleştirilen eylemlerde irtibat ve muhabere engeliyle karşılaşmıyorlar. Dağlar, vadiler, geçitler haberleşmelerine engel değil artık…

          

Sözde ateşkeslerle geçen döneme kadar PKK’nın böylesine sayıca kalabalık ve ağır silahlarla gerçekleştirdiği saldırılar çok değildi. Silahlı saldırılarının büyük bölümü taciz ateşi ve pusu eylemleriydi. Şehitlerimizi saldırının ilk açılan ateşinde veriyorduk. Dolayısıyla şehit sayımız az oluyordu. Ancak şimdi artık saldırı eylemleri belirli bir planlama dahilinde askere, polise olabildiğince kayıp verdirmek için yapılıyor. Çatışma süresini istediği gibi uzatıyor. Ateş açıp geri çekilmiyor. Çatışma süresince saldırıyor, askeri savunmada kalmaya mecbur ediyor ve mevzilerine kadar ilerleyerek şehit sayısını arttırıyor. Gelecek takviyeden korkmuyor.

          

Asker de polis de öğretmen de görevini sonuna kadar yapıyor. Hattâ sadece onlar görev yapmıyorlar. Aileleri de onlarla birlikte! Bazıları eşlerinin, babalarının yanında, bazıları da memleketlerinde ama canlarının hep yanında onlarla birlikte aynı korkuyu, aynı endişeyi, aynı mahrumiyeti yaşıyorlar.