Bir terör örgütünün demokratikleşmesinin kozmetik olmaktan öteye gitmeyeceği tartışmasız bir gerçektir. Bu değişimin görünüşte olmasına rağmen “demokratikleşme” sürecinde örgütün ve ilgili tarafların en çok konuşacakları konunun sosyal ve siyaset içerikli olması gerekir. Ancak söz konusu PKK olunca tüm olağan gelişmeler bambaşka bir yönde sürüyor. Adı demokratikleşme olan bu süreçte biz en çok PKK’nın silahlanma ve tehdit olma faaliyetlerini duyuyoruz.

 

Silahlanma girişimleri sırasında Avrupa’yı ve özellikle Fransa’yı üs haline getirmiş olması PKK’ya yetmiyor. Çünkü her türlü silaha ihtiyacı bulunuyor. Dünyanın en büyük silah kaçakçılığının merkezi olan Orta Doğu ile buradaki yozlaşmış iktidarlara, yönetimlere ve örgütlere de ihtiyacı bulunmaktadır. MİT’e atfen duyurulan terör örgütünün vx sinir gazı temin ettiği haberi buna örnektir. Hatırlayalım; haber, sinir gazının Kandil’in talimatıyla Suriye’den sağlandığı şeklindeydi.

 

Uzmanlara göre; vx sinir gazı (vx nerve gas- methylphosphonothioate) en zehirli gaz olması nedeniyle son derece tehlikeli kimyasal bir silahtır. En büyük üreticiler olan Rusya ve ABD 1960’larda üretime son vermişlerdir. Solunum yoluyla etkileyip bir insanı saniyeler içinde öldürmesi için 30 mg vx yeterlidir. Bir şehrin üzerine havadan serpilerek kullanıldığında milyonlarca insanı öldürebilecek kadar etkilidir. Mısır, Sudan, Suriye ve Irak gibi her an kullanılabilecek olayların patlak vereceği ülkelerde vx sinir gazı bulunuyor. Ayrıca, Orta Doğu’nun terörist örgütleriyle ilişkili olmaları gazın kolaylıkla çok daha tehlikeli ellere ulaşacağı endişesini doğurmaktadır.

 

PKK’nın böyle bir kimyasal silaha ilgi duyması konusuna gelince: Üretimi veya hazır olarak satın alınması halinde piyasa fiyatının yüksek olduğuna şüphe yok. Zaten yüksek olan fiyat silah kaçakçılarından alınırsa haliyle on katına kadar çıkabilecektir. Bunun anlamı da birkaç milyon dolar olacaktır. PKK’nın son zamanlarda uyuşturucu kaçakçılığındaki büyük artışın daha çok paraya duyulan ihtiyaçtan kaynaklandığını, silah ve eylem gücünü artırmaya yönelik girişimlerini daha önceki yazılarımızda kaleme almıştık. EID patlayıcılar, Anti-tank güdümlü silahı (ATGW), hava ve zırhlı yer hedeflerinde etkili hale getirilen modifiye silahlar şu anda terör örgütünün sahip olduğu yüksek silah gücüdür.

 

Kaynağına bakarak haberin kuvvetle muhtemel doğru olduğunu değerlendirmeliyiz. Öyleyse onca güvenlik ve para külfetine rağmen PKK’nın neden vx sinir gazını temin ettiğini düşünmeliyiz. Terör örgütünün sinir gazını kitle imhası amacıyla kullanacağını düşünmek pek mantıklı olmayacaktır. Çünkü böyle bir hareketin yaratacağı tepkinin büyüklüğünü kaldıramayacağının farkındadır mutlaka. Diğer taraftan gazı hedefe göndereceği silah sistemlerinden mahrumdur. Bu durumda kullanamayacağı bir silahı neden büyük paralar ödeyerek aldığı sorusu akıllara gelecektir. Bir terör örgütü için tehdit gücünü olabildiğince yüksekte tutmak son derece önemlidir. Tehdidin birinci kaynağıysa sahip olduğu eylem gücüdür. Silah, mühimmat ve militanlarının nitelikleri bu gücü belirler. Eylemleri için olduğu kadar hedef güçle yapılan pazarlıklarda zorlayıcılık hatta belirleyicilik rolü sağlar. Bu bakımdan PKK’nın sinir gazını saklı tutmakla birlikte her an ortaya süreceği bir pazarlık kozu olarak kullanmayı düşündüğünü söyleyebiliriz. Bir diğer ihtimal olarak örgütün gazı daha küçük nokta hedeflere karşı kullanabileceğini de ele almak zorundayız. Ve eğer kimyasal gaz silahını kullanmakta kararlı ise gerekli olan silah sistemlerini de almak zorunda kalacaktır. Neticede amacı ne olursa olsun bugün karşımızda bizim bildiğimizden daha tehlikeli bir terör örgütü bulunuyor.

 

Her türlü olumsuzluk altında bile hiç bozulmayan Suriye dostluğu başlıca güç kaynağıdır. ESAD ile PKK/PYD arasındaki dayanışma hiçbir zaman zayıflamadı. Geçen yılın Mart ayında başlayan muhalif olaylardan hemen sonra bu dayanışma çok daha yüksek tehdit boyutuna çıkarıldı. Suriye cezaevlerindeki PKK/PYD’li mahkûmlar ile PYD’nin bu kadar etkili olmasında önemli rol oynayan Salih MÜSLİM olaylarla birlikte serbest bırakıldı. Karşılığında iki taraf için de tehlikeli olan ortak muhalifler teröristler tarafından öldürülerek ortadan kaldırıyor.

 

Yaşattığı acı hâlâ sıcaklığını koruyan Reyhanlı eylemi Suriye’nin farklı taşeronları kullanmak için bir an bile tereddüt etmeyeceğini göstermiştir. Bomba yüklü araçla gerçekleştirilen bu eylemde kullanılan patlayıcının deniz yoluyla Türkiye’ye sokulduğu ortaya çıktı. Suriye’nin devlet olarak ortaya çıktığı günden itibaren Türkiye’ye yönelik kaçakçılık faaliyetlerini istihbarat operasyonlarında kullandığı yüzlerce kez kanıtlanmış bir gerçektir. Reyhanlı eylemi bunun son kanıtıdır. Bu doğrultuda, dünyanın en büyük stoğuna sahip Suriye’den vx sinir gazının PKK/PYD’nin eline geçişinde de benzeri bir zincirin kullanılmış olabileceği gerçeğini görmek için fazla düşünmeye gerek yoktur. Bu zincirin halkaları El Muhaberat-Kaçakçı-PKK/PYD’den ibarettir.

 

PKK’nın Suriye’den sinir gazı alması bu yıl ortaya çıkarılan ikinci silahlanma olaydır. İlkinde Fransa’da, Adem UZUN ağır silah pazarlığı yaptığı sırada tutuklanmıştı. Ardından Paris’te üç kadın PKK’lının öldürülmesi geldi. Öldürülenlerin arasındaki en önemli isim olan Sakine POLAT’ın (CANSIZ) örgütün üst düzeyindeki rakiplerinin bizzat üstlenmeyecekleri kadar pis işleri yükledikleri maşa olduğunu biliyoruz. ÖCALAN tarafından tutuklanıp, yargılandıktan ve serbest bırakılmasından sonra PKK’nın zaten pis olan işlerinin en pislerini yerine getirmesi görevi verilerek cezalandırılıyordu. Henüz aydınlatılmamış olmakla beraber S. POLAT’ın silah alımı nedeniyle Paris’te olabileceği soruşturmanın başlıca cevap aradığı bir soru olarak öne çıkmaktadır. Ondan önce de Adem UZUN’un ağır silah alımı görüşmeleri yaptığı sırada tutuklanması PKK’nın silah gücünü dokunulmazlık seviyesine yükseltme çabalarının kanıtıdır. Söz konusu PKK’lının bir yıl kadar tutukluluğundan sonra geçenlerde serbest bırakılması aklandığına yorumlanmamalıdır. Çünkü tutuklandığında aylar süren istihbarat çalışmasıyla elde edilen kanıtlara dayanıldığı bizzat Fransız yetkililerce açıklanmıştı.(1)

 

 

Dipnotlar

 

(1) PKK’nın silahlanma ve bu bağlamdaki kadın teröristler cinayeti konusunu ele aldığımız yazılar:

Fransa’daki PKK Hakkında Unutulanlar: http://www.turksam.org/tr/a2818.html

Paris’in Karanlık Yüzü ve PKK: http://www.turksam.org/tr/a2823.html