Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Türkiye arasındaki ilişkiler son dönemde 9 Aralık 2016’da tutuklanarak cezaevine yollanan Pastör Andrew Craig Brunson’un ev hapsine alınması konusunda verilen karar sonrası yakın tarihin en gerilimli dönemine girdi. Pastör Brunson, ilişkilerin kilitlendiği nokta olarak görülse de iki ülke arasındaki sorunlar incelendiğinde Brunson’dan fazlası karşımıza çıkıyor ve bu sürecin üstesinden gelmek için iki taraf arasında Brunson konusundan daha geniş bir çerçevede uzlaşma sağlanması gerekiyor.

 

Brunson Neden Sorun Oldu?

 

Pastör Brunson konusundaki sorun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında görüşmeler gerçekleştiği 11-12 Temmuz 2018 tarihinde Brüksel’de düzenlenen NATO zirvesi sonrasında daha da büyüdü. Trump’ın ifadeleri incelendiğinde “İsrail’in gözaltına aldığı Türk vatandaşının (Ebru Özkan) Türkiye’ye dönmesi konusunda İsrail’i ikna etmek için yardımcı olduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Brunson’ı serbest bırakacağını düşündüğünü[1]” sözlerini vurguladığı görülmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken konu; herhangi bir anlaşma yapıldığına ilişkin bir ifadenin yer almaması ve Trump’ın kendi kişisel düşüncesini ifade etmesidir. Dolayısıyla Trump’ın kendi sözlerinden de belli olduğu üzere, ortada Türkiye’nin herhangi bir anlaşmayı bozduğuyla alakalı bir durum söz konusu değildir çünkü ortada Ebru Özkan – Andrew Craig Brunson takasına ilişkin herhangi bir anlaşma yoktur. Bu durum daha önce Washington Post’ta çıkan benzer mahiyetteki bir haberle alakalı olarak Türk yetkililer tarafından yapılan açıklamalarla da belirtilmişti.[2]

 

Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerde 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasındaki süreçte Türkiye’deki Amerikan misyon temsilciliklerinde çalışan Türk vatandaşları sebebiyle iki taraf arasındaki vizelerin bir süreliğine karşılıklı olarak askıya alınmasına şahitlik etmiştik. Dolayısıyla Brunson Davası, yakın zamanda Türkiye ve ABD arasındaki ilk problem de değil. Trump’ın tek taraflı beklentisi iki ülke arasında büyük bir krizin başlangıcı oldu; ama bunun altındaki yatan sebepler, Türkiye ve ABD’nin son dönemlerde farklı alanlardaki anlaşmazlıklar ve ABD iç siyasetinde azledilme tartışmaları içerisindeki Trump’ın kendi tabanını güçlendirmeye yönelik hamleleri de bulunuyor.

 

Trump’ın ABD İçerisindeki Sorunları

 

Donald Trump, ABD içerisinde medyadan yargıya, tecrübeli bürokratlardan siyasetçilere kadar uzanan birçok alanda, çeşitli kişilerle sorunlar yaşamaya devam ediyor ve Kasım ayında yapılacak Kongre seçimleri öncesinde kendisine bir çıkış arıyor. Trump, Rusya’nın ABD seçimlerine karışarak sonuçları kendi lehine etkilediği ile ilgili iddialarla uğraşırken öte yandan seçim kampanyası süresince toplanan paraları kişisel harcamalarındaki kullandığı ile ilgili tartışmalar sebebiyle köşeye sıkışmış durumda… Kendi popülist söylemi ekseninde oy aldığı taban içerisinde öneme sahip Evanjelist kitlenin oylarını Brunson’a yönelik söylemiyle diri tutmaya çalışıyor. Trump ile birlikte ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo gibi Evanjelistler açısından önemli isimlerin ön plana çıktığı bilinen bir durum. Evanjelistlerin Trump yönetimi üzerinde etkinliğinin artırdığı bir süreç yaşanıyor ve bu durum Pastör Brunson’ın Evanjelist kimliğinin öne çıkarılarak Türk – Amerikan ilişkilerinde sembolleştirildiği bir söyleme kapı açıyor. Demokratlar, son dönemde birçok skandal üzerinden eleştirdikleri Trump’ı Kasım seçimlerinde güçsüz bir duruma düşürerek 2020’deki başkanlık seçimlerine daha kuvvetli girmek isterken, Trump da hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da Cumhuriyetçilerin ağırlığını muhafaza ederek kendini garantiye almak istiyor. 26 Ağustos 2018 itibariyle ABD içerisinde çeşitli kuruluşlar tarafından yapılan anketlerin ortalamasına bakıldığında Demokratların oyu 47.4, Cumhuriyetçilerin oyu ise 40.6 olarak karşımıza çıkıyor.[3] Bu noktada, sonuçlar Trump’ın işinin hiç de kolay olmadığını gösteriyor. Trump’ın Brunson üzerinden gerginliği tırmandırma söyleminin bir bakıma iç siyasette kendisine avantaj sağlama stratejisi olarak da kurgulandığını göz ardı etmemek gerekiyor.

 

Brunson Tek Sorun mu?

 

Trump döneminde “Make America Great Again” (MAGA) anlayışıyla dış politikada ticaret ve finansın Amerikan dış politikasının birinci maddesi haline geldi. Trump, selefleri olan George W. Bush’un Afganistan ve Irak’ta işgalleri ya da Barack Obama’nın Libya ve Suriye’deki gibi hava operasyonları ile değil kendisine maddi olarak maliyet getirmeyecek ekonomik operasyonlarla ilerlemeye başladı. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’ndan (NAFTA) Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilere, Çin ile ticaretten NATO bünyesindeki harcamalara kadar Trump, ekonomiyi önceliğe aldı. Pastör Brunson, ABD iç siyasetinde Trump için bir araç olarak kullanılmaya çalışılmasının yanında aslında Türkiye ile anlaşmazlıklar sonucunda benimsenecek politikaların uygulanması için de bir araç olarak kullanılıyor. Türkiye ile ABD arasında ilişkiler Brunson düzlemine kilitlenerek Türkiye, ekonomisi üzerinde manipülatif hamlelerle zorda bırakılmaya çalışılıyor. Türkiye ile ilişkilerde de Brunson krizi çerçevesinde Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik ABD Hazine Bakanlığı Magnitsky Yasası üzerinden yaptırım kararları alınmıştı. Öte yandan, Türk lirasının değerinin düşürülmesine yönelik manipülasyonlarına başlayan ABD, Trump’ın Twitter’dan yaptığı açıklamayla Türkiye’den çelik ve alüminyuma ek vergi getirdi ve ABD Senatosu’nun Dış İlişkiler Komisyonu Türkiye’nin uluslararası kuruluşlardan kredi almasını kısıtlayan bir tasarıyı kabul etti. Bunların yanında Kongre’de Türkiye’nin de bir ortağı olduğu proje bünyesinde üretilen F-35’lerin Türkiye’ye teslimatının engellenmesine ilişkin karar alındı.

 

Sadece son süreçte, Amerikan yetkililerin açıklamalarına bakıldığında bile birçok alanda sorunların olduğu görülebiliyor. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, “Türkiye Pastör Brunson’ı serbest bırakırsa kriz anında çözülür[4]” açıklamasında bulunurken, diğer yandan Türkiye’ye gelen Amerikan heyeti yapılan görüşmelerde “S-400’den vazgeçerseniz, F-35 kararından vazgeçeriz[5]” mesajı verdi. Görülen o ki, Brunson konusunda ilişkiler kilitlendi; ama ilişkileri açacak anahtar tek başına Brunson değil. Türkiye’nin Çin’den 3,6 milyar dolarlık kredi alması, Türkiye’nin Rusya’nın son süreçte Akkuyu Nükleer Santrali, Türk Akım, S-400 hava savunma sistemleri gibi alanlarda işbirliğine gitmesi ABD’yi rahatsız ediyor. Öte yandan, ABD’nin Suriye’de terör örgütü PKK/YPG’ye desteği, Türkiye’nin ısrarlarına rağmen FETÖ elebaşının iadesiyle ilgili herhangi bir adım atmaması ilişkilerdeki güven problemini oluşturan etmenlerin başında geliyor. Türkiye’nin Halkbank davasına ilişkin hoşnutsuz bir tavır içerisinde olması da burada belirtilmesi gereken bir diğer nokta. Bir de bunlara Türkiye’nin İran’a yönelik yaptırım kararına katılmayacağını açıklaması ile konu tam bir kördüğüme dönüşmüş durumda… Bir diğer deyişle, Brunson bütün bu sorunların sembolü olarak gerginlik kaynağı oluşturuyor.

 

Değerlendirme

 

Türkiye ve ABD ilişkilerinin Brunson temelinden çıkarılıp daha geniş bir perspektifte ele alınarak uzun vadeli politikalar üretilmeden kalıcı bir çözüm kısa vadede zor gibi gözüküyor. ABD’nin Türkiye üzerinde baskısı Türkiye’yi Rusya-Çin-İran eksenine yaklaştırırken öte yandan son dönemlerde sıfıra inen Avrupa ülkeleri ile temasını da artırdı çünkü Türkiye ekonomisinin zarar görmesi Avrupa ile Türkiye arasındaki finans akışı ile birlikte değerlendirildiğinde Almanya, Fransa gibi ülkeler için de büyük sorunlar yaratacak bir ekonomik probleme davetiye çıkarabilir. Özellikle sorunlu Orta Doğu bölgesi ve kritik Avrasya coğrafyası açısından önemi yadsınamayacak bir NATO müttefiki olan Türkiye ile ilişkilerin gerilmesi, bölgede ABD’nin daha fazla yalnızlaşmasına sebep olabilir.

 

Türk yargısının Brunson konusunda haklı tezlerinin anlatılması noktasında nihai kararını bir an önce vermesi ve bunun meşruiyetinin kapsamlı şekilde anlatılması gerekiyor. Ayrıca, Brunson konusunun ABD kamuoyuna anlatılması noktasında Trump’ın “fake news” olarak damgaladığı ana akım medyanın daha aktif kullanılması Türkiye açısından olumlu sonuçlar verebilecektir. Türkiye’nin haklılığının ortaya konması konusunda, son süreçte Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun USA Today’de ile Vaşington Büyükelçimiz Serdar Kılıç’ın Wall Street Journal’da yayınlanan makaleleri Türkiye’nin tezlerinin anlatılması ve Türkiye’nin doğru anlaşılması noktasında son derece önemli rol oynadı.

 

Öte yandan, bu tür davaların siyasi bir yönünün bulunduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla bu süreçlerin bir takas ile sonuca kavuşturulması daha önce ABD’nin birçok ülkeyle başvurduğu bir yöntemdir. ABD’nin arasının kötü olduğu İran ile mahkum takası, Rusya ile casus takası yapan ve Kuzey Kore ile savaş esirlerinin alınmasına yönelik uzlaşılara benzer bir süreç ABD’nin müttefiki olarak tanımladığı Türkiye ile de pekala gerçekleşebilir. Yalnız, bunun için öncelikle Amerikan yetkililerin Türkiye’ye yönelik tehdit dilinin bir yana bırakılması ve öncelikle güven inşasının başlaması gerekiyor. Aksi takdirde, Brunson konusu sonuçlansa da başka bir konu öne çıkar ve ilişkileri kilitlemeye devam eder.

 

(Bu makale “Pastör Brunson ve Sorunlar Ekseninde Türk – Amerikan İlişkileri” başlığıyla Diplomatik Gözlem dergisinin Eylül 2018 sayısında yayınlanmıştır. Makalenin İngilizcesi ise “Turkish-American Relations In Light of Pastor Brunson and Other Problems” başlığıyla Diplomatic Observer dergisinin Eylül 2018 sayısında yer almıştır.)

 

[1] Trump vows ‘no concessions’, Turkey’s lira stays under pressure, Reuters, 21 Ağustos 2018, https://www.reuters.com/article/us-turkey-currency/trump-vows-no-concessions-turkeys-lira-stays-under-pressure-idUSKCN1L60K7, Erişim Tarihi: 27 Ağustos 2018.

[2] ‘Ebru Özkan, Trump’ın isteğiyle serbest bırakıldı’ iddiasına Türkiye’den yanıt, CNN Türk, 27 Temmuz 2018, https://www.cnnturk.com/turkiye/ebru-ozkan-trumpin-istegiyle-serbest-birakildi-iddiasina-turkiyeden-yanit, Erişim Tarihi: 26 Ağustos 2018.

[3] 2018 Generic Congressional Vote, Real Clear Politics, 26 Ağustos 2018, https://www.realclearpolitics.com/epolls/other/2018_generic_congressional_vote-6185.html#polls, Erişim Tarihi: 27 Ağustos 2018.

[4] ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton: Türkiye Pastör Brunson’ı serbest bırakırsa kriz anında çözülür, BBC Türkçe, 22 Ağustos 2018, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45268614, Erişim Tarihi: 27 Ağustos 2018.

[5] Ankara’daki ABD heyetinden mesaj: S-400’den vazgeçerseniz, F-35 kararından vazgeçeriz, Haber Türk, 27 Ağustos 2018, https://www.haberturk.com/ankara-daki-abd-heyetinden-mesaj-s-400-den-vazgecerseniz-f-35-kararindan-vazgeceriz-2119513, Erişim Tarihi: 28 Ağustos 2018.