İndirdiğimiz Suriye yolcu uçağındaki yük Rusya’nın Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) engellemelerine rağmen Suriye’ye askeri malzeme desteğini verdiğini ortaya çıkaran bir kanıt haline dönüşmek üzere. En hafifinden büyük bir diplomatik krizi göze alarak gerçekleştirdiğimiz bir fiili durumda yükün niteliğinin açıkça ve süratle ortaya konması büyük önem taşımaktadır. Diğer taraftan; Türkiye, diplomatik kargosuna müdahale ettiği için Rusya’nın benzeri bir müdahaleyle karşılık vermesine hazırlıklı olmalıdır.

 

Varılacak noktanın bu olacağı önceden belliydi: geçen Haziran ayında Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary CLINTON, Suriye’ye gizli yollardan silah sevk ettiğini bildirdiği Rusya’yı açık ifadelerle suçlamıştı. Küresel iki gücün irade mücadelesine dönen bu tartışmada Rusya, savunma amaçlı silah gönderdiğini ve daha önceden yapılmış anlaşmaların gereğini yerine getirdiğini öne sürerek ABD suçlamasını savuşturmaya çalışmıştı. Sıkıştırıldığı köşeden çıkmaya çalışan Şam,  dikkatleri başka yöne çekmek için Türkiye’nin isyancılara anti-tank gibi ağır silahlar verdiğini, Suudi Arabistan ile Katar’ın da para yardımında bulunduğunu bildirmişti. Rus Dışişleri Bakanı Sergei LAVROV da ABD’yi hedef alan açıklamalarla Şam’a destek vermişti.

 

Karşılıklı restleşmelerde, Amerikan tarafı Rusya’nın Şam’a MI-17 helikopterleri verdiğini ve isyancılara karşı kullanıldığını ileri sürdü. Bu iddiayla birlikte Rusya’nın başlıca silah üreticisi Rosoboronexport’un adı geçti.

 

Söz konusu Rus silah üreticisinin adı bu kez Esenboğa’ya indirilen uçakla bir kez daha geçti. Şirket, uçakta uluslararası sözleşmelere aykırı yük bulunduğunu adeta kabul eder bir ifadeyle kendilerinin bu olayda yer almadıklarını bildirdi.

 

Son olaydan ayrıca Rusya’nın doğrudan veya dolaylı olarak bulunduğu ve ortaya çıkarılan örtülü silah gönderme operasyonlarının sayısı az değildir. En son olayda; geçen yıl 6. Filo tarafından durdurulan Rus gemisinde arama yapıldı. Güney Kıbrıs’ın Limasol Limanı’na çekilen geminin aranması sonucunda İran’dan Suriye’ye Hamas’a gönderildiği ileri sürülen silah ve mühimmat bulundu. Bu olaya şiddetli tepki gösteren Rusya, G. Kıbrıs’ı aralarındaki ticareti kesmekle tehdit etti.

 

Suriye uçağıyla birlikte aniden alevlenen bu olayla da görüldüğü üzere: Ülkelerin yasallık kılıfına büründürdükleri örtülü operasyonlarla sınır aşırı ülkelere silah ve mühimmat ulaştırmaları yaygın bir uygulamadır. Hava, deniz ve kara yollarından alıcı ülkeye ya taşıdıkları yükün uluslararası sözleşmeler ve kurallara uygun olması ve bu durumun ilgililere bildirilmesi zorunludur. Ancak bu kuralın bildirime aykırı niteliğinin gizli tutulmasıyla çiğnenmesi sıkça başvurulan bir yoldur. Bir diğer yol ise diplomatik kargodur. Bu yolla sevk en güvenli ancak sınırlı miktarda ve karşı tarafın dikkatinden kaçırılması en zor usuldür.

 

Transit ülkenin söz konusu yüke bir müdahalesi kaçınılmaz olduğunda altından kalkılması zor bir diplomatik krizin doğması çok muhtemeldir. Hele ki, müdahale edilen yük diplomatik kargo olarak bildirilmişse sonuçları ilişkileri kopma noktasına kadar gidebilir. Olası bu sonuçlar nedeniyle müdahalenin isabetli ve doğru istihbarata dayandırılması zorunludur.

 

Türkiye bulunduğu coğrafya nedeniyle çok uzağımızdaki ülkelerin bile örtülü silah sevk operasyonlarının ısrarlı geçiş güzergâhı olmuştur. Bölge ülkelerinin arasındaki savaşlar, isyanlar ve muhalif hareketleri destekleyen ülkeler ulaşım yollarımızdan hep yararlanmışlardır. Libya İran’a, Rusya Suriye’ye ve Orta Doğu’ya bu yolla askeri malzeme göndermişlerdir.

 

1987 yılında Amerikan Başkanı Ronald Reagan zamanında ortaya çıkarılan IRANGATE olarak adlandırılan olayda Türk hava sahasının kullanılmış olması nedeniyle iç politikada sert tartışmalar yaşanmıştı. Bu olayda; ABD, İran’da Devrim Muhafızları tarafından rehin alınan yedi askerini kurtarmak amacıyla yürüttüğü gizli görüşmelerin gereği olarak el altından bu ülkeye silah yedek parçası göndermişti. Bir başka olayda, İran-Irak savaşı sırasında Fransa, ticari kargo bildirimiyle gizleyerek Irak’a askeri malzeme sevk etmişti.

 

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) Afganistan’ı işgalinden sonra CIA, mücahitlere onbin tonlarla ifade edilen silah ve mühimmat sevk etti. Deniz yoluyla Karaçi limanına, havayoluyla da Rawalpindi havaalanına getirilen askeri yük, buralarda Pakistan istihbarat teşkilatı ISI tarafından teslim alınıyordu. ISI karayoluyla ve sivil kamyonlarla bu yükleri yıllarca Afganistan’ın içlerine taşıdı. Operasyonun gizlilik içerisinde mükemmel işlediği en küçük bir sızıntı olmamasından ve ancak SSCB’nin çekilmesinden sonra bizzat yapılan açıklamalardan öğrenilmesine bakılarak değerlendirilmelidir.

 

Bulgaristan Doğu Blok’u üyesi olduğu yıllarda ünlü silah şirketi KINTEX aracılığıyla deniz ve karayolundan Ortadoğu ve Kara Afrika ülkelerindeki savaşan taraflara silah ve mühimmat sevk etti. Bir ucu batı, diğer ucu ise doğu ve güney komşularımızda olan bu operasyonun büyük bölümünün topraklarımızdan geçmesi nedeniyle MİT yoğun çalışmalarda bulunmuştu. Karayollarında SOMAT isimli Bulgar nakliyat şirketine ait tırlar ile karasularımızdan geçen üçüncü ülke bayraklı gemilerin her biri istihbarat teşkilatımızı oldukça meşgul etmişti.

 

Örtülü operasyona konu silah ve mühimmatın alıcısı çoğu zaman terör örgütleridir. Hasım ülkelerin terör örgütlerini silah ve mühimmat bakımından bu türlü gizli sevkiyatlarla desteklerler. İşte böyle bir olayda: Hatay ve Şanlıurfa’da altı tırda ele geçen silah mühimmatın arasında uçaksavar, mayın ve havan mermisi bulunuyordu. Türkiye söz konusu silah ve mühimmatın Lübnan’daki PKK kamplarına gittiğini belirledi. İsrail ise Hizbullah’a gönderildiğini öne sürdü. Tır’lar İran’dan geliyordu. Yükleme belgelerinde mum, motor yağı ve parafin olduğu belirtilmişti.

 

Geçen yıl Mart ayında İsrail, İran’dan Filistin’e gönderildiğini öne sürdükleri 50 ton civarındaki askeri malzemeye el koymuştu. Gemi Suriye’den Mısır’ın İskenderiye limanına gidiyordu. İsrail’in açıklamasında karadan denize C-704 tipi füze ile 60 ve 120 mm’lik havan topu mermilerinin bulunduğu ifade edildi.